PKK terör örgütünün kuruluşundan bu yana arkasındaki destekçi ülkelerden biri ve başta geleninin ABD olduğunu sanıyorum bilmeyen kalmadı. Bunu görmek için de özel istihbarat kaynaklarına gerek yok. Medyaya yansıyan birkaç haberle bile PKK/YPG ile birlikte düşmanlarımızın başında ABD’nin geldiğini görmek mümkün. Buna rağmen Türkiye ABD ile ilişkilerini bir türlü gözden geçiremiyor, düşmanlarımızın dostunun bize dost olmayacağı nedense görülmek istenmiyor.
Bu köşede çeşitli kereler, Suriye’deki PKK/YPG kamplarını ziyarete gelen ABD yetkililerinin görüntülü haberleri medyaya yansıyor ve bunlara köşemizde dikkat çekmeye çalışıyoruz. Bunun ötesinde ABD’nin terör örgütlerini özel paralı askerler olarak kullandığının da bilinmeyen yanı yok. Kısacası, ABD, ülkemizin 40 yılı aşkın bir süreden beri mücadele ettiği terör örgütlerini her bakımdan desteklemeye, hatta bu terör örgütlerinin bütçesini finanse ettiğinin de bilinmeyen yanı kalmadı. Kaldı ki, bunu yaparken gizlemeye de gerek duymuyorlar. Çünkü bölgemizin kontrolünü ele geçirmişler. Son olarak medyaya yansıyan , “Washington terör örgütüne destekte hız kesmiyor, ABD’den PKK/YPG’ye 242 milyon dolar bütçe başlığı altında yer alan haberde yıllardan beri sürdürülen desteğin devam ettirildiği açıkça görülüyor. Bu noktada bölgemize yönelik ABD’nin uygulamaya koyduğu , “Büyük Ortadoğu Projesi uygulanmasının yani, bölge ülkelerinin ufak parçalara ayrıştırılmasının bunun yolunun da öncelikli olarak bölge ülkelerini karıştırmaktan geçtiğinin artık bilinmeyen bir yanı kalmadı. Bu arada Büyük Ortadoğu Projesi’nin Büyük İsrail Projesi’nin hayata geçirilmesi yönündeki bir uygulama olduğu da biliniyor. Çünkü Büyük Ortadoğu Projesi’nin ilk gündeme geldiği günlerde bölge ülkelerinin kaçar parçaya ayrılmasının hedeflendiği haritası ile birlikte medyaya yansıdı.
Olayın bir başka boyutu da söz konusu Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanlığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’da idi. Son yıllarda bu konu gündemden çıkmış gibi görünse de projenin uygulamada olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Son zamanlarda iyice azıtan Haçlıların İslam düşmanlığı ile bu konu birlikte değerlendirildiğinde dünyanın bazı ülkeler tarafından adeta işgal edildiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu işgalcilerin başında ABD geliyor. Yukarıda da dikkat çekmeye çalıştığım gibi, terör örgütleri ve teröristler İslam dünyasında paralı askerler olarak kullanılıyor. Böyle olmasa haberde de belirtildiği gibi ABD Senatosu 886 milyar dolarlık savunma bütçesine Suriye’de PKK/YPG’li teröristlerin faydalandığı fona 242 milyon dolar ayrılır mıydı?
Belki bütçede ayrılan fon az görülebilir. Ancak, ABD’nin bölgemizdeki terör örgütlerine verdiği destek sadece 242 milyon dolardan ibaret değil. Her türlü silah ve cephane desteğinin yanında teröristlerin eğitilmesi de dahil destek veriliyor. Bölgeye yönelik geleceğe dönük plan ve projeler birlikte uygulanıyor.
Kısacası tüm bu gerçekler ortada iken ABD’den hala yeri geldiğinde dost ve müttefik olarak bahsedilmesinin ne kadar doğru olduğunun gözden geçirilmesi gerekmez mi? Bir adım daha atacak olursak ülkemizin düşmanlarını destekleyen ABD ve diğer ülkeleri dost ilan etmek, kendimizi ve insanımızı kandırmak olmaz mı?
Bu noktada aslında ABD ve AB arasındaki ilişkiler dikkatli incelendiğinde bir Haçlı ittifakı oluşturulduğu ve bu ittifak içinde Müslümanlara yer olmadığını görmek zor olmasa gerek. Bunu görmek için ülkemizin AB kapısında 60 yıldır bekletiliyor oluşu bile yeterlidir. Bu bakımdan artık Haçlıların eteğine yapışmaktan vazgeçerek bu zalimlere karşı yeni bir cephe oluşturmak gerekiyor. Bunun yolu da İslam Birliği’nden geçiyor. Çünkü düşmanlarımızı dost olarak nitelendirmek onları dost yapmıyor.