İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk soruşturmasından tutuklanmasından sonra CHP’nin yaptığı mitingleri görmeyen medyada yer alan reklamlardaki ürünlerin satın alınmaması için CHP Lideri Özgür Özel bir boykot başlattı.
2 Nisan’daki boykot başarılı oldu mu olmadı mı bilmiyoruz… Zira elimizde bir veri yok.. Ama BDDK’nın verilerine göre 2 Nisan’da yapılan kartlı harcamaların Mart ayı ortalamasının üzerinde olduğuna dair bir haber vardı dün ajanslarda.
Boykotu iktidar kanadı sert dille eleştirdi… Bir çok bakan esnaflara giderek ellerindeki market sepetlerini doldurdu. İyi de oldu… Böylece memleketteki hayat pahalılığını bizzat gözleriyle görme fırsatı yakalamış oldular.
Zira memleket cayır cayır yanıyor.. Açlık sınırının altında maaş alan emekliler, çarşı pazarlara akşam saatlerinde çıkarak çürük çarık sebze meyve alıp, market market dolaşıp fiyat karşılaştırması yaparak bütçelerini denkleştirmeye çalışıyorlar. Asgari ücretlinin durumu da fecaat..
En son açıklanan enflasyon rakamlarından sonra asgari ücretlinin maaşı yine eridi… TÜİK şaibeli enflasyon rakamlarında enflasyonu yüzde 38 civarında gösterirken, bağımsız araştırma grubu ENAG ise yüzde 75 olarak açıkladı.
Peki biz bunlardan hangisine inanacağız? Enflasyon dolayısıyla maaşlarımız daha cebimize girmeden cüzdanımızda erimekte… İktidar “Enflasyonu tek haneli rakamlara indireceğiz” diyor ama hiç kimse onlara inanmıyor. Emekliler, “Yeter ki hayat pahalılığı dursun, enflasyon dinsin, bizim maaşlarımıza zam yapılmasın” diyerek tepki gösteriyorlar. Bu arada emekli ikramiyelerinin başladığı günden bu yana bir ilk yaşandı. Emekliler ilk defa tenkisatlı olan ikramiyelerini bayramdan sonra aldılar.
Bunun sebebi de İmamoğlu’nun tutuklanmasıydı… Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde emekli ikramiyelerinin 4 bin TL’ye çıkarılması görüşmelerinde arbede çıkmış, CHP’lilerle AK Partililer arasında tartışma yaşanmış, emekli ikramiyelerinin bayramdan önce tam olarak ödenmesi işi askıya alınmıştı. Emekliler önce 3 bin liralık ikramiyelerini aldılar, bayramdan sonra da bin liralık ikramiyelerini aldılar.
Gelelim boykot meselesine… Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı boykot çağrılarının sadece kendilerini görmeyen medya organları ve bu medya organlarında yayınlanan ürünlerin satın alınmaması yönünde değil, çok daha kapsamlı ve nitelikli bir boyutta olmasını arzulardık. Cumhuriyet Halk Partisi, bizim aylardır gündeme getirdiğimiz Siyonist İsrail’e can damarı olan ürünlerin satın alınmaması için boykot yapmalıydı.
Milli ve yerli ürünlerin satın alınmaması yönünde yapılan boykotu biz desteklemiyoruz. Boykot ama kime? Ramazan bayramı boyunca Siyonist İsrail, Gazze’de yüzlerce Müslüman kardeşimizi şehit etti, yüzlercesini yaraladı.
Bizim burada satın aldığımız Siyonist İsrail’e can damarı olan barbarları destekleyen gıda, içecek, temizlik maddeleri gibi ürünler, Gazze’deki kardeşlerimizin üzerine yağan bomba oluyor, sıkılan kurşun oluyor… Gazze’de şu anda müthiş bir insani dram yaşanıyor.. Hamas ile vardığı ateşkesi ihlal ederek 18 Mart’tan itibaren yeniden Gazze Şeridi’ne saldırılar başlatan Siyonistler katliamlarına devam ederken, bir yandan da insani yardım girişlerinin izin verilmemesi dolayısıyla Gazzeliler açlık, susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya… Tıbbi yardımlar kesildiği için Gazzeliler büyük mağduriyet içinde… Gazze’de fırınlar çalışmıyor… Ekmek yok… İnsanlar bir lokma ekmeğe muhtaç durumdalar. Biz ise bambaşka şeylerin peşindeyiz. Gazzeli kardeşlerimiz aç bi ilaç vaziyette şehadete yürürken, başımızı yastığa koyup nasıl mışıl mışıl uyuyabiliyoruz? Nasıl böylesine siyasi saiklerle başlatılan bir boykot için, uyalım mı uymayalım mı tartışmalarına girebiliyoruz? Gazzeli kardeşlerimize bir faydamız yok, bari Siyonist İsrail’e destek veren firmaların ürünlerini almayalım, kardeşlerimize kurşun sıkılmasına müsaade etmeyelim. Tüm dünyanın başına melanet olan Siyonizm belasını defedebilmek için üzerimize düşen yükümlükleri fazlasıyla yerine getirelim. Peygamber Efendimiz (sav)’in şu hadisi şerifini de unutmayalım… “Kim bir kötülük görürse eliyle düzeltsin, eliyle düzeltemiyorsa diliyle düzeltsin, diliyle düzeltemiyorsa kalbiyle buğzetsin… Kalbiyle buğzetmesi onun imanının en zayıf derecesidir”…