Türkiye'yi derinden sarsan ve tatil umuduyla geldikleri otelde dört canın toprağa verildiği o korkunç ihmaller zincirinin davasında bugün tansiyon zirve yaptı. İstanbul'da görülen duruşmada gözyaşları sel olurken, sanıkların pes dedirten savunmaları adalet arayanların adeta kanını dondurdu. Vatandaşın günlerdir sonucunu beklediği davada, akılalmaz ihmaller tek tek gün yüzüne çıktı.
"3 Kuruş Fazla Para İçin Değdi Mi?"
Duruşmaya damga vuran anlar, tüm ailesini toprağa veren acılı dede Yılmaz Böcek'in feryatlarıyla yaşandı.
Mahkeme salonunda sanıkların gözünün içine baka baka konuşan acılı adamın, "İki kuşağımı yok ettiler. Benim torunlarım büyüyecekti, yuva kuracaktı. 3 kuruş fazla para kazanmak için değdi mi?" şeklindeki sözleri tutanaklara geçerken, salonda buz gibi bir rüzgar estirdi. O korkunç gecede saniyelerin bile ölüm kalım savaşı demek olduğu vurgulanırken, görevlilerin kapıyı kilitleyip gitmesine isyan edildi.
Kilitli Kapı İçin Akılalmaz Savunma
Facianın yaşandığı gece otelin kapısını kilitleyerek ambulansın içeri girmesini engelleyen ve bugün tahliyesine karar verilen resepsiyon görevlisi Muhammad Moeen Ud Din Chishti'nin sözleri herkesi şoke etti. Gece yarısı acıktığı için yemeğe gittiğini ve bu yüzden kapıyı kilitlediğini anlatan sanık, kendini "Çıkarken anahtarı da cama yapıştırdım. Telefon numaram camda asılıydı." sözleriyle savundu.
İlaçlamadan hiç haberi olmadığını iddia eden görevlinin, kapı önüne gelen ambulansı görünce geri dönüp kapıyı açtığı aktarıldı.
Pes Dedirten "Eğitim" İtirafı
Mahkeme koridorlarında yankılanan en sarsıcı itiraf ise ilaçlama firmasının sahibi Zeki Kışı'dan geldi. İlaçların içeriğini sadece ustaların bildiğini, kendisinin sadece parayı verdiğini kaydeden firma sahibi, "Biz çalışanlara eğitim vermedik. Benim şirketim temizlik şirketi olarak geçiyordu." ifadelerini kullandı.
Bu akılalmaz rahatlık üzerine mahkeme başkanının araya girerek, "Çarşambanın gelişi perşembeden belli olur. Hiçbir tedbir almamışsın." diyerek sanığa çok sert çıktığı dikkatlerden kaçmadı.
WhatsApp Üzerinden Ölüm Anlaşması
Zehri odaya sıkan ve asli kusurlu bulunan Doğan Caferoğlu'nun işe alınma süreci ise ihmalin belgesi niteliğindeydi. Maddi sıkıntılar yüzünden bir WhatsApp mesajıyla işe başladığını belirten sanık, 11 Kasım 2025'teki o kara günde ilacı suyla seyreltip odaya nasıl sıktığını detaylarıyla anlattı. Temizlik personeli olarak girdiği işte son derece tehlikeli bir kimyasalı uyguladığı ifade edildi.
Otel Sahibinden İlginç Çıkış
Olay sırasında bacağındaki yara nedeniyle otele uğrayamadığını söyleyen otel sahibi Hakan Oğlak, firmayı sadece internetteki Google puanlarına bakarak seçtiklerini dile getirdi. Suçlamaları reddeden Oğlak'ın, "101 numaralı odada yapılan ilaçlamanın 202 numaralı odayı etkilemesi imkansızdır." şeklindeki savunması da kayıtlara geçti.
Dosyadaki raporda aynı ilaçlama firmasının daha önce de başka bir çocuğu zehirlediği gerçeği gün yüzüne çıkarken, gözler şimdi ertelenen duruşmada verilecek olan nihai kararlara çevrildi.




