Rahmetli Erbakan Hocam bundan 45 yıl önce Birleşmiş
Milletler denen teşkilatın 5 sömürgeci ülkenin çıkarlarını korumak için
kurulduğunu insanımıza anlatmaya çalıştı. BM nin kuruluşundaki çarpıklığı,
alınan karalarda etkili olabilecek bir Müslüman ülkenin Güvenlik Konseyi daimi
üyeleri arasında bulunmadığını önce İslam dünyasına, sonra da tüm mazlum
milletlere göstermeye çalıştı. Bu bakımdan BM örgütünün ıslah edilerek sadece
mazlumları koruyucu bir yapıya kavuşturulmasının mümkün olmadığını, bunun için
alternatif olarak Müslüman ülkelerin bir araya gelerek birlik oluşturması
gerektiğini teklif olarak sundu. Sunmakla da kalmayarak İslam Birliği ne giden
yolda önemli bir adım olarak D-8 i oluşturdu. D-8 oluşumunun önemini zalimler
anladıkları için içerideki piyonlarını ve maşalarını devreye sokarak postmodern
darbeyi gerçekleştirdiler.
İslam dünyasında
akan kana bakıp sadece BM yi suçlayarak işin içinden çıkmak, sorumluluktan
kurtulmak mümkün değildir. Sorumluluktan kurtulmanın yol D-8 i daha aktif hale
getirmek, hayatın her alanında ortak projeler üreterek bunları uygulamaya
koymaktır. Bunu yapmadan istediğimiz kadar BM insanlıktan çıktı diye bağırıp
duralım yeryüzündeki zulmü ve adaletsizliği ortadan kaldırmak mümkün
olmayacaktır.
BM nin varlık sebebini ve gerçek yüzünü ortaya koymak
adına elbette eleştirilerimizi dile getireceğiz. Bunu yapmadan mazlumları
zalimlere karşı uyandırmak mümkün olmaz. Ancak, her gün BM den şikâyet etsek de
dünyayı uyandırmak mümkün olmayabilir. Bunun için zalimlerin zulmüne ve
sömürüsüne son vermenin yolu bir yandan BM nin yüzündeki sahte insanlık
maskesini indirmeye çalışırken öbür yandan da mazlumları temsil edecek ve
onların haklarını samimi olarak korumayı hedef edinmiş örgütlerin hayata
geçirilmesi gerekiyor. Çünkü zalimlerin laftan anlamadığını görüyor ve
biliyoruz. Zalimlerin zulmünü önlemenin yolu karşılarına güç olarak
çıkabilmekten geçiyor. Kısacası mazlumların ayağa kalkmasından başka kurtuluş
yolu yoktur. Buna karşılık birilerinin zalimlerin çok güçlü olduğunu, onlarla
başa çıkılamayacağını söylemelerinin bir anlamı yoktur. Çünkü ayağa
kalkılmadığı sürece zalimlerin sömürü ve katliamlarını zaten
sürdürecekler/sürdürüyorlar. Yani mazlumlar sessizce gelişmeleri seyretmekle
onların katliamından ve zulmünden kurtulamıyorlar. Bu bakımdan ayağa kalkıp
direniş sergilenebildiği takdirde zalimlere diz çöktürmek mümkün olabilir. Diz
çöktürmekten maksadımın aman dilemeleri değildir. Bir karşılık göreceklerini
anlamaları tek taraflı istekler sıralamak ve emirler yağdırmak yerine pazarlık
ve anlaşma yollarını aramalarına vesile olabilir.
Kaldı ki, artık dünya çok değişmiş, olayların görünmeyen
yönleri de görülür ve anlaşılır hale gelmiştir. Yani, dünya kapalı bir kutu
olmadığı gibi, sömürgeci zalim güçlerde bu yönlerini gizlemeye bile gerek
duymuyorlar. Öte yandan BM nin insanlıktan çıktığını görmek ve anlamak için
ülkelerini terk etmek zorunda kalmış milyonlarca Suriyeli mülteciye karşı
sergilediği duyarsızlıktan ibaret değildir. Yeryüzünde BM denen örgütün
Müslümanlara karşı oluşturulmuş bir teşkilat olduğunu gösteren yüzlerce,
binlerce olay vardır. Tüm bunlara rağmen BM nin gerçek yüzünü göremeyenler
varsa onlar ya kör ve sağırdırlar ya da sömürgeci güçlere teslim olmayı
çıkarlarına uygun görüyorlardır.