Kitaplıkta okunmayan ve okunmak için sırasını bekleyen kitaplardan biri de “Milli Görüş Hareketin Öncüleri”ydi. Ramazan’ın bereketiyle bir solukta okundu. Kitap bir akademik disiplin içinde yazılmasına rağmen gayet akıcı ve okunaklı hazırlanmış. Konuyla ilgilenenler bilirler, akademik yazınlar genellikle yazanları, tezin/makalenin danışanları bir de editörleri tarafından okunan, başka insanların çok okumadıkları metinlerdir. Bu kitabı okumaya başladığınızda elinizden bırakamıyorsunuz. Milli Görüş’ün öncü isimlerini böyle akıcı bir şekilde ele almak kolay bir iş değildir. Editörlüğünü Dr. Muhammed Maruf ve Yusuf Yalanız’ın yaptığı kitap Nobel Akademik Yayınlarından çıktı.

Büyüklerimizle yan yana geldiğimizde sohbetin değişmeyen konulardan biri de çocuklarımıza, gençlerimize örnek isimlerin olmadığı, gençlerimize özgüven verecek büyük isimlerin eksikliği meselesi oluyor. Bir milleti ayakta tutan ve gelecek yüzyıla taşıyacak olan “hikâyesi” olan “kahramanları”dır. Birçok millet varlıklarını devam ettirmek için kahramanlık hikâyeleri uydurmuştur. Kahramanların gerçek olup olmamasının önemi yoktur. Örneğin Amerika gibi köksüz bir medeniyet bile kendince kendi kahramanlarını Hollywood film platolarında üretmiştir. Hollywood yapımı bu kahramanlarla kendi halkını diri tutmaya çalışırken kültür emperyalizmi vasıtasıyla da diğer ülkelere bu kahramanları ihraç ederek “Büyük Amerika” algısını oluşturmuştur. Amerika’nın sinema endüstrisi ile insanlığa yaptıkları da başka bir konunun yazısı. Biz kahraman uydurmaya ihtiyacı olmayan bir milletiz. Lakin “hikâyesi”ni de anlatamayan, kahramanlarını fark edemeyen bir milletiz. Özellikle son yüz yılda beraber yaşadığımız, yaşamlarına da tanıklık ettiğimiz kahramanlarımızı görmezden geliyoruz.

Toplumumuzda kim diyebilir ki Türk siyasî yakın tarihinden ülke geleceğimiz için kahraman isimler çıksın. Malum ülkede en güvenilmez kurumların başında siyaset dünyası geliyor. Özellikle son yıllarda şahit olduğumuz nahoş ve kötü olaylar, insanımızın azıcık kalan güvenini hepten tüketti. Her dönem usulsüzlükler, hırsızlıklar, haksızlıklar, adam kayırmalar, işi ehline değil yandaşa vermeler vardı. Fakat bu son yıllarda tamiri zor, sonradan toplanması imkânsız hale getirildi. Ama karşımıza “Milli Görüş Hareketin Öncüleri” kitabını okurken şöyle bir tablo çıkıyor: Bu milletin geleceği olan gençlerimize örnek göstereceğimiz, hayat hikâyelerini anlatacağımız kahramanlar siyaset dünyasından. Hollywood kahramanlarına eklenen hiç bir efekti eklemeden Milli Görüş’ün öncülerinin hikâyelerini tüm çıplaklığıyla anlattığımızda bile müthiş bir hikâye ile karşı karşıya kalıyoruz.

“Milli Görüş Hareketin Öncüleri” kitabında, ülkemizin son yarım asrına damga vurmuş on üç isme yer veriliyor. Başta Erbakan Hoca’mız olmak üzere sırasıyla Süleyman Arif Emre, Rıza Ulucak, Mehmet Recai Kutan, Lütfi Doğan, Fehim Adak, Ahmet Tekdal, Şevket Kazan, Oğuzhan Asiltürk, Yasin Hatipoğlu, Cevat Ayhan, Temel Karamollaoğlu ve Bahri Zengin isimleri yer alan, bu kişileri ilk defa tanıyacaklar için de önceden bir şekilde tanıyanları da besleyecek bir kaynak eser olmuş. Kitabı okurken bazen her bir isim ayrı hikâyesinin anlatıldığı bir filmin içindeymişim gibi bazen de hepsinin aynı hikâyenin anlatıldığı bir filmi izliyormuşum gibi hissettim. Kitap her ne kadar akademik disiplin içinde yazılsa da kitabı okurken kimi zaman Malatya’nın Sancaktar Mahallesi’ne gidip Oğuzhan hoca, Temel Başkan ve Recai hoca ile birlikte İsmail Kutan’dan ders gördüm. Kimi zaman İstanbul Teknik Üniversitesinde Bahri Zengin ile Erbakan Hocamın dersinde aynı sıraya oturdum. Üniversite dersleri çıkışı Ümmü Gülsüm Mescidine gidip diz kırıp Mehmet Zahid Kotku Hazretlerinin derslerinden nasiplendim. Kimi zaman Meclis’e onlarla beraber girip Avrupa Birliğinin millete bir faydası olmayacağına dair tartışmalara katıldım. Birçok çalışma yaparken aynı zamanda gelecek nesiller için durmadan onlarla birlikte ahlâk düzeninin topluma yerleşmesi için onlarla birlikte çalıştım.

Kitaptaki birçok isimden birebir eğitim alıp birçok konuyu bizzat onların ağızlarından dinlememe rağmen kitabı okudukça o tarihî olayları tekrardan yaşadım. İçimden hep geçen de bu kahramanların milletimize kazandırmamız gerekir oldu. Büyüklerimiz yan yana gelince artık ‘bizlerin kahramanları yok gelecek nesillere örnek gösterebileceğimiz’ sözlerinin yerine, “Bizim kahramanlarımızın hikâyelerini beyaz perdeye, çizgi filmlere ve diğer kitle iletişim araçları ile sanat türlerine nasıl taşıyabiliriz” diye konuşmaya başlamaları gerektiğine ikna oldum.

Erbakan Hoca’mız ve Milli Görüş’ün öncü isimlerinin hem üniversitede, hem siyasette, hem sosyal alanda, hem düşüncede, hem sanatta, hem sivil toplum kurmada ortaya koyduğu hikâye hiç gözden kaçırılacak bir hikâye değildir. Kim ne derse desin, Milli Görüş ülkemizdeki Tanzimat’tan beri devam eden zihniyeti değiştirmiş, ülkeyi olumlu yönde köklerine denk gelecek şekilde dönüştürmüştür. Milli Görüş sadece Türkiye’de de değil, tüm İslam coğrafyalarında hatta dünyada bir devrim yapmıştır. Bu başarılar ve tarihin beyaz sayfalarına yazılan hikâyeler hep ilk öncülerin davaya olan inançları, çalışmalardaki azimleri, birbirlerine ve insanlara karşı samimiyetleri, cihadı tüm insanlığa saadet getirecek bir amel görmeleriyle gerçekleşmiştir. Milli Görüş’ün öncü isimleri, tüm yapıp etmelerinde “Allah’ın rızasını” kazanmak üzere hareket edip “kınayıcıların kınamasından” çekinmeden bir ömür sürmüşler, bir davaya hep birlikte sımsıkı sarılarak baş koymuşlardır. Bu kitapta bir daha şahit oluyoruz.
***
Ben şimdi Lanlako Devleti’nde bana biçilen rolümü oynamaya gidiyorum. Oradan Odalar ve Borsalar Birliğinin Anadolu’daki yatırımları için görüşmelere geçer belki de oradan Büyük Kudüs Mitingi’ne katılırım. “Bizim kahramanlarımızla” birlikte “Yeni Bir Dünya”nın temeli olan D-8’leri kurmak için Nijerya’da soluklanırken bir zenci kız çocuğu ile oyuna dalarım.
“Zafer yakındır” ve “Zafer inananlarındır!”
***
Milli Görüş’e emeği geçmiş vefat etmiş tüm büyüklerimize Allah’tan bin rahmet dileriz. Yaşayan büyüklerimizin ellerinden öper, uzun, sağlıklı ömürler dileriz.