Sevgili çocuklar; Yarıyıl tatiline merhaba dediğimiz şu günlerde, soğuklara dikkat ediyor olmalısınız. Bazı televizyon kanalların haberlerinde "kara kış" diye bahsedilmesinden ben rahatsızlık duyuyorum. Çünkü kar bir rahmettir. Dikkat edin kar yağmayan bölgelerde mikrobik ve bulaşıcı hastalıklar daha yaygın oluyor. Kar yağan bölgelerde o mikroplardan eser yok. Çünkü yağan her bir kar, mikrobu öldüren birer rahmete dönüşüyor. Eğer bazı dikkatsizlik sonucu kazalar oluyorsa, bunun sebebi, insanların kendi elleriyle yaptıkları hatalardan kaynaklanıyor.Şimdiden karın tadını çıkarın. Gözlerinizdeki nur hiç sönmesin, Allah‘a emanet olun!
Karlı tatilin tadı
Yarıyıl göz açıp kapamadan bitti. İnsan ömrü de böyledir. Çabucak geçiverir. Unutmayın, dünyada yaptıklarımız işlere de not verilmektedir.Günler ne de çabuk geçti. Daha okulun açıldığı günler dün gibi geliyor. Göz açıp kapayıncaya kadar yarıyılın sonu geliverdi.Neydi ilk günlerdeki heyecanımız, ürkekliğimiz. Okula yeni adım atanlarımız sınıflara girip, öğretmenleriyle tanışmaya korkuyorlardı.Ne de olsa bir başlangıçtı. Bir dönem noktasıydı. Aydınlık sınıfımızı, güleryüzlü öğretmenlerimizi görünce bütün korkularımızdan sıyrıldık. Zamanla arkadaşlarımıza alıştık. Hepsiyle can-ciğer dost olduk.Derslerimizi severek, isteyerek yapmaya, başarmaya çalıştık. Çoğumuz çalışmasının mükafatını gördü. Karnelerimiz dağıtılacağı gün, heyecanımız son sınıra ulaştı.Karnelerimizi aldık. Çalışanlar notlarıyla karşılığını gördü. Ama çalışmayanlar ise üzüldü. Biliyorsunuz, bir yarı yıl daha göz açıp kapamadan bitti. İşte insan ömrü de böyledir. Çabucak geçiverir.Önemli olan sayılı dakikaları iyi değerlendirmektir. Bugün karnelerinizi alacaksınız. Çalışmalarınızın karşılığını burada göreceğiz. Çalışıp başaranlar sevinecek, çalışmayanlar ise üzülecek. Dünyada yaptıklarımız işlere de not verilmektedir. Ahrete göçtüğümüzde de böyle bir karne alacağız. İşlediğimiz iyilik ve kötülüklerin hepsi yazılı olacak. Çalışıp, zamanımızı değerlendirip iyi karneler almaya bakalım. Çalışanlar tatilin tadını çıkarabilirler. Başarısız olanlar içinse bu tatil iyi bir fırsattır. Çalışıp eksiklerini tamamlasınlar.Sevgili çocuklar, şimdi karnelerinizi aldınız tatilin tadını çıkarmaya çalışın. Kardan adam yapıp, kıza kayalım. Kar topu onmayı da ihmal etmiyoruz tabii. Ancak tatil büsbütün boşa vakit gçirmek demek değil. Vaktinizi planlı kullanıp derslerinize de zaman ayıracaksınız. Kitap okuyacaksınız. İkinci yarıda işleyeceğiniz derslerinize bir göz atın. Televizyon ve internete sınırlı zaman ayırarak, bol bol zihin egzersizi yapacaksınız. En önemlisi de, karlı tatilin tadını çıkarırken, üşütmeyeceksiniz!
Kelime kelime dinimiz
AMEL:
İş, emek, hareket, davranış, ibaet ve iyilik anlamına gelir. Kur‘an ve hadise göre amel; insana sorumluluk yükleyen iş ve harekete denir. Namaz, oruç gibi...
AMEL-i salih:
Yerinde ve zamanında yapılan faydalı ve verimli iş. Her türlü ibaret.Farz, vacip, sünnet ve mestühap olan işler birer Salih ameldir.Mübah olan ameller de niyete göre Salih amele dönüşebilir. Mesela derslerimize çalışırken besmeleyle başlasak, insanlık çin faydalı olmayı düşünsek o ders çalışmamız, ibadet olur.
AMEL defteri:
Hayatımız boyunca işlediğimiz sevap ve günahların yazıldığı defter. Küçük büyük işlediğimiz her iyilik ve kötülük o deftere yazılır ve herkes ona göre ilahi mahkeme huzuruna çıkar. İyilik yapanlar mükafatını cennette, kötülük yapanlar cezasını cahennemde görür.
AMENTÜ:
"İman ettim" anlamına gelir. İmanın altı şartını içine alan cümleye verilen isim.Amentü; Allah‘a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, kadere ve Ahiret gününe imanı içine alır.AMİN:Duaların sonunda söylenen "Ya Rabbi duamızı kabul et" manasına gelen bir kelime. "Öyle olsun," "Çok doğru" manalarına da gelir.
Bir Masalımız var
Kuşburnu Canavarı"Küçüğüm Fatıma Zehra‘ya"Selam olsun hepinize.Yine çıktık karşınıza.Günleri günlere ekledik.Yeni masallar derledik.Siz çocuklar en değerli varlığımız,Sizinle çoğalsın umutlarımız.Fazla söze ne hacetBaşlasın masalımız. Bu dünyada ne çok canavar yaşarmış. Van gölü canavarı, insan canavarı, orman canavarı, trafik canavarı, kurabiye canavarı, muz canavarı ve işte bizim Kuşburnu Canavarı! Kim bilir bilmediğimiz başka canavarlar da vardır. En çok aklımda kalanlar bunlar. Bazıları pek korkunç, bazıları pek sevimli. Korkunç olanlar hepimizden uzak olsun, sevimli canavarlar bizden yana dursun. Onlar bizim sevimli canavarlarımız. Kimseye kaptırmayız.Bizim masaldaki canavarımız da sevimli mi sevimli, şirin mi şirin. Küçücük ağzı, fındık burnu, simsiyah gözlü, uzun kirpikli, beyaz tenli küçük bir kızmış. Böylesine güzel ve küçük kız nasıl Kuşburnu Canavarı olmuş?Yoksa küçük kıza haksızlık mı ettik?Haddimizi mi bilemedik?Yok canım, kızmayın hemen. Dedik ya sevimli canavar bunlar. Yüzleri yıldız gibi parlar. Ama bu sevimli canavarlar, bazı şeyleri çok fazla severler. Çok fazla yemek, tüketmek isterler. Kuşburnu Canavarı da öyle. En çok kuşburnu marmelatını çok severmiş. En çok onu yermiş. Günde tam altı öğün ekmeğini bandıra bandıra kuşburnu marmelatı yermiş. Gece yarısı uyanır, "kuşburnuuuuu"; sabah kalkar, "kuşburnuuuu." Öğünü biraz gecikse sesini yükselterek ağlarmış. Sesi duvarlara çarpar, başka evlerden de duyulurmuş:-Kuşburnu istiyorum, kuşburnuuuuuuu...Bu sesi duyan kuşların bile canı sıkılırmış. "Bu çocuk bizim burnumuzdan ne istiyor her gün her gün?" diye kuş dilince kızarlarmış.Kuşburnu Canavarı‘nın sesi yükselince, duvarlar bile kulak tıkamak istermiş. Neyse ki ailesi onu bu haliyle de çok seviyormuş. Günler hızlı hızlı geçerken, geceler her şeyi örterken, kuşburnu canavarının kuşburnu marmelatı, günden güne azalıyormuş. Bir kilo kuşburnu, iki kilo kuşburnu, üç kilo kuşburnu, beş kilo, altı, yedi sekiz kilo kuşburnu derken, sıra sonuncu kavanoza gelmiş. Hazıra dağ mı dayanır? Bitmeyen ne var ki? Kuşburnu Canavarı‘nın önünde kala kala bir kase kuşburnu marmelatı kalmış. Evde herkesin eli yüreğindeymiş. Ama korkunun faydası yok!Annesi, babası ve ablaları o güne kadar kuşburnu marmelatının her geçen gün azaldığını ve biteceğini söylerlermiş. Ama Kuşburnu Canavarı, her seferinde "daha var, daha var" dermiş. İşte böyle günler geçmiş.Kuşburnu Canavarı, o gece de son kase kuşburnu marmelatını yiyip uyumuş. Evde herkes sabahleyin her yerin "kuşburnuuuuuuu, kuşburnuuuuuuuu" diye inleyeceğini düşünerek korkuyla uykuya dalmışlar.Kuşburnu Canavarı‘nın rüyasından kimsenin haberi yokmuş. Rüyasında yine "kuşburnuuuu" diye ağlıyormuş. Onun bu sevimli halini gören kuşburnu ağacı, yapraklarıyla sevimli canavarın yanaklarını okşamış: " -Biliyorum, marmelatın bitti. İnan senin kadar üzgünüz. Ama beklemeyi öğrenmelisin küçüğüm. Belki de önümüzdeki seneyi. Bitmeyen bir şey yok ki! Sabırlı olmayı öğrenmemiz lazım. Her istediğimiz her an olmayabilir. Sen bizi çok seviyorsun, biz de seni. Görüşmek üzere. Bol kuşburnulu, sağlıklı, mutlu, güzel günler dileriz. Bir daha öyle çok bağırma e mi?" demiş.Sabah olunca Kuşburnu Canavarı, boş kavanozu görünce iç çekmiş ama kuşburnu ağacının söyledikleri aklına gelmiş. Bütün aile onun ne diyeceğini, ne yapacağını merakla beklerken Kuşburnu Canavarı:- Olsun ben pekmez de yerim, demiş.Bu söz herkesin çok hoşuna gitmiş. Kuşlar bile -Kuşburnu Canavarı‘ndan kurtulduklarını- düşünerek derin bir "ohhh" çekmişler. Gönderen: Zekiye ÇOBAN
Bir kıssa Bin hisse
En üstün alim kimdir?
Abdullah bin İdris büyük bir alimdi. Hiç ayrım yapmadan her sınıf insana ilim öğretirdi. Zamanın hükümdarı Harun Reşid oğlunu özel okutmak istemiş. Abdullah bin İdris‘ten ricada bulunmuştu. Bilgin buna yanaşmadı ve, "Eğer diğer talebelerle birlikte gelirse, ancak o zaman oğluna öğretebilirim" cevabını verdi.Buna benzer bir teklif de Süleyman bin Ali‘den büyük alim Halil bin Ahmed‘e geldi. Süleyman bin Ali bir elçi aracılığıyla bilginden oğluyla özel olarak ilgilenmesini, ders vermesini istiyordu. Teklif edilen görev günün en cazip fırsatlarından biriydi. Terbiye edilecek denen bir tip öğretmenlikte bulunan bu insanlar saraya kadar girebiliyor, kendilerine özle odalar ayrılıyor, en yüksek mevkilere çıkabiliyorlardı. Bu bulunmaz bir fırsat, en büyük bir imkandı. Bunu ötesinde büyük ünvanlara yükselmek vardı. Halil bin Ahmet için bulunmaz bir fırsat doğmuştu. Fakirdi. Zenginleşebilir, bol imkanlara kavuşabilirdi. Elçiyle aralarında şu konuşmalar geçti.Halil bin Ahmet çantasından kuru bir ekmek çıkararak, "Buyur şunu ye! Elimdekilerin hepsi bu kadar. Bunu bulabildiğim müddetçe benim Süleyman‘a ihtiyacım yoktur.""Peki ona ne diyeceğim ben?"Halil bin Ahmet ona bir şiirle cevap verdi:"Söyle Süleyman‘a varlıklı değilim, amma onun vereceği paraya da ihtiyacım yoktur."Ona bildir: Fakirlik gönüldedir, malda değildir. Asıl zenginlik de malda değil, gönüldedir."İşte en büyük alim böyle olur.Peygamberimiz de "Alimin en üstünü zalim hükümdara karşı doğruyu söyleyebilendir" buyurmuyor mu?
Nasrettin Hoca‘nın biri bir gün
Buyurun Cenaze Namazına!
Timur‘un Orta Anadolu‘yu kasıp kavurduğu sıralarda, birçokları gibi Nasreddin Hoca da Akşehir‘i terk etmeye karar verir. Şehirden çıkmak üzere iken Hoca, komşularıyla durup dertleşir. Yerlerini yurtlarını bırakıp göç edenler, Timur‘un aleyhinde konuşmaya başlayınca Hoca komşularına döner:"O zalim Timur, Allah‘tan bulacaktır" der. "Bu dünya ona da kalmaz! Yarın ahrette Allah, ona cezaların en korkuncu ile cezalandıracaktır."Hoca boyuna atıp tutarken ansızın derviş kılıklı bir adam, yanlarına sokulur:"Hoca efendi" diye bağırır. "Sözlerine dikkat et. Allah Timur‘u size doğru yolu göstermek için gönderdi. O olmasaydı yanlış davranışlarınız, böyle kabalıklarınız sürüp gidecekti."Hoca, emreder gibi konuşan derviş kılıklı adama döner, alaylı alaylı:"Hazret," der. "Sen de nereden çıktın? Nerenin gülüsün böyle? Kimsin, kimlerdensin bakalım?"Yabancı adam:"Ben" der, "Deminden beri kendisine atıp tuttuğunuz ve başınızın belası dediğiniz adamım!"Hoca, korkudan titremeye başlar:"Sakın adınız da Timurlenk olmasın!""Ta kendisi."Hoca, bu cevap üzerine komşularına döner:"Ey dostlarım, ey ümmeti Muhammed! Er kişi niyetine, buyurun cenaze namazına!"
Düşünce Dünyası
İyilikte lezzet vardır
Caddede gözleri görmeyen bir kişinin elinden tutup karşıdan karşıya geçirseniz ne kadar mutlu olursunuz.Otobüste yaşlı bir büyüğünüze yer verseniz ne kadar sevinirsiniz.Yoksul bir çocuğa yardımda bulunsanız sevincinizden yerinde duramazsınız.Çükü iyilikte lezzet ve zevk vardır. Yolda bir engellinin düştüğünü görseniz yardım edemiyorsanız içiniz sızlar.Bir kediye vurulunca üzülür, engel olmaya çalışırsınız.Arkadaşınıza kötü söz söyleseniz incitseniz huzursuz olursunuz.Demek ki, kötülüklerde de bir acı, bir üzüntü ve bir sıkıntı var. Kötülüğe siz tahammül edemiyorsunuz, üzülüyorsunuz. Bir de o kötülüğü yapan insanın duyduğu sıkıntıyı düşününüz.Kötülük yapan er geç cezasını görür. İyilik yapan mükafatını gördüğü gibi.İyilik yapmayı sevenleri herkes sever. Allah‘ımız iyiliği emreder, "İyilik ediniz. Muhakkak ki Allah iyilik edenleri sever" buyurur.Dünya ve Ahirette mesut olmayı isteyen insan kötülüğü bırakmalı, iyiliğe koşmalı.
Mini Test
Arkadaş canlısı mısınız?Aşağıdaki sorulara doğru cevap verin, bakalım ne kadar arkadaş canlısısınız?1. Arkadaşlarınızla yemek yiyorsunuz diyelim. Sofraya yemekten sonra gelen meyvanın en irisin ikapmak için atılır mısınız?Evet Hayır2. Zayıf ve güçsüz arkadaşınızı savunmak için güçlülere karşı çıkmayı göze alır mısınız?Evet Hayır3.Bir arkadaşınız isteyince kitap ve dergilerinizi ödünç verir misiniz?Evet Hayır4.Beğenmediğiniz, sevmediğiniz bir oyuna davet edildiğinizde ısrarla reddeder misiniz?Evet Hayır5.Daha küçük arkadaşınızı sevindirmek için bildiğiniz bir oyunu kaybeder misiniz?Evet Hayır6.Sonra kendisine, oyunu isteyerek, sırf onu memnun etmek için kaybettiğinizi söyler misiniz?Evet Hayır7.Bir büyüğünüzün hediye ettiği oyuncağı veya çok sevdiğiniz çikolatayı arkadaşlarınızdan saklar mısınız?Evet Hayır8.Sık sık surat asar m ısınız? Dargın olduğunuz arkadaşınızla barışmak için bir girişimde bulunmaz mısınız?Evet Hayır9.Size bir arkadaşınız tarafından şaka yapıldığı zaman çabuk kızar mısınız?Evet Hayır10.Suçlu arkadaşınızı ele vermemek için suçu üstünüze alır mısınız?Evet Hayır*Değerlendirme: 2,3,5 ve 10. sorulardan hangilerini EVET diye cevaplandırmışsanız, her biri için kendinize 10 puan yazın.1,4,6,7,8 ve 9. sorulardan hangilerini HAYIR diye cevaplandırmışsanız yine her biri için kendinize 10 puan yazın.Eğer, 2,3,5 ve 10. sorulardan HAYIR diye, diğerlerinden EVET diye cevaplandırdıklarınız varsa, onlar için puan yazmayın.Toplam puanınız 70‘den yüksek ise helal olsun! Çok arkadaş canlısı bir çocuksunuz. Hiçbir fedakarlıktan çekinmiyorsunuz.Puanlarınız 69‘a kadar ise tedbirli fakat yine arkadaş sevgisiyle dolusunuz. Böyle devam edin. 50‘den aşağı düşmüşseniz, dikkatli olmalısınız. Bu yaşta kuracağınız arkadaşlıkların çok önemli olduğunu hiç unutmamalısınız. Gönderen: İnci Karaman
Sizden Gelenler
Kelime-i ŞehadetKalpleri tutuşturanHer derdi savuşturan,Rahmete kavuşturanKelime-i şehadet..İslamın kapısıdır,İmanın yapısıdır,Gönlün altın tasıdırKelime-i şehadet.Nesrin Tarakçı, İstanbul***SilgiBir gün sanaİhtiyacım kalmazsaBil ki çok şeyiÖğrendim artık.Doğru yazdığım içinDoğru çizdiğim içinSana gerek kalmıyorSilgi.Cüneyt Tuğrul, Bingöl***
Yağmuru Kestim
İki afacan çocuğu annesi giydirip gezmeye gitmek için hazırladı. Ne var ki, yağmur yağıyordu. İki yaşlarında olan yaramac aceleyle:"Anne, ne olur, hadi gidelim."Annesi, "Yağmur yağıyor çocuğum, kesilsin de sonra gidelim" dedi.Küçük afacan koşarak mutfağa gitti. Kocaman bir bıçak aldı, balkona çıktı e yağmuru kesmeye başladı.Olacak ya, o anda yağmur kesildi. Sevinçle annesine:"Anne! İşte yağmuru kestim, haydi gidelim."Nida Sultan, İSTANBUL
Bugün ne dua edelim
Ey Allah‘ımBugünün başlangıcını rahmet, ortasını fani ve günahlı şeylerden uzaklık, sonunu ise lütuf ve ikram eyle.Allah‘ım, bize geçiminin en genişini, ömrün en mutlusunu, rızkın en bol olanını ihsan et!
Tarih dede yazıyor
Ridaniye zaferi
Sevgili çocuklar, bu gün 1517‘de Osmanlı Ordusu, Memluklere karşı Kahire yakınında Ridaniye mevkiinde yapılan Ridaniye Savaşı‘nı kazanmıştı. Yavuz Sultan Selim Han‘ın kumandasındaki ordu, Mercidabık zaferinden sonra, Ridaniye‘de kazandığı bu zaferle Memlukleri yenip Mısır‘ın fethini tamamlamıştı. Yavuz Sultan Selim Han, Mısır‘la birlikte halifeliği de almıştı. Bundan sonra 407 yıl, halifelik Osmanlı hanedanında kaldı.




