Narin hassas kırılgan Her yaprağa inceleme merakıyla koşan. Gökyüzünde

atları, yunusları trenleri bulan. Çocuktuk, ağaçlara tırmanan, erik toplayan,

çatlayana kadar nefesimiz, koşan. Mahcup utangaç sıkılgan. Mini mini

mutluluklarımız dev hayalli oyunlarımız vardı. Yolculuğa çıkacaksak ertesi gün,

o gece uyku girmezdi gözümüze heyecandan. Bir tekerlek yeterdi direksiyon

olmaya.

Her şair biraz çocuktu, her şiirde yaşıyor çocukluğum.

Benim şiirlerimde yaraları taze bir çocuğun sesi vardır. Babası olmayan, hayata

delice meydan okuyan, kimi vakit hırçın kimi vakit hüzünlü ama umudunu hiç

yitirmeyen bir çocuk. ruhum gözlerimden okunur/ donuk harita gibi silinirim

gece * der temenyerine bakarken, akan derenin sesine kulak verip, kalbini ay

dedesine açarken.

Bayramlar geçer, baharlar geçer heyecanla ve dualarla

beklediği karlı günler geçer. kendi hayatına gülmüş palyaçoyum/ yanık

türküleri mani der yuttururum/ akşam kapanır üzerime/ uyku diye yeni bir acı

olurum * der kırılan ümitlerinden sonra. Kara dokunamadan geçmiş bir kıştır

yine, eve sadece su istemek için uğramışlardır mesela. Baharda dağa, yazda

denize koşamamıştır.

Dostlarını canı gibi sever, çevresindeki her şeyi ve

herkesi. En yakınlarını -durdum güldürdüm ve hooop/ bir alay daha sayın

seyirciler/ sevmeyin düşersiniz dile diyenlere/ sarı lira altınlar versinler *

der kızınca. Onun isyanı bile bu kadarcık işte. Hâlâ delişmen bir çocuk hâlâ

yüreği kırılgan keklik. Gülümsediklerinden ihanet yiyen alay işiten ve tamamını

Allah a bırakan.

Biz çocuktuk, düşüncemizde saflık vardı, kurnaz oyunlara

aklımız ermezdi ve kurulan tuzaklar üzerimize patlayana kadar anlayamazdık.

Şimdi birisi çıkıp kötü niyetli olduğumuzu söylese kahkahalarla

güleceğim.

Acılarla yürümek iyidir, babasız yürümek iyidir, hayatı

omuzlamak ve kimseden medet ummamak iyidir. Hep çocuk kalmak, çocukça bakmak,

şiirlerde bir çocuğu konuşturmak iyidir. Şişman bir çocuğun kendi mahallesinde

yaşadığı onur kırıcılığı şu dizelerle anlatmak iyidir: geçtim geçende şu sokaktan hani dar olandan/ bir dizi çocuk bağırdı

kaçtım nasıl kaçtım bilemedim/ şişkooo

pataateees yarım kilo domateees / baktım yoktu ne domates ne yarım kilo/

anlamadım bu çocuklar bende neyi kovuyordu . Ve bu çocuğun hayata karşı

savurduğu şu dizeyi de duymak hepimizi etkilemeli: koşsam kesiliyor nefesim

fakat iyi kaleciyim/ henüz tek bir gol bile yemedim/ hayatın gollerini

görmeseydim/ kendimi kral kaleci bilecektim .

Aslolan

kalbimizdir, kalbimizle yaşayıp kalbimizle söylemeli, kalbimizle düşünmeliyiz.

Bazen kalbin tahammülü zayıf olur, o vakit imanla aklı bir araya getirebilmeyi

nasip etsin Allah. Allah bizi daima çocuk kılsın. Temiz, kırılgan iyi niyeti

ile aldatılıp duran mahcup bir çocuk. Ama bir o kadar da cesur, ümit dolu ve

doğru yoldan ne pahasına olursa olsun şaşmayan bir çocuk. Sonra dileyen art

niyetli desin, dileyen samimiyetsiz. Ve bir yığın dedikodu ordusu düşsün

peşimize. Bir yığın alay ve ihanet. Biz de kalbimize sarılıp eyvallah

diyelim. 

*: Yedi İklim Mayıs 2015, Palyaço şiiri.