Bundan birkaç yıl önce Suriye ne kadar sakindi, ne kadar

şendi. Yıllarca süren bir soğukluktan sonra Türkiye ile münasebetleri ne kadar

iyileşmişti. Sonra ne oldu Kaos, anarşi, iç savaş, zulüm, gözyaşı, kan, iki

yüz binden fazla ölü, milyonlarca mülteci, açlık, bombalar, vahşetler,

işkenceler, idamlar

Mısır Diktatörlük yıkılmış, serbestlik gelmişti. Hür

seçimler yapılmış, iktidara İhvan partisi geçmişti. Her şey iyiye gidiyor gibi

görünüyordu ama askerî darbe yapıldı ve ülke cehennemî bir hapishaneye döndü.

Şimdi orada zulüm, baskı, ölüm, şiddet hüküm sürüyor. Meşru cumhurbaşkanı ve

arkadaşları zindanlarda inliyor.

Bakın Ukrayna da ne kötü şeyler oluyor. Bombalar

atılıyor, mermiler vızıldıyor, yangınlar, bakanlık binalarının isyancılar

tarafından istilası, ekonomi çöküyor, turizm çöküyor. Orada paralı askerler

var. Bu krizin nasıl atlatılacağını bilen yok, hiçbir arabuluculuk, hiçbir

formül fayda vermiyor.

Bosna Hersek te de çok kötü şeyler oluyor. Bombalar,

yangınlar, isyanlar, iğtişaşlar, fitneler fesatlar

Türkiye nin de bu durumlara düşmesi için dıştan ve içten

çok gayret gösteriliyor.  Ülkemizde iç

savaş çıkartılmak isteniyor. Geziler, sivil darbe teşebbüsleri Çok şükür

bizde, Ukrayna da olduğu gibi ve kadar büyük tahribat yok ama imkan bulurlarsa

ilk fırsatta bizi de aynı duruma düşürmek isteyeceklerdir.

Türkiye Müslüman bir ülkedir. Ama şöyle ama böyle

Müslümandır. Müslümanlık Türkiye kültür ve kimliğinin hakim faktörüdür.

Terör, kaos, anarşi, iç savaş, kardeş kavgası

uçurumlarına düşmemek için ne yapmak lazımdır

Yapılması gereken ilk iş Müslümanların birleşmesi, tek

bir Ümmet olmasıdır. Başlarına râşid, âkil, müdebbir bir İmam seçmeleridir.

Ümmet olunca ne olacak Ümmetin Şûrası olacak Ümmet

Fetva Heyeti olacak Meşayih Meclisi olacak Günde bir iki milyon bayi satışı

olan çok etkili gazetesi olacak Haftada 500 bin bayi satışı olan dergisi

olacak

Ümmet olunca, küçük büyük bütün cemaatler, tarikatlar,

hizipler, fırkalar hizaya gelecekler.

Ümmet bütünü temsil edecek, onlar büyük veya küçük

parçalar olduklarını bilecekler ve hadlerini aşmayacaklar.

Ümmet olursa, hiçbir islamî parça veya cemaat sivil darbe

teşebbüsü yapamayacak.

Dinlerası diyalog mu ... Fetva Heyeti meseleyi

inceleyecek ve görüş bildirecek.

Ümmet olursa hiçbir cemaat veya tarikat zekatları Kur ana

ve Sünnete aykırı olarak toplayamayacak.

Ümmet olursa, bir film senaryosunda Resulullah efendimiz

(Salat ve selam olsun ona) bir ışık huzmesi şeklinde asümandan zemine indirilip

bir kamyonete bindirilemeyecek.

Ümmet olursa, hiçbir parça bütünle eşit olduğunu, hattâ

bütünden büyük olduğunu iddia edemeyecek.

Ümmet birliği ve teşkilatı olursa din sömürüsü

yapılamayacak.

Dış düşmanlarımız ve onların içteki yardakçıları ülkemizi

adım adım Suriye ye, Mısır a, Ukrayna ya benzetmek için harıl harıl çalışıyor.

Bunu önlemek için çoğunluğu oluşturan Müslümanların tek

bir Ümmet olmaları ve râşid bir İmama biat ve itaat etmeleri gerekiyor.

Lakin böyle bir şey istenmiyor Kimler istemiyor

Birtakım baronlar istemiyor Birtakım prensler istemiyor Niçin istemiyorlar

Maddî ve manevî menfaatlerine, saltanatlarına halel gelecek de ondan.

(İkinci yazı)

Uyarıyorum İslam ı İçinden Yıkmak İstiyorlar

DİNÎ hizmet kurumlarına ve ilahiyat fakültelerine

sızdırılan birtakım kimselere ve gruplara Kur an, Sünnet, Şeriat ve Ehl-i

Sünnet İslamlığını; yıkmak, çökertmek, tahrif etmek, Müslüman halkı bin fırka

ve hizbe ayırmak, Ümmeti param parça etmek, halkı din konusunda cahil, aklı

karışık ve şaşkın bırakmak ve yabancılaştırılmak, islamî kesimde kaos ve anarşi

çıkartmak şeytanî misyonu verilmiştir.

İslam ı, içinden çökertmek için neler yapıyorlar, nasıl

çalışıyorlar, nasıl bir metod takip ediyorlar

Birincisi: Kur anı re y ve heva ile tefsir ve te vil

ediyorlar. Her Müslüman Kitabullahtan kendi kafasına göre hüküm çıkartsın

diyorlar.

İkincisi: Sünneti ya tamamen, yahut kısmen kaldırmak

istiyorlar. AB standart ve normlarına, Feminizm ideolojisine uymayan mütevatir,

mânen mütevatir ve sahih hadîsleri bile ayıklıyorlar.

Üçüncüsü: Hak fıkıh mezheplerini kaldırmak, dört mezhep

yerine bin, belki daha fazla sapık ve batıl mezhep çıkartmak istiyorlar.

Beşincisi: (Bu, çok önemlidir) Cihadsız bir İslam

türetmek istiyorlar.

Altıncısı: Müslümanları laikleştirmek, dünyevileştirmek,

sekülerleştirmek istiyorlar.

Yedincisi: Redd ve tard edilmiş Tarihsellik mezhebi

kurucusu Fazlurrahmanı Müslümanlara İmam kabul ettirmek istiyorlar.

Sekizincisi: Zaruriyat-ı diniyeden olan Ümmet ve Hilafet

kavram ve değerlerini unutturmak istiyorlar.

Dokuzuncusu: Ehl-i Sünneti silmek, kazımak istiyorlar.

Onuncusu: Şeriat dairesi içindeki tasavvufu ve

tarikatları bitirmek istiyorlar.

On birincisi: Müslüman halkı ve gençliği, her Müslümanın

bilmesi, öğrenmesi ve hayata tatbik etmesi farz olan ilmihal bilgilerinden

mahrum bırakıyorlar.

On ikincisi: İslamı, Ehl-i Sünneti İslam Feminizmi, bazı

kadınlar ile yıkmak istiyorlar.

On üçüncüsü: İslam ın, Kur anın, Sünnetin, Şeriatin Allah katında tek makbul, hak,

geçerli din İslam dır inancını değiştirip; onun yerine Üç ibrahimî din

vardır, üçünün bağlıları da ehl-i necat ve ehl-i Cennettir bâtıl inancını

hakim kılmak istiyorlar.

On dördüncüsü: Bâtıl, bozuk düzeni ve sistemi iyi,

eskisinden daha iyi göstermek istiyorlar.

On beşincisi: Zaruriyat-ı diniyeye, mevrid-i nassa aykırı

saçma sapan ictihadlar yapıyor, fetvalar veriyorlar.

On altıncısı: Taqiyye ve kitman yapan sinsi Mutezile

mezhebi mensupları, nakli ikinci plana atıp aklı din kaynağı haline getirmek,

böyle göstermek için çalışıyor.

On yedincisi: Müctehid imamları, müceddidleri, Sünnî

büyük ulema ve fukahayı, doğru yola kılavuzlayan muttaqi mürşid ve meşayihi

devre dışı bırakıp, Müslümanları sarıklı Farmasonların müridi yapmak

istiyorlar.

Müslüman kardeşlerimi bu konularda şimdiye kadar âcizâne

ve naçizane uyarmaya çalıştım. Bugün yine uyarıyorum.

Kur an, Sünnet, Cemaat, Şeriat, Sevad-ı Âzam İslamlığı

yıkılırsa ortada gerçek İslam diye bir şey kalmaz.

Müslümanlar dünyevileşirse erir, silinir, yabancılaşır,

bir müddet sonra musalli Müslüman olmaktan çıkar, musalla Müslümanı haline

düşer.

Kurtulmak istiyorsak Peygamberimizin (Salat ve selam

olsun ona) tebliğ edip öğrettiği Kur an ve Sünnet Müslümanlığına sarılmalıyız.

Selef-i Sâlihînin, yani Ashabın, Tâbiînin, Tebe-i

Tâbiînin peşinden gitmeliyiz.

Dini onların anladığı, onların yorumladığı, onların

uyguladığı gibi anlayıp tatbik etmeliyiz.

Dinimizi râsih, âbid, muhlis, muttaqi, icazetli,

Efendimizle irtibatlı, firasetli, zahid alimlerden ve fakihlerden öğrenmeliyiz.

Dinde reformdan, dinde yenilikten, dinde değişimden

ateşten kaçar gibi uzak durmalıyız.

Dinimize, Kur anımıza, Efendimize ve Sünnetine, Şeriata,

fıkha sımsıkı bağlanmalı, dünyevileşmekten kaçınmalıyız.

İslam ahlakı ile mütehalli (Süslenmiş, ziynetlenmiş)

olmalıyız.

Ehl-i Sünnetten, yani Kur an İslamlığından kıl kadar

ayrılmamalıyız.

İslam ı içinden yıkma misyonuna sahip bozuk, sapık, dall

ve mudil kimselerin tuzaklarına düşmemeliyiz.

Bu konularda bu kadar yazabiliyorum. İsterim ama faydalı

kitaplar, broşürler çıkartacak, afişler, dokümanter filimler hazırlayacak

imkanım yoktur. Bu konuda kimseden de yardım istemem ve kabul etmem. İmkanı

olanlara, Ehl-i Sünnet İslamlığını (cemaatçilik, tarikatçılık, hizipçilik,

holiganlık, tekelcilik, militanlık ve din ticareti yapmamak şartıyla) savunmalarını

tavsiye ederim.

Gerçek İslam a bağlı olan, onu öğrenen, onu hayata

uygulayan, onu öğreten, onu savunan, onu benimseyen inşaallah aziz olur;

İslam ı içinden yıkmak isteyen zelil olur.