28 Şubat ta rahmetli Necmettin Erbakan hocamızı

terletmek için MGK önünde sınava çıkmış çocuk gibi muamele ettiler. Yani o

yaşta, o itibarda, o cehdi gayreti göstermiş bir insanı, Milli Güvenlik

Kurulu nda hesap veren başbakan durumuna soktular.

Başbakan Ahmet Davutoğlu nun bir televizyonun canlı

yayınında söylediği sözler bunlar.

Dikkat ettiniz mi Davutoğlu nasıl da kaçak güreşiyor.

Sözüm ona Erbakan hocayı bir yandan överken, diğer yandan nasıl da hakikati

saptırıyor. Nasıl da olmamış bir şeyi olmuş gibi anlatıyor. Demek o yaştaki, o

itibardaki hocasına çocuk gibi muamele etmişler öyle mi (!)

Hayır hayır, 28 Şubat ın ne olup ne olmadığını yeniden

anlatacak değilim. Ortalığa saçılan MGK zabıtlarını, o günlerde kimlerin hangi

pazarlıkları yaptığını, kimlerin gelişerek değiştiğini, kimlerin ideallerinden

vazgeçtiğini, kimlerin ahde vefasızlık ettiğini, kimlerin başkalaşım

geçirdiğini hatırlatmayacağım.

Obama ya da Putin in bir el işaretiyle koşa koşa

huzurlarına varan; Hillary Clinton la çak çak yapmaktan utanmayan; stratejik

derinliğin hülasasında Batının nasıl daha iyi taklit edilebileceğini anlatan;

sıfır sorun diye diye yola çıkıp değerli yalnızlık duvarına toslayan

Davutoğlu nun yetersizliğinden de bahsetmeyeceğim.

Ve fakat sadece şu gerçeğin bilinmesini isterim:

Değişerek gelişmiş bu ak kadrolar arasında en vefâlı, en

halim, en selim, en kadirşinas, en hamiyetperver olanı işte bu Davutoğlu dur.

Varın gerisini siz hesaplayın!

 

Muhafazakâr danslar, farz-ı ayn vecibeler!

Bir kısım dostlar AKP nin İstanbul ve İzmir kongrelerinde

dansçı kızların gösteri yapmasına çok içerlemiş.

Dindar nesil yetiştirmek iddiasındaki ak kadrolara

böylesi dans gösterilerini yakıştıramamış.

Oysa Başbakan Ahmet Davutoğlu nun günlük konuşmalarını

birazcık takip eden herkes, AKP podyumlarında sergilenen dans sahnelerinin pek

de şaşılacak bir durum olmadığını anlayabilirdi.

Mikrofonu eline her alışında büyük ustasına öykünerek

hamaset yapmak isteyen; ancak sakin tabiatlı bir akademisyen olması nedeniyle

cümlelerinin sonunda sesini yükseltmekten öteye gidemeyen Davutoğlu nun

sözleri, boş vakti olanlar için hakikaten seyirlik.

Davutoğlu Diyarbakır da Ahmed-i Hanî okuyor, Antalya da

yörüklükten dem vuruyor, Konya da Mesnevi ye atıf yapıyor, Bitlis te Selahaddin

Eyyubi nin kahramanlıklarını anlatıyor. Aydın da efeler gibi hey deyip,

Denizli de horoz gibi dik duracağını söylüyor.

Sıra İzmir ya da İstanbul a gelince de elbette dansçı

kızlara alkış tutuyor. Davutoğlu nun altı aylık Başbakanlık macerası işte bu

kadar.

Tabii buraya kadar sorun yok. Çünkü muhafazakâr

demokratlık dedikleri şey tam da budur zaten.

Sorun, bu muhafazakâr demokrat yapının desteklenmesinin

her Müslüman için farz-ı ayn olduğunun söylenmesiyle başlıyor.

Diyeceğim o ki Sayın Başbakan;

Sizler bu ülkenin en üst makamdaki yöneticilerisiniz.

Muhafazakâr demokratlık iddiasıyla her ne yaparsanız yapınız. Çok çok

imkânlarımız doğrultusunda hakikati söyler, sonra da uzaktan sizi ibretle seyrederiz.

Ama lütfen böyle farz-ı ayn gibi dini kavramlara sarılıp, sonra da parti

toplantılarında dansçı kızları izlememizi istemeyiniz. Yoksa sözleriniz

Gayretullaha dokunur da, sonunda hepimiz kaybedenlerden oluruz.

Bilmem anlatabiliyor muyum  

 Numan Bey in

Mahareti, Bank Asya nın Akıbeti

Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş Bank Asya

operasyonunun son derece doğal bir operasyon olduğunu, yapılan baskının

siyasilerle ve son bir yıldır yaşanan süreçle hiçbir ilgisinin olmadığını

açıklamış.

Bank Asya ya yapılan operasyonun mahiyeti bir başka

yazının konusu.

Lakin geçirdiği başkalaşım sonrası Numan Kurtulmuş un

açıklamalarını ibretle izlediğimi söylemeliyim. Numan bey hükümet içerisinde en

olmadık, en inanılması güç açıklamaları yapma görevini üstlenmiş gibi

görünüyor.

Tabii bu kadar kısa zamanda bu kadar farklı tavır

takınabilmek maharet ister. Dün Harun-Karun metaforlarıyla kıyasıya eleştirdiği

kimseleri, bugün iştiyakla savunabilmek müthiş bir beceri ister. Doğrusu bu

becerilerin karşılığı da sıradan bir Başbakan Yardımcılığı olarak kalmamalıdır.

Olmaz olmaz demeyin efendim. Her fırsatta bu üstün

nitelikleri (!) sergilemeyi başarabilen Numan bey i, önümüzdeki dönemde bir üst

basamakta görürseniz de şaşırmayın.

Eski Türkiye nin Sır Küpü, Yeni Türkiye nin Ak-Törü

Hakan Fidan ismini yıllardır parlatıp durdular. Doğrusu

eski ortakların kavgaya tutuşmasının ardından ortalığa saçılan ses kayıtlarına

kadar neredeyse ben bile bu ismi ciddiye alacaktım.  Oysa Dışişlerindeki çok gizli dedikleri

toplantının kayıtlarını dinleyince, bizim mahalle çay ocaklarındaki devlet ebet

müddet konulu sohbetlerin bile çok daha düzeyli, çok daha dolu olduğunu fark

ettim.

Mâlûm seçimler yaklaşıyor, Erdoğan ın liderliği altında

ezildikçe ezilen Davutoğlu nun durumu da meydanda. Erdoğan her ne kadar şehir

şehir gezip AKP ye oy istese de, işler istediği gibi gitmiyor. Hem

Davutoğlu nun halk nezdinde biraz itibar kazanması, hem de yeni görevler

verileceği anlaşılan Hakan Fidan ın cilalanması gerekiyor.

Görev süresi boyunca başta kendisi olmak üzere

Cumhurbaşkanından Başbakanına, Genelkurmay Başkanından devletin en önemli

birimlerine kadar kriptolu telefonların dinlenmesine engel olamayan; paralel

devlet kurulmasını göremeyen; 12 yıl boyunca Milli orduya kumpas kurulmasını

anlayamayan Hakan Fidan, şimdilerde yine çok önemli bir aktörmüş gibi

pazarlanıyor.

Önce büyük usta istifa dedikodularına kulak asmayın

diyor, sonra da Hakan Fidan büyük bir sürpriz (!) yaparak istifa ediyor.

Başbakan Davutoğlu da sanki büyük ustasının sözünün üstüne söz söyleyebilirmiş

gibi Hakan Fidan a hükümette yerin hazır mesajı veriyor.

Geniş yığınlara da aman Allah ım ne kadar da hür iradeli

bağımsız adamlar bunlar diye diye tiyatroyu izlemek düşüyor.

İşte bunlar hep tulûat!