1960’lardan sonra ülkemiz tarım, tekstil ve turizm (3T) üzerine kurulu bir kalkınma modeliyle gelişmeye çalışmıştı. Uzun bir süre ülkemizin lokomotifi bunlar olmuştu. Tarım ve tekstil ana dinamo iken 80’lerden sonra turizme de hayli önem verilmiş ve “memnun ayrılan bir turist bin turist demektir” şeklinde kampanyalar düzenlenerek turizm gelirlerini arttırmak için milletçe seferberlik başlatmıştık. Ülkemizin en mutena yerleri turizm tesislerine ayrılarak açılan oteller, moteller vs. ile yatak kapasitemizi arttırmıştık.
Zaman içerisinde tarım uygulanan politikalar sayesinde bitme noktasına geldi. Halkımızı beslemek şöyle dursun onlarca ülkeden tarım ürünleri ithal eder hale geldik. Tekstil ise özellikle Çin’le rekabet edemediğinden zaman içerisinde gerilemeye başlamış günümüzde eski şaşalı günlerini arar vaziyettedir. Turizme gelince her geçen gün getirisini arttırmakla birlikte dış ilişkilerde yaşanan sorunlar da sürekli olarak turist sayısını etkilemektedir. Yani turizmde de tam manasıyla bir istikrar sağlanamamıştır.
Ülkemiz tarım ve tekstilinin yerine inşaatı ve hizmet sektörünü önceleyen politikalara dönmüş durumdadır. Özellikle inşaat sektörü oldukça gelişme göstermiş ve her yerde pıtrak gibi çok katlı binalar yapılmaya başlanmıştır. Müteahhitlere kolaylıklar sağlanarak insanların ev sahibi olmaları amaçlanmış ve bu sayede göreceli de olsa iç piyasada bir hareketlilik temin edilmiştir.
Şehirlerimizde koca koca binalar yükseldikçe gelişmişlik oranımızın arttığını sanmak pek akıllıca olmasa gerek! Zira beton yığınları belki insanlara hoş gelebilir ama milyonluk şehirlerde giderek azalan yeşilliğin ileride pek çok soruna yol açacağı da unutulmamalıdır. Düzenli ve planlı bir yapılaşmaya gidilmediğinden özellikle dün gecekondulaşma diye tabir ettiğimiz yerler şimdilerde çok katlı gecekondulara dönüşmekte; bu da sorunu daha içinden çıkılmaz bir hale dönüştürmektedir. Hele kentsel dönüşüm adı altında teoride güzel bir uygulamayı onlarca kat yüksekliğinde bina olarak algılayanların göstermelik birkaç ağaç ve beş on m2 çimenle doğaya saygılı projeler olarak takdim etmesi gerçekten oldukça ilginç bir durumdur.
Devasa projeler maket olarak çok güzel duruyorlar ama yapılıp bitirildiğinde ortaya sadece beton yığını bir garabet çıkıyor. Fakat bu garabet binaların alıcısı olduğundan yenileri yapılıyor üstelik çok fahiş fiyatlarla da satılıyorlar. Özellikle büyük şehirlerde konut fiyatları asgari ücretin bin üç yüz lira olduğu bir ülke için oldukça yüksek seviyede. İnsanlar bankaların sağladığı kredilerle ev sahibi olsalar da bir ailede asgari iki kişi çalışmadığı sürece başlarını sokacak bir yuva sahibi olamamaktalar.
Başlangıçta halka ucuz konut sunmak maksadıyla faaliyete başlayan TOKİ, KİPTAŞ gibi kurumlar da evet belki arada sırada maliyet fiyatına konut satışı gerçekleştiriyorlar ama genelde sattıkları konutlar toplumun alt kesimi için oldukça pahalı. Ucuz konutlar ise talebin çok fazla olması nedeniyle ya kura ile ya da torpille sahiplerine ulaşıyorlar. Ülkemiz şartlarında orta halli bir ailenin banka kredisine bulaşmadan ev sahibi olması neredeyse imkânsız.
Devletimizin daha fazla yeşil alanı olan konut projelerine müsaade etmesi ve orta - dar gelirli insanların konut sahibi olabilmesini temin amaçlı projelere destek vererek gerekirse sübvanse ederek insanların konut sahibi olabilmesini teşvik etmesi gerekli! Bu da istenirse pek âlâ yapılabilir. Tabi istenirse…
Ülkemizin İletişim Devi Türk Telekom
Türk Telekom ülkemizin sayılı hatta en başta gelen firmalarından birisidir. İletişim gibi insan için önemli bir konuda hizmet sunmakta. Hizmet aşkını ve çözüm odaklı faaliyetini anlatmaya da gerek yoktur sanırım. Benim Türk Telekom’la yıldızım bir türlü barışmıyor nedense! Birkaç yıl önce ev telefonumu nakletmek için oldukça uğraşmıştım. Şimdi yine on gündür her türlü mücadeleyi vermeme rağmen yine telefonumu yirmi metre uzaktaki yeni evime nakletmeyi başaramadım. Alibeyköy’deki müşteri temsilciğine başvurdum, internetten yazdım, 444 numaralı telefonu aradım birkaç kere sistem güncellemesine takıldım son defasında ise Rabia Hanımın ön eleme sorularından birini bilemediğimden işlemi gerçekleştiremedim. Her yolu denedim, uğraştım ama olmadı işte. Sanırım Türk Telekom benim müşterisi olmamı istemedi. Ve sonunda pes ederek hattımı iptal ettirdim. Yani iletişim devi Türk Telekom sadık bir müşterisini kaybetti haberi olsun. Şimdi onlar erdi muradına ben çıkayım kerevetine. Sırada cep telefonu hattım var Türk Telekom’a ait. Onu da iptal ettirsem mi diye düşünmüyor değilim!...
Minik bir tebessüm
Profesör ve öğrenci
Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip öğretim üyesi profesörün oturduğu masaya oturur.
Profesör kaşlarını çatarak:
- Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz! Öğrenci:
- O zaman ben uçuyorum müsaadenizle der.
Profesör bu cevaba çok sinirlenir. Sınav zamanı öğrencinin sınavının başarısız geçmesi için elinden geleni yapar. Fakat sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplar. Profesör öğrenciye:
- Sana son bir soru soracağım, der. Yolda yürürken iki torba bulduğunu hayal et, birinde akıl var, diğerinde ise para var. Hangi çuvalı alırsın? Öğrenci:
- Para olan çuvalı seçerdim... Profesör:
- Ben akıl olan çuvalı seçerdim... Öğrenci:
- Normal! Kimde ne eksikse onu seçer...
İlgilisine notlar:
* Geçen haftaki CLK Boğaziçi Elektrik ve Türkcell Superonline ile ilgili yazımdan sonra arayarak sorunlarımı çözmek için yardımları esirgemeyen her iki kurumun da ilgililerine teşekkür ederim. Yazmaya gerek kalmadan sorunları halledebilseydim daha güzel olmaz mıydı?!.
* Biz Mavi Marmara’dan ziyade MARMARAY’ı, Metrobüs’ü önemsediğimiz sürece sadece davalar değil ümmetin her karış toprağı düşmeye devam edecektir.
* Terörden medet umanlar ve şiddetten beslenenler gün gelecek teröre yenik düşecekler milletimize geçmiş olsun, başımız sağ olsun.