Değer ve erdemlerin, adaleti emreden bir ahlak anlayışının modern siyasette karşılık bulması ancak “nüfuz siyaseti” sayesinde olur. Nüfuz siyasetin beslendiği iki yer vardır; “akıl teri” ile ifade edilen bilgi ve “alın teri” ile ifade edilen emek! Bu iki noktayı birleştirmek adına yapılacak fedakâr çalışmalar bir kurtuluş müjdesi olabilir. Hayat; akıl, gönül ve beden bütünlüğünü koruma mücadelesi olduğundan aklın sınırlarını aşan bir inançla düşünmeye başlayalım! Çünkü hayatı değerlendiren düşünce, hayattan daha değerlidir.

Düşüncelerin ve politikaların giderek yıprandığı, ithamlar ve iddialar altında iyice buharlaştığı günümüzde isimlerden çok zihniyetlerin tartışılması için bir düşünce disiplinine sahip olmalı, bunu güzel bir şekilde ifade edebilmeli ve bir çalışma modeline dönüştürebilmeliyiz. Ancak bu şekilde var olmak bizi farklı kılacaktır! Farklılığımızı,  özel bir düşünce, güzel bir ifade ve tüzel bir çalışma ile buluşturduğumuzda köklü bir niyet, samimi bir arzu ve Allah vergisi bir yeteneğe kavuşmuş olacağız.

“Ortak geçmişten ortak geleceğe” gidilen bu yolda insanlık bizi bekliyor! İnsanlığın ekonomik ve sosyal olarak baskı altına alındığı bir dönemde, heyecan uyandıracak aktör olmak isteyenler bilmelidir ki; “çalkantılı zamanlarda en büyük tehlike kargaşanın kendisi değil, dünün mantığı ile hareket etmek” tir . Buna son vermenin yolu;  “akıl teri” ile “alın teri” dökenlerini buluşturmaktır. Bu yolun rotası ise; “ Erbakan Hoca’nın bıraktığı manevi mirasına yeterince sahip olma azim, irade ve kapasitesini göstermek”tir.

Seçeneksizliğe alternatif oluşturabilen tek varlık olduğumuz için bu mücadele insanın omuzlarına yüklenmiştir. Bu öncülükle, anlam dünyasına kapı açmak için gerekli olan aksiyoner görüş ve fonksiyonel hareketi tetikleyebilir, idealin peşinde olan bir iradeyle belirleyici olabiliriz. Böylece kaybetmeyi göze, görevi ele alabilir; kademede kalarak kazan(dır)maya devam edebiliriz. Bu vizyonu idrak edenler, hayatın değeri yerine fiyatıyla ilgilenen günü kurtarma politikalarını bırakıyor, cevherin insanda olduğundan hareketle vâr olanı yâr, yâr olanı kâr kılmaya çabalıyor. Çünkü “muhakkak ki onlara vaadedilen sabah vaktidir; sabah yakın değil mi!”