Başlığa bakar bakmaz "Bekar insanın çarşaflı hanımı nasıl olur diye sorabilirsiniz. Benim dalgınlık eseri böyle bir başlık attığımı düşünebilir ya da bilerek yalan yanlış şeyler yazdığım aklınıza gelebilir. İnanın hiçbirisi değil. Ben sadece Cumhurbaşkanı Gülün Pakistan yolunda uçakta gazetecilere anlattığı bir olayı aktarmaya çalışıyorum.
Gazetelere yansıyan bu olayı sizler de okumuş olabilirsiniz. Buna rağmen ben tekrar aktarmak istiyorum. Cumhurbaşkanı Gül, rektör atanması için kendisine gönderilen üç kişilik listede bir profesörün isminin karşısına, YÖK tarafından "Eşinin kara çarşaflı olduğu ve kadının sık sık okula gelerek diğer hocalarla kavga ettiği" notunun düşüldüğünü, bu notu görünce şaşırdığını araştırılmasını istediğini belirterek araştırma sonunda eşinin kara çarşaflı olduğu ileri sürülen hocanın bekar olduğu bilgisinin kendisine ulaştırıldığını, acaba evliydi de sonradan mı boşandı düşüncesiyle tekrar araştırttığını ancak, hocanın hiç evlenmemiş olduğu bilgisinin geldiğini aktarıyor.
Gazetelerdeki bu haberi okuyunca şaşırıp kaldım. Ne diyeceğimi, bu notu düşenlerin hangi sıfatlarla nitelendirilmesi gerektiğini epeyce düşündüm. Aklıma gelen nitelendirmeleri burada tekrarlamaya edebim müsaade etmiyor. Cumhurbaşkanı Gülün yalan söylemeyeceğine olan inancım beni daha da üzdü. İnsan YÖKgibi Üniversitelerin idaresinden ve yönlendirilmesinden, kısacası insan Türk yüksek tahsil kurumlarının başındaki kişilerin böyle yalan beyanlarla bir profesörün devre dışı bırakılması yönündeki entrikalara tevessül edebileceğine inanmak istemiyor. YÖKün belli bir ideolojik yaklaşımın karargahı haline geldiğini biliyoruz ve çok yanlış olmasına rağmen YÖKün böyle bir konuma gelmiş olmasına alışmaya başlamıştık. Biliyorduk ki, burada yönetimi ellerinde bulunduran bazı kişiler bulundukları makamı ideolojilerine hizmet için kullanıyorlar. Ve YÖKyönetimine başörtüsüne karşı olanların hakim olduğunu da biliyorduk. Ama yalan beyanlarla insanları saf dışı bırakma çabalarını anlamak mümkün değil.
Cumhurbaşkanı Gülün anlattığı bu olay gerçekse, daha doğrusu medyaya yanlış aksetmemişse böyle bir olayda dahli ve desteği olan herkesin önce bulundukları makamlardan istifa etmeleri ve iftira attıkları hocadan kamuoyu önünde özür dilemeleri gerekir. Hangi ideolojinin mensubu olurlarsa olsunlar insanlık bunu gerektirir.
Ayrıca meslektaşına böylesine bir iftira atmayı içlerine sindirebilenler, atılan iftiraya çanak tutunların üniversite gibi bir kurumda bundan sonra kesinlikle ders vermelerinin engellenmesi gerkekir.
Ayrıca bu tür kişilerin ülke meseleleri konusunda ahkam kesmelerinin de doğru olmayacağını düşünüyorum. Hele hele yeni anayasa hazırlanması, orta öğretimden yüksek öğretime kadar eğitim sisteminin bu tür kişilerin yön vermelerinden en kısa zamanda kurtarılması gerekir.
İnsanların ideolojik farklılıkları elbette olacaktır. Bu gayet doğaldır. Ancak bu ideolojik farklılık başka türlü düşünenleri karşı yalan ve iftira ile devre dışı bırakma çabaları toplumsal barışı, karşılıklı saygıyı kökünden yok eder. Toplum hayatında ikili ilişkilerde bile karşısındaki kişi ya da kişilerin yalan söylediğini bile bile onlara karşı saygı duyması mümkün olabilir mi İkili ilişkilerde durum bu iken toplumun geleceğini belirleme noktasında olan kişilerin yaptıkları ile nelere sebep olabileceklerini düşünmeye bile gerek yok, çünkü görüyoruz.