Millî Gazete'nin dosyaya ilişkin ulaştığı bilgi ve belgeler, soruşturma sürecinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülen birçok ayrıntıya işaret ediyor. Ölümünden kısa süre önce gerçekleştiği belirtilen uluslararası temaslar da dosyadaki dikkat çekici başlıklardan biri olarak öne çıkarken, 17 yıldır cevap bekleyen sorular kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor.

Dönemin Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın şüpheli ölümünün ardındaki sis perdesi, soruşturmanın detaylarına inildikçe daha da koyulaşıyor. İlk günden itibaren kamuoyunun büyük bir kesiminde derin şüpheler uyandıran bu dosya, alelacele yürütülen işlemlerin ötesinde, cevaplanmayı bekleyen çok sayıda soruyu ve çelişkiyi barındırıyor. Millî Gazete olarak, bu ikinci haberde dosyanın seyrine etki edecek mahiyette olan ve bugüne kadar cevap bekleyen 4 detayı gündeme getireceğiz.

KAYIP CEP TELEFONLARI VE DİKKAT ÇEKEN SİNYALLER

Olay gecesine dair en büyük muammalarından biri, Behçet Oktay’ın yanından ayırmadığı iki adet cep telefonunun ortadan kaybolması. Biri şahsi, diğeri devletin tahsis ettiği resmi emniyet hattının takılı olduğu bu cihazlar, olay yeri inceleme kayıtlarında ve adli dosyada yer almadı.

Ancak telefonlar ile ilgili sır perdesi sadece bununla sınırlı kalmadı. Olaydan bir süre sonra telefonlar teslim eden ve teslim alan kişinin kim olduğunu yazılı olmadığı bir belge ile teslim ediliyor. Telefon ile ilgili ailenin talebi üzerine yapılan incelemeler sonrası dikkat çeken detaylar ortaya çıkıyor. Buna göre, o iki telefonla, Oktay'ın ölümünden sonraki saatlerde Ankara'nın muhtelif yerlerinde telefon görüşmeleri yapıldığı, mesajlar atıldığı ve GPRS üzerinden veri akışı sağlandığı tespit ediliyor.

Ancak bu detaylar ile ilgili hiçbir adım atılmıyor ve görmezden geliniyor. Devletin en kritik güvenlik biriminin başındaki ismin tüm sır trafiğini barındırma ihtimali olan bu cihazları kimler, hangi amaçla olay yerinden aldı ve Ankara sokaklarında sinyal verdirerek kullandı? Bu sorunun cevabı adli dosyada halen aydınlatılmayı bekliyor.

ÖZEL HAREKÂT DAİRE BAŞKANI’NIN KASASINI KİMLER NEDEN AÇTI?

Cevap bekleyen bir diğer soru ise o gece Behçet Oktay’ın makam odasında yaşandı. Oktay’ın cenazesi daha toprağa bile verilmeden, emniyet koridorlarında akılalmaz bir hareketlilik yaşanıyor. Oktay’ın Gölbaşı Özel Harekât Daire Başkanlığı’ndaki makam odasında bulunan kasası izinsiz bir şekilde açılıyor.

Hukuken bir daire başkanının kasası ancak ve ancak savcılık kararı, savcı eşliği ve resmi tutanakla açılabilirken, burada hiçbir savcılık yetkisi bulunmuyor. Aile kasanın kimler tarafından ve neden yetkisiz bir biçimde açıldığını sorması üzerine ise, “Savcıyı olay büyümesin diye çağırmadık” cevabı alınıyor.

CIA ZİYARETİ VE SONRADAN GELEN MESAJLAR

Behçet Oktay’ın vefatından kısa bir süre önce Gölbaşı’nda dikkat çekici bir görüşme trafiği yaşanıyor. CIA Türkiye Masası’ndan üst düzey bir isim, bizzat Gölbaşı’ndaki karargaha gelip Oktay'ı makamında ziyaret ediyor.

Görüşmenin öncesi ve sonrası ile ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü’nü bilgilendiren Oktay, ailesine de görüşmeden bahsediyor. Ailenin aktarımına göre, Oktay’ın, ABD Büyükelçisi’nin de Gölbaşı’na ziyaret gerçekleştireceğini belirtiyor.

CIA görüşmesi sonrası, Oktay’a yurt dışından anlam veremediği ve tanımadığı bir numara üzerinden mesajlar gelmeye başlıyor. Numarayı araştıran Oktay, mesajların Irak’tan atıldığını ve mesaj atan numaranın bir polis tarafından kullanıldığını tespit ediyor. Oktay, şüpheli bulduğu bu durumu yakın çevresine anlatıyor.

DOSYAYI KAPATANLAR FETÖ’DEN TUTUKLANDI

Behçet Oktay dosyası ile ilgili en dikkat çeken detay ise dosyanın tüm süreçlerinde imzası bulunan kişilerin FETÖ iltisakları nedeniyle ya tutuklu ya da ihraç olmaları oldu. O dönem dosyayı "intihar" teziyle hızlıca kapatan ve şüphelerin üzerine gitmeyen mekanizmada yer alan dönemin İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek başta olmak üzere, soruşturmayı yürüten bazı polis şefleri, hakim, savcı ve adli tıp uzmanlarının önemli bir kısmı, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY terör örgütü iltisakları ve üyelikleri gerekçesiyle ya tutuklandı ya meslekten ihraç edildi ya da yurt dışına kaçtı.

Ortaya çıkan bu tablo da Oktay davasında kasıtlı bir delil karartma veya yönlendirme yapılıp yapılmadığı sorusunu adli makamların önüne zorunlu olarak koyuyor.

YARIN:

· Özel Harekat Daire Başkanı’nın otopsisi kaç dakika sürdü?

· Savcı olay yerine neden gitmedi? Olay yerinde neden keşif yapılmadı?

· Oktay’ın kayıp olduğu iki saat neden araştırılmadı?

Yazı dizimiz üçüncü bölümüyle yarın Millî Gazete'de...

Muhabir: Ahmet Sesli