İSLAM dünyasının ve Müslümanların yaşadığı saldırı, kan ve gözyaşı ile sıkıtınlar ister istemez bayramı bayram gibi yaşama imkânını zorlaştırıyor. Halbuki, bayramlar Allah’ın müminlere bir hediyesidir. Bu güzel günleri berbat etmek, acılarla geçirmek için insanoğlu bulduğu bin bir gerekçe ile elinden geleni yapıyor. Çoğu zaman da insanlara bu acılar iyi günlerin, yaşanabilir bir dünyanın geleceği iddiaları ile yaşatılıyor. Buna rağmen tüm inananların Ramazan Bayramını tebrik ediyor gelecek bayramları daha huzurlu barış içinde geçirmemizi ve bugünlerin hayırlara vesile olmasını diliyorum.
***
Dünya üzerindeki Müslümanların durumu geçmiş bayramlara göre değişmedi, batıl cephesi Müslümanları yok etmek için elinden geleni yapıyor. Ne yazık ki, bu zalimler Müslüman kimlikli bir takım kimselerden de destek buluyorlar. Maddeperestliğin adeta din haline getirildiği bir dünyada yaşamanın tabii bir sonucu olarak kürsel güçler sadece çıkarları uğruna barış, adalet, demokrasi ve özürlük kılıfına sarılmış bir zulüm düzenini sürdürüyorlar. Böyle olmasaydı İran ile nükleer faaliyetlerini sınırlandırma konusunda varılan anlaşma çoğunlukla İran pazarının ne kadar cazip olduğu, bu anlaşma ile İran’a yönelik ticaretten ne gibi maddi imkânlar sağlanacağı ön plana çekilerek, aslında İran’ın nükleer silah yapmasının engellendiği, bu hususta İran’dan söz alındığı gerçeği görmezden gelinir miydi
Hemen belirteyim ki, sadece İran’ın değil tüm ülkelerin kitle imha silahlarını imha etmeleri gerektiğini düşünenlerdenim. Ancak, nükleer silaha sahip olmayı kendileri için hak olarak kabul edenlerin sıra İran’a gelince 10 yıldan beri bunu nasıl engelleyeceklerinin derdine düşmeleri, nükleer silah üretme yönünde çalışma yaptığı iddiası ile bu ülkeye yıllardan beri ekonomik ambargo uygulayanların sonunda hedeflerine ulaştıklarını görmek nasıl bir dünyada yaşadığımızı göstermesi bakımdan ibretlik bir misaldir. Kısacası, İran’a uygulanan ambargo haksızdı, bu haksızlığın sona ermiş olması keyf bağışlamak değildir. Ama, bir ülkenin nükleer silah yapmaktan baskılarla vazgeçirilmesi dayatmadır. Hem de kendileri ve bölgede İsrail nükleer silahlara sahip iken. Kısacası, yer yüzünde zalimler hükümlerini sürdürüyor.
***
Bayrama girerken AYM karar ile dershanelerin kapatılmasını öngören yasanın iptal edilmesi ise ayrı bir kafa karışıklığına yol açtı. Bir taraf bu karar ile dershanelerin kapatılmasına son verildiğini öbür taraf söz konusu kararın dershanelerini kapatılmasına hukuki zemin oluşturduğu iddiasını dile getiriyor. Yani tam bir çelişkiler yumağı söz konusu. Halbuki esas üzerinde durulması gereken husus yasa ile dershanelerin kapatılması değil, dershanelere ihtiyaç duyulmasını engelleyecek bir düzenlemeye gidilmesi, bu hususta nelerin yapılabileceği üzerinde kafa yormaktır. Bir ülkede temel eğitimden orta öğretime geçiş bile sınavla oluyorsa o ülkede öğrenciler bir takım destek eğitime ihtiyaç duyarlar. Bu gerçeği görmezden gelerek işin özünde değil, detayında uğraşıp duruyoruz. Üniversiteye geçişi bilemem ama ortaöğretime geçişte sınavların kaldırılması, veliler en yakın ortaöğretim kurumuna çocuklarını gönderebilmelidirler. Bu sınavlar devam ettiği sürece öğrenci ve velilerin ek ders peşinde koşmaları engellenmez.
***
Elbette bu bayram ziyaretlerinin en çok konuşulacak konularından birisi hükümetin kurulma çalışmaları. Tüm partiler ‘ülke hükümetsiz kalmamalı’ açıklaması yaparken, hükümetin kurulmasının değil erken seçimin gündemde olması da sanıyorum bize has bir durumdur.