Batı da (kuvvete dayalı uygarlıklarda) önce devlet kurulur, sonra devlet anayasayı yapar.
Doğu da (hakka dayalı uygarlıklarda) ise önce anayasa yapılır, sonra devleti anayasa kurar.
Batı da dört veya beş yılda bir gizli çoğunluk oylaması ile seçim yapılır; Doğu da her yıl yenilenebilen açık vekâlet sistemi ile seçim yapılır. Batı da kararlar ekseriyet sistemi ile alınır; Doğu da ise ortak vekil sistemi ile alınır.
Batı da bir toplanma nisabı vardır, bu ekseriya üyelerin yarısının katılması ile olur. Seçimlerde böyle bir şart mevcut değildir. Bir de karar nisabı vardır. Karar nisabı da çoğu kez katılanların yarısıdır. Bu hesapla karar dörtte bir nisbetine göre alınmaktadır. Bazı konularda karar nisabı üçte bir gibi daha da ağırlaştırılmaktadır. Katılma da üyelerin yarısı olarak alınmaktadır. Her ne olursa olsun, karar üyelerin ekseriyeti ile alınmaktadır. Denetimler sağlıklı ve adil olamamaktadır. Bütçe gibi sayısal değerler dışarıda hazırlanmakta, kabul veya red ile kararlaştırılmaktadır. Hükümeti düşürmek için üyelerin yarısından çoğunun oyu aranmaktadır. Güvenoyu ise katılanların yarısı ile yapılmaktadır.
Batı mantığı güç/kuvvet sistemine dayanır. Madem o görüşü benimseyenler çoğunluktadır, o halde onlar güçlüdür, onların dediği olacaktır. Bu yanlış olmaz mı Olabilir ama onu değiştirecek olan yine o güçlüdür! Çünkü diğerinin elinden ne gelir !. Batı mantığında güçlü/kuvvetli olan haklıdır.
Bu sistemin adil olması, insanların eşit sayılması, sözde çoğunluğun azınlığa -gerçekte azınlığın çoğunluğa tahakkümü- anlamını taşıması bir yana; bu sistem kararsız bir sistemdir, kuralsız bir sistemdir. Yeni katılan bir kimsenin dediğini yaptırabilen bir sistemdir. En zayıf görüşlü veya en kararsız ve karaktersiz bir kimsenin diğerlerini yönetmesidir. Her gün kararların değişmesidir. Yani sadece zulüm değildir, aynı zamanda istikrarsızlıktır.
Oysa adalet/barış/hak düzeninde ortak vekil sistemi vardır. Önce görüşürüz, konuşuruz, ortak karar alabilirsek ortak karar alırız. Ortak karar alamıyorsak herkesi kendi içtihadında serbest bırakırız. İsteyen uçakla, isteyen trenle gitsin deriz, birlik aramayız. İttifak veya serbestlik.
Bazı hallerde bu mümkün olmaz, birlikte hareket etmek zorunda oluruz. Ya sağdan gideceğiz ya soldan. O zaman yapacağımız iş ortak vekil seçmektir. Ortak vekilin seçilme sistemini geliştiririz. En kolay ve en basit ortak vekil seçme şekli sıralama usulüdür. Herkes başkalarını kendisine vekil seçer, sıralama yapar. Ben seçmiyorum diyorsa o ortaklıktan ayrılacak demektir. Bir adayın aldığı sıraların tersleri toplanır, en yüksek sayıyı alan ortak vekil olmuş olur. Bununla beraber üyelerin hakemlere gidip ortak vekaleti iptal ettirme yetkileri vardır. Hakemlerin makul bulacağı nedenle onun ortak vekâleti iptal edilir, ondan sonra gelen ortak vekil olur. Böylece sonradan katılan, dönek olan, zayıf görüşlü olan veya kavgalı olan kişinin ortak vekil olması önlenmiş olur.
Ortak vekil bir mecliste müvekkiller ile aleni şekilde istişarede bulunur. Onların görüşlerini alır. Onların vekili olduğu bilinci ile o mecliste kararını alır. Dışarı çıkıp da başkalarına danışmaz, danışamaz. Müvekkilleri dışındaki kimselerin görüşünü meclis içinde almaz veya kararı erteleyemez. Böylece dış baskılardan uzak kalınması sağlanır.
Ortak vekil karar aldıktan sonra karar kesin olup kararı değiştiremez. Yeniden ortak vekaleti alması veya devam ediyorsa yeniden istişare etmesi gerekir. Bu da keyfi kararları önler.
Önemli bir başka husus; üyeler ortak vekilin kararına karşı hakemlere gidebilir ve kararı iptal ettirebilirler. Bu da kararın müsbet ilme ve vekâlet sınırlarına uygunluğunu sağlar. Bununla beraber karar alan tek kişi olduğu ve mecliste karar almak durumunda olduğu için kararlar çabuk alınır.
Batı daki ekseriyet sisteminin tek dayanağı güçlü/kuvvetli olma ilkesidir.
Halbuki, çok olan daha kuvvetlidir varsayımı yanlıştır. Nice az olan vardır ki, örgütüyle, bilgisiyle, cesaretiyle, çalışkanlığıyla daha kuvvetlidir.
Doğu daki hakka dayalı düzen ortak vekâlet sistemine dayanır, vekilin tevkili sistemine dayanır. Vekâleten alınan kararların geçerliliği hususunda ihtilaf yoktur. Bütün hukuk bunu kabul etmiştir. Yoksa görevli kavramı ortadan kalkar. Vekâlet sistemi olmadan topluluk olmaz. Nitekim Batı da milletvekilleri vekil değildirler. Çünkü ekseriyet oyu ile gelmişlerdir, vekâletle değil. Getirenler azledemiyorlar da. Ama halkın gözünü boyamak için adına milletvekili deniyor.
Ne dersiniz Hakka/adalete değil de güce/kuvvete dayanan bir sistemden, bir düzenden, bir yapıdan sağlıklı ve adil bir sonuç çıkabilir mi .. O halde çare ve çözüm bellidir Vesselâm