BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;
MMANEVİ atmosferi zirvede olan mübarek bir ay içindeyiz. Nefis, sabır ve merhamet eğitimi ayı! Allah, orucun farz kılınmasının hikmetini anlatırken, “Takvaya ulaşasınız diye” ifadesini kullanır. Helal-haram sınırlarını dikkat ederek istikamet sahibi Müslüman olmanın yolu bu!
Ramazan muhasebe, silkinme, yenilenme, arınma ayı. Oruç gibi zorlu bir ibadeti yerine getirirken cihat ediyoruz. Nefisle, açlıkla. Bedir Zaferi, Mekke’nin Fethi gibi önemli olayların bu ayda yaşanmasının hikmetleri var.
İslam dünyası, pek çok sıkıntı yaşarken girdi Ramazan ayına. İlahi rahmetin bizi kuşatmasını diliyoruz. ABD’nin İsrail Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşırken yaşananlar… İşgalci İsrail, olaya tepki gösteren Filistinlilere saldırdı. 62 şehit, 3 bin civarında yaralı var. Kudüs değişmeyen gündemimiz. Soykırım, savaşlar, sömürülme, iç çatışma, terör, açlık İslam dünyasının bitmeyen problemleri arasında.
Ramazan ayı bu sorunların çözümü için güzel fırsat. Önce toplumsal barış. Ramazan ayında indirilen Kur’an, bizden bunu istiyor: “Ey iman edenler! Hepiniz barışa girin.” (Bakara, 208) İslam’ın bir adı, “silm-barış”tır. Barışa ihtiyacımız var. Bunu sağlamak her Müslüman’ın görevi!
İç çatışma, terör gibi yöntemlerle Müslümanların birbirini öldürmesi hepimizin ayıbı. Allah Resulü (S.A.V.) en uç insanlarla iç barışı sağlayarak “bir arada yaşama”yı gösterdi ümmetine. Medine’ye hicretten sonra Müslüman, Yahudi, Hıristiyanlarla yapılan “Medine Sözleşmesi” bunun örneği. Efendimizin (S.A.V.) yöntemini uygulama görevimiz var.
GELİN KARDEŞ OLALIM
“ZATEN kardeş değil miyiz” diyeceksiniz. Öyle ama kardeşliğimiz fonksiyonel hale gelmeli, değil mi? Efendimiz (S.A.V.) “kardeşlik” sorumluluğumuzu şöyle anlatır: “Ona zulmetmez; yardımsız bırakmaz; düşmana teslim etmez.” (Buhari)
Müslümanların birbirine 3 günden fazla dargın durması bile yasak. Birbirimizle iç içe yaşamak zorundayız. Aile fertlerinin, akrabaların, komşuların birbirine karşı görevleri var. İslam toplumu “düzen” içinde yaşar. İslam yaşanırsa sahipsiz kalan tek fert kalmaz.
Biz kardeşler topluluğuyuz. Efendimizin (sav) yolu etrafında toplanmış tek ümmetiz. Ümmet, kardeşlerine karşı görev ve sorumlulukları olan düzenli bir topluluktur! Hadis-i Şerif’te buyrulur: “Mümin ülfet eden (uzlaşan) insandır. Ülfet etmeyen, kendisiyle ülfet edilemeyende hayır yoktur.” (Müsned)
İslam dünyasını parçalamak isteyenler ırk, mezhep, bölge gibi farklılıkları ayrılık sebebiymiş gibi kışkırtıp bizi birbirimize düşürüyorlar. Farklılıklar zenginliktir. Farklılıklarımızla “bir arada yaşama”yı öğrenmeliyiz. Müslüman’a barışçı, uzlaştırıcı, yumuşak dil yakışır.
Rabbimiz, Musa’ya (A.S.) emrediyor: “Firavun azdı; ona yumuşak söz söyle” (Taha, 44). Sulh zamanlarında, azılı kâfire böyle davranılması emredilirse; Müslümanların birbirine karşı davranışları da emredildiği gibi olmalıdır.
İslam barış dinidir; barış ortamında yayılır. Çatışma ve gerginlik ortamında güven kaybolur; kimse kimseyi dinlemez. İç çatışma ve terörden sadece düşmanlarımız faydalanır. İç çatışmayla düzlüğe çıkamayız. Ramazan ayı kardeşliğimizin pekişmesine vesile olsun!
HEPİMİZ BARIŞALIM
RAMAZAN ayı içinde 24 Haziran seçim süreci de var. Mübarek ayın feyiz ve bereketinden mahrum kalmamak için itidale, sükûnete, barışa ihtiyacımız var.
Siyasiler fikir ve projelerini anlatsın. Kesinlikle, kavga, gerginlik ve ötekileştirici üsluptan uzak duralım. Herkes “oy”unu hiçbir etki altında kalmadan, özgürce kullansın. Ülkemizi ve geleceğimizi düşünelim. Birbirimizle barışalım.
Özellikle Milli Görüşçü kardeşlerime hatırlatmak istiyorum: Hep izah, ispat, ikna yolunu seçtiniz. Kavgaya, şiddete prim vermediniz. Barış, uzlaşma ve itidali elden bırakmadınız. Denge unsuru oldunuz. Bütün oyunlar sizin üzerinizde.
Gücü elinde bulunduranlar başkasına hayat hakkı tanımıyorlar. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Kurgu, kumpas, provokasyon ve saldırganlıkların seçim süresince devam edeceği anlaşılıyor. Bin düşünüp bir konuşacak zamandayız.
Suresi’nde, kurtuluşta olan 4 sınıf içindeki “hakkı tavsiye edenler”den sonra “sabrı tavsiye edenler” sayılmıştır. Peygamberlerde de görülmüştür ki, “hakkı tavsiye” her zaman zor ve risklidir. “Sabır” bineği ile bu engeli aşmaya çalışacağız.
CEMAL KARA: 1990’lı yıllarda Niğde MGV çalışmalarının efsane ismi Cemal Kara Hakk’a yürüdü. Her keresinde Genel Merkez’e müjdeli haberlerle gelirdi. Onu en son 6 yıl önce Hatay’daki bir programa giderken, Niğde’deki yazlığında Nihat Altıparmak kardeşimle birlikte ziyaret etmiştik. Bize bahçesinden dut, kiraz, kayısı, erik ikram etti. Ayrılırken helalleştik. Babacan, güler yüzlü, samimi, tabii tavırlarını unutmam mümkün değil. Sevenlerine taziyelerimi sunuyorum. Yarabbi! Cemal Başkanımı Peygamberimize (S.A.V.) komşu eyle!