YILLARDAN beri uygulanmakta olan yüzde 10 barajının son
seçimde yıkılması ile yeniden koalisyon döneminin gündeme gelmesi seçim
kanununda değişikliği zaruri hale getirmiştir. Şimdiye kadar yüzde 10 barajı
sayesinde tek başlarına iktidar olanlar artık bu yolun dışında da iktidar
alternatifi olduğunu görmelidir. Hem de baraj yüzde kaça çıkartılırsa
çıkartılsın seçmen iradesinin siyasi partileri koalisyona mecbur etmesi
mümkündür. Bu sebeple yıllardan beri ihmal edilmiş olan yüzde 10 barajının
düşürülmesi nedense her parti istiyor görünmesine rağmen bugüne kadar
gerçekleşmemiştir. Partiler barajın düşmesini istiyor görünmelerine rağmen aksi
yönde tavır sergilemişler, barajın düşürülmesini bir takım gerekçeler ileri
sürerek engellemişlerdir.
Bu tespitlerin ardından yüzde 10 barajının yıkılması,
Meclis e 4 partinin girmesi de göstermiştir ki, barajlar yoluyla seçmen
oylarının belli partilere yönlendirilmesi uygulamasından vazgeçilerek yeni
arayışların gündeme getirilmesi gerekiyor. Bazı partilerin koalisyonun nasıl
kurulamayacağını seçmene gösterme gayretini terk ederek seçim yasasında bir
değişiklik yapılmasını da programına alan bir koalisyon hükümeti bir an evvel
oluşturulmalıdır. Böylece hem seçmen iradesine saygı gösterilmiş hem de
önümüzdeki dönemde koalisyon hükümetlerinin kurulmasını kolaylaştıracak yeni
bir düzenleme yapılmış olur. Aslında her partiden insanlar bir araya
geldiklerinde seçim barajının düşürülmesi konusunda görüş birliği ortaya
çıkıyor. Sadece barajın yüzde kaç olacağı konusunda görüşlerde farklılık
oluşuyor. Genellikle yüzde 5 dile getirilirken bunun yüzde 3 olabileceği de
ifade ediliyor. Barajın sıfırlanmasını isteyen hemen hemen yok gibi.
Barajın düşürülmesini isteyenlerin bir kısmı yüksek baraj
oranı toplumun bir kesiminin HDP ye yönelmesine sebep olduğunu söylüyorlar. Bu
bakımdan esas olarak farklı fikirlerin temsilcilerini bir takım partilerin
çatısı altında toplanmaya zorlamadan Meclis te yer almalarının önünün açılması
gerektiğini, gerçekten demokrasi isteniyorsa bunun sağlanması gerektiğini
belirtiyorlar.
Bunun sağlanması için fikir ve inanç özgürlüğüne
gerçekten inanan siyasilerin ortak hareket etmesi gerekiyor. Barajın yüzde 10
gibi yüksekte tutularak farklı renklerin kendilerine bir çatı altında yer
aramaları kısa zamanda partilerde ayrılıkları gündeme getiriyor. Bunun çeşitli
örnekleri yakın geçmişte hem ANAP hem de AK Parti de yaşandı. Her iki partide
farklı eğilimleri çatıları altında toplayarak yola çıktılar ama bu çok
renklilik giderek renksizliğe dönüştü. Bunda kan uyuşmazlığının önemli rolü
olduğu gibi uzunca bir süre tek başlarına iktidar olan parti liderlerinde
oluşan başlangıçtaki farklı renklere hoşgörü ve tahammüllün giderek azalmasının
da rolü vardır. Bu bakımdan her rengi biz temsil ederiz anlayışının sürekliliği
olmuyor.
Bu bakımdan AK Parti iktidarının 13 yıl boyunca
yapamadığı/yapmadığı barajın düşürülmesi hiç olmazsa oluşturulacak bir
koalisyon hükümetince gerçekleştirmesi yararlı olabilir. Buna rağmen partiler
erken seçimden yarar umuyorlarsa baraj indirilip önemli bazı kararlar
alınabilir ve uygulamaya konulabilirse koalisyonların öcü olmadığı da topluma
gösterilmiş olur. Ama sadece parti çıkarı düşünülerek koalisyon kurulması
bilerek çıkmaza sokulursa bunun sorumluları sonucuna katlanmak zorunda
kalırlar.