Seçimler yapıldı ve yeni seçilen Cumhurbaşkanımızın ülkemize milletimize hayırlı olmasını diliyoruz.

Seçim sistemindeki “dayatma”ya rağmen halk sandığa giderek oyunu kullandı. Düşünün ki 200 milletvekili olan bir siyasi parti 10 aday çıkarabilir. Milyonlarca oy alsa da yüzde 9 oy alan bir parti hiç aday çıkaramaz.

Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi oyu az olan partileri yok etmeye yönelik “proje” olarak hazırlanmış.

Neyse.

Son yılların modası, seçim sonuçları kadar “balkon konuşması” merak konusu oldu.

Tabi her seçim sonuçları itibarıyla getirdikleri ve götürdükleriyle konuşulur, konuşulacak da.

***

“Çatı” grubu sonuç itibarıyla kaybetmiş gözüküyor. Seçim sonuçlarını yorumlayan siyasiler de bu görüşte.

Ancak göz ardı edilen husus şu; hatırlayacaksınız 30 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde sol parti; sağ tandanslı adaylar gösterdi ve başarılı oldu. Hatay bunun en bariz örneği. Adalet Bakanına rağmen sol parti, büyükşehir belediyesini aldı. Ankara ve İstanbul’da da hayli etkin oldular.

Bu seçimde de aynı deneme yapıldı. Muhtemelen önümüzdeki genel seçimlerde bir adım daha ileri gidilebilir.

Aday seçiminde, ulusalcı kanadın müdahalesi, tarafların boş vermişliği, paraşütle inen yabancı ve pasif bir aday olmasına rağmen gelinen nokta hafife alınmamalıdır.

CHP ile MHP pekâlâ tek parti gibi davranarak “ortak aday” çıkarmışlar ve işin içinden küçük sıyrıklarla çıkmışlardır. Proje, özü itibariyle hedefine ulaşmıştır kanaatindeyiz.

17 Temmuz 2014 tarihinde bu köşede; “Çatı aday, korkulacak bir “dindar” olmadığına dair kendini ispat etmekle meşgul. “Muhafazakâr” tabana hitap etmesi için ortaya çıkarıldı ama kendi can derdinde. Zaten devletin soğuk yüzünü temsil edeceğini şimdiden deklare ediyor.

HDP (BDP) adayı ise, merkez sola açılım açısından yakaladığı fırsatı çok iyi değerlendiriyor. Seçimde HDP’nin oy oranının üstünde oy alacağı görülüyor” demiştik. Nitekim sözlerimizin arkasındayız.

Görünen o ki,  2015 seçimlerine yeni yüzlerle gideceğiz. Esas itibariyle ülkemizde siyaset yeniden dizayn ediliyor.

***

Kazanan taraf açısından ise, ortada olağanüstü büyük bir başarının söz konusu olmadığı ortadadır.

Medya bombardımanıyla şişirildiği gibi, gümbür gümbür değil; Mahmut Efendi Merhum Erbakan ve Ali Izzetbegoviç takviyesiyle kıl payı kazanılmıştır. İnşallah gereği gibi davranılır.

Eğer ortada aylardır beyinlere işlendiği gibi, 58-60 bandında bir oy alınsaydı, o zaman küçük dağların sallandığını görecektiniz.

Bundan sonra iktidar partisi içinde yaşanacaklar ve Abdullah Gül’ün nasıl etki edeceği çok önemli. Bu arada yetmiş küsur milletvekilinin 3 dönem milletvekilliğinden dolayı siyasetin dışına itildiği göz ardı edilmemelidir.

Seçimler sonucunda, bir Ak Partilinin oturduğu koltuğa, başka bir Ak Partili oturacak.  Görevin Sezer’den değil; Gül’den devir alındığı unutuluyor(!) Sanki işgal altındaki bölge kurtarılmış gibi bir yaklaşım doğru değil.

***

Gelelim balkona.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde parti balkonunun seçilmesi kucaklayıcılık mesajı açısından şık bir tercih değildi.

Verilen mesajlara gelince, “Yeni Dönem” “Yeni Türkiye” “Yeni Beklenti” “Yeni Çankaya”  ifadeleri sıkça tekrar edildi. “Bana oy vermeyenler de kazanmıştır. Herkes kazanmıştır. 81 vilayet kazanmıştır.”  

Balkon mesajından yeni döneme ilişkin öncelikli ve önceliksiz herhangi bir hedefin işaretini görmedik.

Cumhurbaşkanını bekleyen işlerle ilgili ne düşünüldüğü konuşmada yer almadı. Daha açık bir ifadeyle  “Nasıl bir Cumhurbaşkanı olacak ” sorusuna cevap bulamadım. Yeni dönem, Yeni Türkiye, kucaklaşma, dedi ama ne yapacağını ve nasıl yapacağını söylemedi.

“Yeni” diye kastedilen şey sadece makam mıydı Yoksa yeni politika ve hedefler de var mıydı bekleyip göreceğiz.

340 milletvekiliyle anayasa değiştirmeyip “yeni” demek ne kadar etkili olacak Eğer anayasa değişikliği yapılamazsa, Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olunacak! Çünkü mevcut anayasaya göre halkın seçmesi, yetkilerin arttığı anlamına gelmiyor.

Her şeye rağmen Yeni(!) dönemin hayırlı olmasını diliyoruz.