Bu seferki durağımız ata, dede yadigârı ırak eller, balkan toprakları, topraklarımız...
Osmanlı döneminin gözde diyarı balkanlar, hilafetin yıkılışından beri diğer mazlum coğrafyalar gibi mahzun, bitkin ve gözü yaşlı.
Dört gözle kendine uzanacak şefkat ellerini bekliyor. Balkan seferimizin ilk durağı Arnavutluk olsa da bölgeyi tek ülke kabul etmek gerek.
Arnavutlar, Boşnaklar, Türkler ve diğerleri. Bölgede Türk demek Müslüman demek kabul ediliyor.
Ecdadımız buralara neler yapmamış ki!
Kervansaraylar, hanlar, hamamlar, çeşmeler, çarşılar, bedestenler, camiler, tekkeler, külliyeler, saat kuleleri ve daha niceleri.
Osmanlı döneminden kalma hangi şehre girerseniz girin, illa ki bu eserlerden birine ya da bir kaçına rastlarsınız.
Amaçları dışında başka alanlarda kullanılsa bile.
Her birinin dinledikçe hüzünlendiren ayrı bir hikâyesi var.
***
Bu eserlerden bazılarına temas etmek gerekirse;
1562 yılında, Makedonya’nın Kalkandelen şehrinde Hurşide ve Menşûde isimli iki kız kardeş tarafından 30 bin yumurta kullanılarak inşa edilmiş olan Paşa camisi.
Caminin en dikkat çekici yönü kubbe içi ve duvarlarının İstanbul ve Kâbe fotoğrafları, hüsnü hat işlemeleri gibi sıra dışı süslemeleri.
Yine Kalkandelen’de Kanuni devrinde saltanatı bırakıp, tekkeye döndüğü için Sersem Paşa diye isimlendirilen Harabati tekkesi.
Burada bulunan dört kapı; şeriat, tarikat, hakikat ve marifet kapılarıymış.
Bektaşi dergâhı olarak bilinen tekkede, bölgede “çıkarları” gereği kendilerine kol kanat geren Amerikan bayrağı asılı.
Henüz mahkemelik olan tekkede hem özgürlük savaşçısı mücahitler, hem de Bektaşi dedesi bulunuyor.
Bir süre sonra buradan çatışma haberi alırsam şaşmam.
***
Makedonya’nın Yunanistan sınırına 14 km kadar mesafede bulunan “manastır” anlamına gelen Bitola vilayetinde Mustafa Kemal’in eğitim gördüğü söylenen Manastır Askeri Mekteb-i İdâdi, (askeri lise) TİKA tarafından restore edilip müze haline getirilmiş.
Burası beyaz Türkler açısından bir tür türbe gibi algılanmakta ve ziyaretçi akınına uğramakta.
Giyim-kuşam, tip ve yiyip içmeleriyle bölgedeki Türk vatandaşı turistlere bakarak ülkemizi anlamaya çalışanlar; “bu ülke de Müslüman mı ” der sanıyorum.
Bu da ayrı bir konu ya neyse.
Tarihi tutarlılığı tartışma konusu olan, Makedon Hükümeti açısından çok iyi bir “para tuzağı”, pardon turizm geliri olan müzeye, şimdilerde bir başka noktada da M. Kemal’in yaşadığı iddia edilen evin ilave edildiği bilinmektedir.
Elma bahçeleri ve yeşilliklerle kuşatılmış “Elveda Rumeli” dizisinin çekim yeri olan bu şehir, gözde turistik mekânlar arasında yer alıyor.
***
Resne vilayetinde gezdiğimiz müzelerden biri de, Osmanlı’ya kök söktüren, asi paşalardan, Jön Türkler hareketinin öncüsü ve İttihat ve Terakkici Niyazi Beye ait konaktı.
Osmanlı tarihinde iki Arnavut isyancı meşhurdur. Birincisi Lale Devri’ni bitiren Patrona Halil, ikincisi ise Resneli Niyazi’dir.
31 Mart vakasında da adı geçen Yüzbaşı Niyazi Bey, önceleri Padişah’a bağlı Resne Garnizon Komutanı iken, Osmanlı’ya isyan bayrağı çekmiş.
Yaklaşık iki yüz kişilik çetesiyle birlikte, silah, mühimmat, bomba vs. yanında kışla kasasındaki parayı da alarak dağa çıkmıştır.
Köyleri basmış, kasabalarda operasyonlar düzenlemiş, ahaliye yeni vergiler koyarak adeta Makedonya havalisinde yeni bir devlet kurmuştur.
“Hâtırat-ı Niyâzi” adıyla sağlığında bastırdığı anılarında para ve mallarına el koyduğu köylülerden ayrıca bir vergi alınmaması için berat bıraktığını kendisi belirtmektedir. (Bkz. M. Armağan)
Niyazi Bey Fransa Kralına özenerek konağının karşısına saray yaptırmıştır. Her ikisini de gizli alt geçitle birbirine bağlamıştır.
Rivayete göre İstanbul’a gitmek için gemiye binmek üzere Avlonya limanına gelen Niyazi Bey burada bir suikasta kurban gitmiştir.
Tur rehberleri Sultan Abdülhamid tarafından öldürtüldüğünü söylese de iddianın kaynağını bilemiyoruz.
Ülkemizde son günlerin tartışmalı deyimi ve sıkça kullanılan “Ne şehit ne gazi, (pisipisine) gitti, Resneli Niyazi” deyiminin kaynağı burası.
Niyazi beyin de, adı geçen askeri liseden mezun olduğu bilinmektedir.
Bu isyancı konağına biz; tur rehberi götürdüğü için gittik biliyorum da, Sn. Cumhurbaşkanı A. Gül niye gitti onu bilmiyorum.