ADEM, Ali, Mustafa, Durmuş, Hasan, Hüseyin, İlker, Mehmet…

Soner, Vefa, Süleyman, Yasin…

Yüreğimize ateş düşüren tam 44 yiğit!

Kimisi evli, kimisi nişanlı. Kimisi ailenin tek direği.

Kimisinin ikizleri 6 aylık, kimisinin hanımı gün sayıyor…

Babasını hiç görmeyecek bir yetim doğurmaya!

Mübarek bir günde, hepsi birden koştular Mevlaya…

Kimisi evladını yetim bıraktı, kimisin ana babayı gözü yaşlı.

Kimise geride kalan mahzun hanımlar, kimisi bacılar, gardaşlar!

Hepsi birden bir milleti hüzne boğdular…

Bir karakolumuzu ziyaret ettik, geçmiş olsun diye!

Karşımızda cevval iki amir! Öfkeli, hüzünlü!

Bir tanesinin iki ranza arkadaşı şehit olmuş İstanbul saldırısında.

Cenaze namazlarına gidememiş. “Dayanamıyorum!” dedi.

Öteki ise, “Efendimizin doğumu Kandil gecesinde, arkadaşlarımız Peygamberimize koştular topluca” diye ekledi!

Diyecek bir şey bulamadım.

Onlar bu memleketin son 30 yıldır en çok bedel ödeyen polisi, askeri, güvenlik kuvvetleri.

İşi, görevi, misyonu… Hayatını feda etmek, memleketin kalanı rahat etsin diye…

Her zaman olduğu gibi böyle büyük fedakar topluluğu olay yaşandıktan sonra mı hatırlamak gerek!

Bu büyük görev, fedakarlık ve sorumlulukları karşısında onlara minnetten öte sahip çıkmak, maddi, manevi değerlerini vermenin zamanı gelmedi mi!

PYD’ye, YGP’ye, PKK’ya, TAK-TİK de oradan

MEMLEKETİN her tarafı Amerika, NATO üsleriyle dolu.

İncirlik orada! Taa Çekiç Güç’ten beri…

Kuzey Irak’a silah TAKviyesi yapıyor!

PKK’ya TAKtik veriyor, TAKviye yapıyor.

PYD’ye, YGP’ye, PKK’ya, TAK-TİK de oradan.

Yetmez, Darbecilere TAKtik veriyor. Havada ikmal yapıyor!

YaTAK’ta basıp, şafakta asacaklar diyen TAKiyecilerle orTAK noktaları da aynı.

Artık canımıza TAK etti.

Ruhunu, vicdanını satanlara en iyi cevap TAKım ruhu ile hareket etmek!

Ve canımıza TAK eden terörün hamisi Avrupa Birliği’ni, Amerika’yı, İsrail’i bi bıraksak! Bi vazgeçsek. Bi kendimize gelsek…

DENİZİ YOK AMA DENİZLİ

HAFTA sonu denizi olmayan ama adı Denizli olan ilimizdeydik. Meğerse, şehrin altı denizmiş!

Göç vermeyen ender illerimizden Denizli!

Sanayi şehri. Tekstilin de başkenti olan Denizli haftasonu, bir tekstil mühendisi siyasetçiyi ağırladı.

Saadet Partisi’nin yeni Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ASKON’un davetlisi olarak Denizli eşrafına ilmi bir konferans verdi. MÜSİAD, İHH, KIZILAY, ENSAR VAKFI, AGD, MEMUR-SEN, TGTV, DİYANET-SEN, Denizli İlmi Araştırmalar Vakfı ve ÖĞDER Denizli yönetimi evsahipleri arasındaydılar. Harita, istatistik ve şemalardan oluşan sunum, 90’ları hatırlattı.

Bir işadamı, “Konferansta, Erbakan Hoca’nın kokusu ve havası vardı” dedi. Şaşırmadım.

Temel Bey, tam bir mühendis zekasıyla bakıyor olaylara. Hamaset yok. Matematikle konuşuyor. Teleferiğe binince, merak ettiği ilk soru şu oldu:

“Bu sistemi kimler yapmış acaba? Çelik halatları biz neden Türkiye’de yapmıyoruz?”

Ahlaki yozlaşma, terör, ekonomik problemler, sanayi, teknolojik gelişme, işsizlik, Ortadoğu... Meseleye teşhis ve tedavide Erbakan Hoca’yı andırıyor.

Konferansında “AK Parti Hükümetlerinin Müspet İcraatları” başlığı da vardı. Liberal, faizci kapitalist, kalkınmadan, yani lahana gibi büyüme de vardı!

İl kongresinde de salonu vaktinden önce dolduran coşkulu topluluk, sonuna kadar merakla dinlediler. Saadet Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu yeni şeyler söylüyor.

CUMHURBAŞKANI’NIN ARAYIP DA BULAMADIĞI GAZETE!

STAR var, vakit var, karar var.  Hürriyet var, milliyet var! Haberin Türk’ü var, CNN’in Türk’ü var.

Sabahtan Akşama, Şafaktan İstikbale aynı telden çalıyorlar. Şef aynı, orkestra aynı!

Ancak yeterli gelmiyor. Millinin yeri farklı demek ki!

Efendim Cumhurbaşkanımız Bingöl’e teşrif eder. Gazetelerini okur. Milli Gazete yoktur.

“Bana bir Milli Gazete bulun” diye danışmanlara emreder! Bingöl Valiliği hareket geçer. Aranır, taranır, bütün bayiler gezilir, Milli Gazete kalmamıştır.

Bingöllüler şuurlu insanlar, hiç gazetelerini “Tütüncülerde” bırakırlar mı? Erkenden almışlar!

“Saadet Partisi Bingöl İl Başkanında vardır” denir.

Valiliğin yanında işyeri olan Nusrettin Aytunç’un kapısı çalınır.

Milli Gazete bulunur!