Geçtiğimiz günlerde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry,
Birleşik Devletler Senatosu nda yaptığı konuşmada Suriye de ateşkesin işe
yaramaması durumunda bu ülkenin bölünmesini esas alan bir B planlarının
olduğunu ileri sürerek: Birkaç ay içinde siyasi geçiş sürecine geçilmemesi
durumunda B Planı na yöneleceklerini» ifade etmişti. Gerekçe olarak da ülkenin
daha iyi yönetilebilmesi gösterilmişti.
Çatışmayı Bitirmek ve Adem-i Merkeziyetçiliği
Güçlendirmek» (Deescalation and Decentralization) esasında hazırlanan Suriye
İçin Barış Planı nın mimarı ABD nin Türkiye ve Suriye başta olmak üzere, Ortadoğu
politikasındaki en etkili derin isimlerinden biri olan Philip Gordon.
ABD nin etkili derin uzman/danışman isimlerinden biri
olarak da bilinen Gordon un söz konusu B Planı çerçevesinde Suriye de PYD
güdümlü bir Kürt yönetimi, Nusayriler ağırlıklı Esad Yönetimi , çöle
hapsedilmiş IŞİD bölgesi ve Muhaliflerin kontrolünde bir bölgenin kurulması
öngörülüyor. Bunun dışında IŞİD ile savaşan uluslararası koalisyonun denetimine
bırakılacak bir bölgeden de bahsediliyor.
Planda her ne kadar bölge adı geçse de, bunun bal gibi
devlet anlamına geldiği anlaşılıyor. Dolayısıyla Türkiye etrafında üçü netlik
kazanmış, bir diğeri kocaman soru işaretli barındıran yeni devlet inşa
süreçleri söz konusu.
Eğer, düşünüldüğü gibiyse, düne kadar Türkiye yi
Kazanmak üzerine senaryolar geliştiren ekibin başında yer alan Gordon un,
Türkiye yi Kaybetmek adına/pahasına yeni planlar hazırlamakta olduğu
anlaşılıyor. Bu durumda, Türkçeye de tercüme edilmiş bulunan Türkiye yi
Kazanmak kitabını tersten okumak gerekiyor. Çünkü, Türkiye adına, hiç de vakit
kaybedilmeden kısa bir süre içerisinde uygulamaya sokulabilecek en muhteşem B
Planları orada mevcut. Tabi değerlendirilebilir ise...
Türkiye ye yönelik Müttefik B Planı
İlgili devletlerin sınırlarına ve yapılarına
bakıldığında, BOP un ruhuna ve hedeflediği Yeni Ortadoğu haritasına uygun bir
şekilde tanzim edildiği ve Türkiye yi kuşattığı görülüyor. Hatta, kuşatmanın
ötesinde, Türkiye nin hassas fay hatlarına yönelik birer tehdit unsuru olarak
da ön plana çıktıkları görülüyor.
Türkiye yi etnik ve mezhepsel bazda bölme kapasitesi olan
bu devletlerin adları bile nasıl bir misyon üstelenecekleriyle ilgili önemli
ipuçları veriyor.
Esad ile birlikte oluşturulacak Alevi Devleti , PYD/YPG
liderliğinde oluşturulacak bir Kürt Devleti ve sözde tehdit IŞİD sayesinde
oluşturulacak bir Sünni Arap Devleti , Türkiye nin bölgeye çıkışını
engellemenin daha da ötesinde, Türkiye içlerine yönelik etnik-mezhepsel bazlı
iç savaşları hedefleyen olası RAND senaryolarına işaret ediyor. Bir diğer tabirle,
yarım kalmış Sevr projesinin gerçekleşmesine...
Bu bağlamda, bölünen Suriye de IŞİD ile savaşan
uluslararası koalisyonun denetimine bırakılacak dördüncü bölgenin de süreçte
nasıl bir görev üstleneceği anlaşılıyor: Suriye Çekiç Gücü!
Bu noktada, Dördüncü Bölge , yani Suriye Çekiç Gücü nün
konuşlanacağı yer; diğer üç bölgedeki devlet inşa süreçlerinin garantör ve
koordinatör gücü olacağı gibi, aynı zamanda Türkiye içlerine yönelik olası
operasyonların da destek-lojistik gücünü oluşturacağa benziyor. Bunun dışında,
Türkiye nin bölgeye yönelik olası B Planları nı engellemeye dönük bir ileri
karakol olarak da görülebilir. Dolayısıyla, Ankara nın bu dördüncü bölgeyi
biraz daha mercek altına almasında fayda var.
Hoşgeldin(!) Kerry-Lavrov-Zarif Gizli Antlaşması...
Düne kadar Ortadoğu yu bölen ve 100. yılında ömrünü
dolduran, İngiltere nin Osmanlı karşısındaki iki büyük yenilgisinden (Çanakkale
ve Kut ül Amare) sonra bölgeyi Fransa ve Rusya ile paylaşmak zorunda kaldığı
bir gizli antlaşmadan bahsediliyordu: Sykes-Picot-Sazanov. Şimdilerde ise,
İngiliz Ortadoğu sunu lağvetmeye çalışan, fakat bunu tek başına
gerçekleştiremeyince Rusya ve İran ile bir paylaşıma giden ABD yi görüyoruz.
Bunun adı da muhtemelen tarihe Kerry-Lavrov-Zarif gizli paylaşım antlaşması
olarak geçecek.
Her iki gizli paylaşım antlaşmasının hedefinin bir kez
daha eski Osmanlı coğrafyası ve bu bağlamda imparatorluğun varisi konumunda
bulunan Türkiye olması, bir sürpriz olmamalı. Asıl sürpriz, bu üçe bölme
planını onayladığı iddia edilen komşumuz, din kardeşimiz İran ın tavrı. Eğer
öyle ise, İran ayaklarına sıkıyor denilebilir.
Her şey bir kenara, bölgede bir Kürt Devleti nin
kurulmasını hedef alan bu anlaşmaya imza atmak, İran ın ne kadar menfaatine
olacak Yarın bir gün bu Kürt Devleti İran sınırlarına dayandığında ve
Tahran ın kapısını çaldığında o zaman ne yapacak Peki, Vahabiliği/Selefiliği
ve bu bağlamda Suudi Arabistan ı bir tehdit olarak gören İran, ikinci bir
Selefi Devleti nin onayına nasıl imza atabiliyor Bunlar koskoca bir çelişki
değil mi
Daha da önemlisi, İran BOP haritasına ve bu haritadaki
yerine hiç mi bakmıyor
Bu arada İran böyle bir antlaşmaya imza atmamış diyenler
olabilir. Dediğimiz gibi, bu şu an için bir iddia. Rusya da yeni bir Bolşevik
Devrimi ve Lenin hadisesi yaşanmadığı sürece bunu mevcut şartlar altında sadece
bir iddia olarak kabul etmek gerekiyor.
Fakat, diğer taraftan Deli Petro dan bu yana vasiyete
uygun bir seyir izleyen Rusya-İran ikili ilişkileri ve son dönem ABD-İran
ilişkilerindeki Şeytan sapması göz önünde bulundurulduğunda, bu iddiaların
çok da yersiz olmadığı anlaşılıyor. Daha da ötesi, somut bir gelişme olarak
karşımıza çıkan Suriye den İran askerlerinin çekilmesi hadisesini nasıl
değerlendirmek gerekir Sizce misyonlarını tamamlamış olabilirler mi