Trabzonspor, adeta emekleyerek oynayan Gençlerbirliği’ni 3-0 yendi. Bu maçı izlerken, inanın uyusam mı, dirensen mi diye mücadele ettim. Futbol mu bu Hayır! Trabzonspor ev sahibi olarak maça ne gibi bir ağırlık koydu Bence rakibin ninnisine ayak uydurdu. Kazandı mı Kazandı. Futbol Federasyonu’nun Fenerbahçe maçıyla ilgili verdiği 3-0’lık hükmen yenilginin sanki rövanşını aldı, onu eşitledi... Tamam...

Kısa notlar açalım. Genç Emre topla her buluştuğunda kaleye şut atmaktan başkaca bir futbol eylemi düşünmeyecek mi Özer, klasını ben en iyisiyim diye hep zora mı sokacaktır   Mustafa, kafa-kol girişimlerinden sıyrılıp rakibini daha legal durdurmayı ne zaman öğrenecektir Kaleci Onur’un anlaşılan o ki, bu takımda her gün birer saat birçok futbol dersi vermesi gerekiyor sanki. Hami hoca ise doğru yolda ağır ama sanki dengeli bir yürüyüş içinde. Transferde kullanacağı bütçeyi iyi değerlendirirse, kendi dönemlerinin seyircisini tıka basa Avni Aker’e doldurtan adam olabilir. Ama Malouda gibi ünlü emeklileri alarak değil... Bazı gençler yer alıyor Trabzonspor’da... Bu meseleye de çok gerçekçi gözle bakmak lazım. Sırf genç oynatmak adına değil... Bilmem anlatabildim mi

Ve tabii ki en önemlisi de nedir biliyor musunuz Trabzonspor’un yönetimi ile, seyircisi ile, hatta hatta futbolcusu ile bir an önce şu malum 3 Temmuz sürecinden kurtulması gerekir. O mesele bence de bitti. Olsa olsa en fazla ne olur Şu olur; Aziz Bey, çıkmaz ayın son çarşambasında içeri girerse, dolayısıyla da UEFA da şahıslarla ilgili icraatını yapıp Aziz Bey’i cezalandırırsa, böylece TFF’ye de hapiste başkan var, hadi bakalım derse, TTF de yumuşatıcı ile hafifletilen eski 58’den önümüzdeki sezon için puan falan silip Fenerbahçe’ye “Hıııı” derse... Hani ne demişler eskiler; “Ölme eşeğim ölme...”

Son diyeceğim şudur; Trabzonspor önümüzdeki sezon 3 Temmuz hiç yaşanmamış gibi topa girmelidir. En fazla müzesine o sezonun takım fotoğrafını koyup defne yapraklarıyla süslemelidir. Yoksa...