Ülkemizdeki yangınlar ve yangınlarla ilgili görüntüler yüreğimizi dağladı. Bir anda yüze yakın yerde yangının başlaması “normal” değildi. Özel eğitim almış birileri, vatanımızın düşmanları harekete geçmişti. Yangınları ilk anda, PKK ile iltisaklı olduklarını saklamayan ve kendilerine “Ateşin Çocukları” ismini veren sosyal medya örgütü üstlendi. Onların parmağı olabilir, ancak yangın görüntülerini izleyince, işin çok daha vahim ve beynelmilel bir plan ürünü olduğunu düşünmekteyiz. Çin Seddi gibi uzunca bir ateş hattı var. Bu normal bir yangın değil. Sanki lazerle veya başka bir teknolojiyle yakılmış gibi. Amerika 2010 yılında lazer silahıyla yerde alev topu meydana getiren bir uçağı denemişti. Ancak bu yangınlar bir uçak işine de benzemiyor. Time dergisinin Nisan 28-Mayıs 3 2021 tarihli kapağı dikkat çekicidir. Kapakta bütün kıtalarda yangın çıktığı görülmektedir. Gerçekten de bütün kıtalarda yangın çıktı. Bu bir tesadüf mü? Ülkemizdeki yangınlardan bir gün önce Bodrum’a gelen Bill Gates efendi bu işe ne der?..
Ülkemizdeki bu işi yapanların kimin çocukları oldukları belirsiz, ancak şeytanın uşakları ve cehennemin odunları oldukları belli. Yangınlarda sadece ağaçlar, ormanlar yanmadı, evler, insanlar, binlerce hayvan ve ormanlarda yaşayan mahlûkat da yandı. Bütün bunların ahı yerde kalmaz, işte o bilmem ne çocuklarını yakar kavurur.
Henüz zihinler bu noktaya odaklanmadı. Ancak konu mühim. Bu yangınları çıkartanlar özel eğitim almış ve özel donanımlı kimseler. Ya da ileri teknoloji kullanan şeytanın iyi yetişmiş çocukları… Tıpkı asrın başında işgalci Yunanlıların, yangın çıkarma birliklerinin yaptıklarını yaptılar. O günleri bir kere daha hatırlayalım:
İşgalci Yunan birlikleri, işgal ettikleri yerlerde insanlığın yüz karası vahşet tabloları sergilemiş, on binlerce kadını, çocuğu, yaşlıyı, genci hunharca katletmişler, kadınlara tecavüz etmişler, sonra da mamur beldeleri yakarak viraneye çevirmişlerdi. Yunanlıların mağlubiyetten sonra kaçarken sergiledikleri vahşet tablosu ise bambaşkaydı. Bir hafta içerisinde İzmir’den Bursa’ya kadar bütün işgal bölgelerini “Tahrip Taburları” vasıtasıyla baştanbaşa yakmışlardır. Manisa, Turgutlu, Afyonkarahisar, Uşak, İzmir başta olmak üzere yüzlerce kasaba ve köy baştan sona yakılmıştır. Bu kadar tahribat, sıradan kimselerin yapacağı işler değildir. Yunanlılar Anadolu’ya gelmeden önce bu “Tahrip Taburlarını” hususi şekilde eğitmişlerdir. Bu taburlarda el bombaları ve benzinlerin yanı sıra, yangın çıkarıcı bütün materyaller hazırlanmıştı.
Daha yangınların dumanları tüterken, bir grup gazeteci bütün işgal bölgelerini gezmiş, müşahedelerini kaleme almış ve sonradan da gazetecilerin bu tespitleri “İzmir’den Bursa’ya” adıyla kitaplaştırılmıştı. Bu gazetecilerden Mehmet Asım, Yunan ordusunun yaptıklarını yerinde görmüş ve gördüklerini kaleme almıştır. İşte o yazıdan bazı satırbaşları:
“…Bilhassa Eskişehir -ki otuz sekiz bine yakın nüfusu vardır- muntazam Yunan askerleri tarafından yavaş yavaş ve muntazam bir şekilde çıkarılan yangında harap olmuştur.
“…Uşak vak’aları 27 Ağustos (1922) Çarşamba günü başlamış, buraları yakılıp yıkıldıktan sonra facia 1 Eylül Cuma günü Eşme kazasına sirayet etmiş, buradan da 4 Eylül Pazartesi günü Alaşehir kazasına geçmiş, bundan sonra 5 Eylül Salı günü Salihli faciaları vuku bulmuş, keza aynı gün de Turgutlu kasabası yakılmış, nihayet 6 Eylül Çarşamba günü Manisa’ya ateş verilmiştir. Demek ki her biri binlerce haneden müteşekkil olan şehirler azamî birer, ikişer günde hâk ile yeksan olmuştur. Ve tamamının imhası için nihayet bir haftalık bir müddet kâfi gelmiştir. Bozguna uğrayan Yunan ordularının ricat istikametini takip eden bu süratli imha hareketlerinin sorumlusunu bulmak için bir saniye bile şüphe ve tereddüt göstermek mümkün müdür?”
Biz, İşgal Yıllarında Yunan Zulmü kitabımızda bu fecaati belgeleriyle aktarmaya çalıştık. Yüz yıl önce bu cennet vatanda bu vahşet tablosunu sergilemişlerdi. Şimdi “Ateşin Çocukları” , “Şeytanın uşakları” veya daha başka ne kadar bilmen neyin çocukları varsa, hepsi birlik olmuş, bu vatanın canını yakmaya çalışıyorlar. Şunu bilelim ki, bu da bir nevi savaş. Tıpkı gıda ile vücudu tahrip etmeye, virüsle sağlığı ve ekonomiyi, devlet düzenini alt üst etmeye çalışmaları gibi. Şimdi, gün, uyanık olma ve birlik olma günüdür.