İnsanların karşı cinse ilgi duyması, fıtratlarından gelen
bir duygudur.
Bu duygu akılla kontrol altına alınıp, sevgiyle
beslendiğinde insana fayda verir.
En kıymetli hazine olan akıl , bunun için insana
verilmiştir.
Bu hazineyi kullanabilenler kazanırlar, kullanamayanlar
ya kaybederler ya da ömür boyu egolarının mahkûmu olurlar.
İnsanın egosu, yani nefsi devamlı her şeyi arzular.
Hak-hukuk demeden,
doğru-yanlış demeden her şeyi arzular.
İstediği olmadığı
zaman da, her çeşit gayri meşru yolu kendine mubah görür.
Bu açıdan duygular, insanı çoğu zaman yanıltırlar.
Ülkemizde birçok kavramlar birbirine karıştığı gibi, duygular
da karışmış durumda.
Evlenmeye
niyetlenen kadın ve erkekler, birbirlerine karşı olan duygularını belirlemede
çoğu zaman yanılmaktadırlar.
Gençler, duygularını nereye oturtacaklarını
bilememektedirler.
Neyin aşk neyin
sevgi ve neyin de arzu olduğuna
karar veremiyorlar.
Her ilgi ve
duyguyu aşk kelimesiyle ifade etmektedirler.
Her şeyin istismar edildiği bir dünyada aşk duygusu da
istismar edilmekte ve özellikle cinselliğe alet edilmektedir.
***
Aşk duygusu , çok farklı bir duygudur.
Günümüz insanı
bunun adını biliyor ama taşıdığı anlamı bilmiyor.
Gerçek aşk,
Yaratıcı dan gelen ilhamlarla insanda tezahür eden duygulardır.
Aşkın kaynağı sevgi dir.
Sevginin kaynağı da insan dır.
İnsanı yaratan da
Allah-ü Tealâ dır.
Bu yüzden kişi önce kendini sevmesini bilmeli.
Kendini seven, Allah ı da, insanları da sever.
Bu açıdan dünya aşkları geçicidir.
İstenilen elde
edildikten sonra biter.
Leyla ile Mecnun un hikâyesinde olduğu gibi.
Mecnun, Leyla sı
için her şeyini ortaya koyar.
Leyla sına
kavuştuktan sonra da, onunla ilgilenmez ve Allah a olan aşkının farkına
varır.
Günümüzde kadın-erkek ilişkilerinden ortaya çıkan
beraberliklere aşk adını veriyorlar.
Bu ilişkiler
öylesine sıradanlaştı ki, bütünüyle cinselliğe dönüştü.
Bunun adı aşk
olamaz, sevgi bile olamaz, olsa olsa arzulama olur.
***
Yüce Yaradan ın insana lütfettiği duygulardan biri
de cinsellik tir.
Bu ikram insan
için amaç değil bir araç tır.
Amaç, bedensel ve ruhsal tatmindir.
Yani insanın iç huzura kavuşmasıdır.
Yeni nesil farkına
varmadan aşkı alabildiğine serbest kullanmakta ve de cinsellik olarak
kullanmaktadır.
Cinsel duygular azaldığı vakit de haliyle davranışlar da
değişiyor.
Ne sevgi, ne de
insanlık kalıyor.
Bu açıklamalardan sonra anlatmak istediğimiz konuyu açık
ve net olarak ortaya koyabiliriz.
Günümüzde artık
aşkın adı vardır ama onu yaşayacak insanlar maalesef kalmamıştır.
Eğer gerçek aşklar olsaydı, insanlar bunalımlara düşerler
miydi
Eğer gerçek aşklar olsaydı, insanlar bu kadar mutsuz olur
muydu
Eğer gerçek aşklar olsaydı, boşanmalar bu kadar fazla
olur muydu
Eğer gerçek aşklar olsaydı, insanlar bu kadar çıkarcı
olurlar mıydı
***
Günümüzde aşk yok ama sevgi her zaman vardır.
Allah ın insanlara bahşettiği en yüce duygulardan biridir
sevgi
Tasavvuf büyüklerinden Yahya b. Muaz a gerçek sevgiyi
sorarlar.
O da: Gerçek sevgi, iyilik gördüğünde artmayan, kötülük
gördüğünde de eksilmeyen sevgidir diye cevap verir.
Görüldüğü gibi sevgi, kelimelerle ifade edilemeyecek
kadar güçlü bir duygudur.
İnsanoğlunun
elindeki en büyük sermayesidir.
Yeter ki onu kullanmasını bilebilsin.
Ülkemiz insanının psikolojisi çok ilginçtir.
Ne zaman ne yapacağı belli olmaz.
Gençlerimiz, ilk gördüğü karşı cins insanı araştırmadan,
soruşturmadan hemen bağlanabiliyor.
Oysa gerçek ve kalıcı sevgiler birden oluşmaz, yavaş
yavaş oluşur.
Anında oluşan sevgiler, anında da kayboluyorlar.
Kalıcı sevgiler
ise, zaman ister, fedakârlık ve özveri ister.
Bunu besleyen esas duygu ise, saygı dır.