Toplum, kesin hatlarla olmasa da ikiye ayrılmış durumda. Bir kesim, özellikle bu işin uzmanları aşının bir an evvel toplumsal bağışıklığı sağlayacak bir rakama erişmesi gerektiğini savunurken bir diğer taraf geniş kapsamlı olmasa da aşı karşıtı tavırlarını sürdürüyorlar. Aşı karşıtlarının propaganda etkisi giderek azalıyor olsa da yine de boş durmuyor, kimileri telefonla ulaşabildiklerine aşı karşıtı telkinlerini sürdürmeye çalışıyorlar. Buna karşılık özellikle sağlıkçılar, aşının en hızlı şekilde yürütülmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyor, toplumu aşı olmaya davet ediyorlar. Bu noktada bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Ortada bir salgın var ise toplumu aşıdan uzaklaştırmak için aşı karşıtı propaganda yapmak bana anlamsız geliyor. Elbette, ömrünü bu işe vermiş uzmanlar aşı ya da aşılar konusunda olumsuz bir bulguya ulaşmış iseler bunu toplum ile paylaşmaları sorumlulukları gereğidir. Ancak, benim gibi bu işin uzmanı olmayan şimdiye kadar kendim ve çocuklarım için devletin belirlediği aşı takvimlerine uymaya çalışan birisi için lehte olmasa bile aleyhte bir kampanyanın içinde yer almasını mantıklı bulmuyorum. Bunu söylerken milyonlarca kişiye yapılmış aşılar içinde bazılarının bir takım olumsuz sonuçlar  vermiş olması da mümkün. Böyle bir durum var ise bunun sebeplerinin toplum ile paylaşılması gerekir. Çünkü bir takım olumsuzlukların gizlenmesi ister istemez resmi kanalardan yapılan açıklamalara da güveni azaltır. Bu ise istemeden de olsa ister istemez aşılamada istenen hedefe ulaşılamadığını gizlenemez hale getiriyor.

Söz gelimi bir süre günlük aşılamanın bir milyonu aşmasının ardından neredeyse yarı yarıya düşüşün ortaya çıkması  akla aşılamada hesap şaştı mı, sorusunu getiriyor. Aşılamada birden bire sayının düşmesi bir yandan hesabın şaşmasına sebep olurken öbür yandan en geç Ağustos sonuna kadar toplumun yüzde 70’inin aşılanacağı, böylece toplumsal bağışıklığın sağlanacağı açıklamalarını da anlamsızlaştırıyor. Bu arada uzmanlar, "Aşılanmazsak salgın varyantlarla devam eder" diyerek toplumu uyarmaya çalışıyorlar. Kısacası, aşı konusunda kafasındaki düşence netleşmemiş olanların tereddüdünü daha da artırıyor. Pek çok bu işin uzmanı da toplumsal bağışıklığı artırmak için en az 60 milyon insanın iki doz aşılarının yapılması gerektiğini belirterek gelinen noktada bu sayının epey altında olduğumuza dikkat çekiyor.

Bu noktada birden bire aşılamada ciddi bir düşüşün ortaya çıkmasının nedenleri net bir şekilde açıklanmıyor, toplum bilgilendirilmiyor. Bu arada bayram tatilinin 9 güne çıkartılması ile 10 milyon kişinin tatil beldelerine göç edeceği haberleri medyaya yansıyor. Denebilir ki, Türkiye büyük şehirlerden tatil beldelerine akıyor. Bu durum ise daha önce görüldüğü gibi bayram sonrası salgının yeniden tırmanışa geçme ihtimalini akla getiriyor. Böyle olunca bu gidişle Ağustos sonu itibarıyla toplusal bağışıklığının sağlanması bir yana Eylül başında okulların açılmasının tehlikeye girebileceğini insana düşündürüyor. Böyle bir durum gençlerimiz için yeni bir kayıp yılı gündeme getirirse ciddi sıkıntılara yol açacaktır. Çünkü yaklaşık iki yıldır uygulanan uzaktan eğitimden beklenen fayda sağlanabilmiş değil. Çocuklarımızın dersleri ile bağlarının kurulması bir yana adeta sanal dünyaya çekilmiş durumdalar. Okulların yeniden uzaktan eğitime dönmeleri ise bu defa telafisi çok zor kayıplara yol açacaktır.

Bu bakımdan aşı karşıtları bir takım karından konuşmalarla ulaşabildikleri insanların kafasını karıştırma gayretinden vazgeçmelidirler. Bu arada sorumlular da bu  yolda bir takım aksaklıklar olduğunda bunu doğrudan toplum ile paylaşması gerekiyor. Aksi halde meydan yalan yayıcılara kalıyor.