Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir hane için 28 bin 75 TL'lik gelir, bırakın birikim yapmayı, ayın sonunu getirmeyi dahi imkansız kılan bir seviyeye geriledi. Ekonomistler, önümüzdeki 8 ayın, dar gelirli aileler için "hayatta kalma" odaklı bir süreç olacağını vurguluyor.

Tl 61

Gelir Uçurumu Derinleşiyor

Toplumdaki gelir dağılımı adaletsizliği, asgari ücretin ana gelir kaynağı haline gelmesiyle daha da belirginleşti. Zengin ve fakir arasındaki makas açıldıkça, orta sınıfın eridiği ve toplumun büyük bir kesiminin asgari ücret bandında buluştuğu bir ekonomik modelle karşı karşıyayız.

İnsanca Yaşam: Bir Lütuf Değil, Devletin Ödevi

Anayasal düzeyde devletin vatandaşına "insanca yaşayabileceği bir gelir" sağlama yükümlülüğü vardır. Bu, bir lütuf veya isteğe bağlı bir durum değil, sosyal devlet olmanın temel şartıdır. Temmuz ayında yapılacak olası bir güncelleme, sadece bir "zam" değil, devletin Anayasal ödevini yerine getirme çabası olarak görülmelidir. Eğer bu yapılmazsa, yılın geri kalanında hane halkı tüketiminde yaşanacak daralma, piyasalardaki durgunluğu daha da derinleştirecektir. Ekonomi çarklarının dönmesi, yani işverenin ürettiğini satabilmesi de aslında işçinin alım gücünün korunmasına bağlıdır.

Haziran Sonu Kritik Viraj

Önümüzdeki iki ay, hem ekonomi yönetimi hem de emekçiler için kritik bir virajı temsil ediyor. Temmuz ayında bir adım atılmaması durumunda, milyonlarca emekçinin kış aylarına çok daha ağır bir ekonomik yükle gireceği şimdiden öngörülebilir. Uzmanlar, "Ekmek aslanın ağzında değil, midesinde" ifadesini kullanırken aslında bu vahim tabloya dikkat çekiyorlar. Gözler, Haziran ayının sonu ve Temmuz ayının başındaki kabine toplantılarında ve komisyonun olası çağrısında. Emekçinin beklentisi; rasyonel, ihtiyaçları karşılayan ve yaşam standartlarını korumaya yönelik, insanca yaşanabilir bir maaş düzenlemesidir.

Kaynak: HABER MERKEZİ