Mekke Savunma İttifakı’na da değinen Arıkan, Türkiye’nin bölgesel bir cepheleşmenin askeri tarafına dönüşmemesi gerektiğini belirterek, “Bir masada arabulucu, öteki masada muharip taraf olunamaz” ifadelerini kullandı. Arıkan, Türkiye’nin yeni cepheler yerine bütün bölgeyi kapsayan bir barış ve ortak güvenlik mimarisinin öncüsü olması gerektiğini söyledi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin Meclis grup toplantısında yeni yasama yılının gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Meclis’in milletin sorunlarının çözüm yeri olması gerektiğini belirten Arıkan, fon vurgununa ilişkin de konuşarak, olayın basit bir ihmal olmadığını, arkasındaki sorumluların ve siyasi bağlantıların ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

“KÜRSÜYÜ MİLLETİN KÜRSÜSÜ YAPACAĞIZ”

Yeni yasama yılının yalnızca Meclis’in yeniden açılması anlamına gelmediğini belirten Arıkan, Meclis’in varlık sebebinin milletin sorunlarına çözüm üretmek olduğunu söyledi. Arıkan, “Anadolu’da bize ne anlatıldıysa gelip bu kürsüde onu konuşacağız. Hangi mesele çözüm bekliyorsa onun peşine düşeceğiz” dedi.

Arıkan, Saadet Partisi’nin siyaset anlayışını ise “Doğruya destek, yanlışa itiraz, eksiğe teklif, millete hizmet” sözleriyle özetledi.

“MECLİSİ ANADOLU’DA KURDUK, MİLLETİN DERDİYLE DÖNDÜK”

Yaz döneminde grup toplantılarını Anadolu’nun farklı şehirlerinde gerçekleştirdiklerini anlatan Arıkan, sahada vatandaşların sorunlarını dinlediklerini belirtti. Arıkan, “Bir tarafta iktidarın anlattığı bir Türkiye var, diğer tarafta milletimizin yaşadığı bir Türkiye var” ifadelerini kullandı.

Anadolu’dan Meclis’e milletin talepleriyle geldiklerini söyleyen Arıkan, “Bizim heybemizde milletimizin derdi var, bizim heybemizde çözüm var” dedi.

“İKTİDARIN HEYBESİNDE FON VAR”

Toplantıda, fon vurgununa ilişkin konuşan Arıkan, yaşananların basit bir ihmal olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Arıkan, “Fon vurgunu bir ihmalin değil, örgütlü, organize bir yapının eseridir” dedi. Fonlarda yaşananların yalnızca paranın kaybedilmesi anlamına gelmediğini ifade eden Arıkan, “Çalınan sadece fondaki para değil. Bu milletin umudu, güveni, geleceği çalındı” diye konuştu.

“HER BİR KURUŞ TAZMİN EDİLMELİDİR”

Fon vurgununda sorumluların tek tek ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Arıkan, kaybedilen paranın sorumlulardan tahsil edilmesi çağrısında bulundu. Arıkan, “İşin başındakilerden, parayı götürenlerden, tüyoyu verenlerden, tüyoyu alanlardan tazmin edilmelidir” ifadelerini kullandı.

“KİM TUTTU, KİM KESTİ, KİM PİŞİRDİ, KİM YEDİ?”

Fon soruşturmasında tüm bağlantıların ortaya çıkarılması gerektiğini söyleyen Arıkan, çocuklukta oynanan parmak oyununa atıfta bulunarak dikkat çeken bir benzetme yaptı. Arıkan, “Bu fon işinde kim tuttu, kim kesti, kim pişirdi, kim yedi, kim ‘Hani bana?’ dedi? Bunların hepsi tek tek ortaya çıkarılmalıdır” diye konuştu. Meclis’te fon vurgununun araştırılması için verilen önergelerin görüşülmemesine de tepki gösteren Arıkan, “Ucu nereye dokundu ki, dün Meclis’te beş muhalefet grubu da fon vurgununun konuşulması için önerge vermişken karar yeter sayısı istediniz, sonra yeter sayı sağlanamasın diye Meclis’i kapattırdınız?” diye sordu.

“PARAYI GERİ VERMEK HESABI KAPATMAZ”

Fon soruşturmasında sorumluların yalnızca görevlerinden uzaklaştırılmasının yeterli olmayacağını belirten Arıkan, yargı sürecinin işletilmesi gerektiğini vurguladı. “Kimse ‘Ayağım kaydı’, ‘Şeytana uydum’, ‘Affımı talep ediyorum’ diyerek yargıdan kaçamaz” diyen Arıkan, “Parayı geri vermek hesabı kapatmaz! İstifa etmek yargılamanın yerini tutmaz!” ifadelerini kullandı.

Arıkan, “Samimiyseniz, korkmuyorsanız; yapılacak iş WhatsApp grubundan çıkarmak değil, hâkim karşısına çıkarmaktır” dedi.

“FON KRİZİNİN YOLU İSLAM’A DEĞİL, İKTİDARA ÇIKAR”

Fon tartışmasının dini değerlere yönelik bir tartışmaya dönüştürülmemesi gerektiğini belirten Arıkan, başörtüsü, namaz ve orucun suçlama gerekçesi haline getirilmemesi çağrısında bulundu. Arıkan, “Hesap soracaksanız, paranın izini sürün. Denetimin neden işlemediğini araştırın. Siyasi ilişkileri sorgulayın. Ama başörtüsünü, namazı, orucu suçlama gerekçesi yapmayın” dedi. Dinî değerlerin siyasi yanlışların üzerini örtmek için kullanılmasına da karşı çıkan Arıkan, “Dinî değerleri kullanarak insanları aldatmak İslam değil, İslam’ın istismarıdır” ifadelerini kullandı.

“İKTİDAR ÜÇ TRANSFERİ ÇOK SEVİYOR”

Siyasi transfer tartışmalarına da değinen Arıkan, iktidarın milletvekili, belediye başkanı ve para transferlerini sevdiğini söyledi. Arıkan, “Milli irade, kapalı kapılar arkasında kurulan bir siyaset borsasına dönüştürüldü” değerlendirmesinde bulundu. Siyasi transferlerle finansal piyasalardaki haksız kazanç arasında benzerlik kuran Arıkan, “İkisi de gayriahlakidir. İkisi de meşru değildir” dedi.

“VATANDAŞ ZATEN VERGİ ÖDÜYOR”

Sağlıklı Hayata Katkı Fonu hazırlıklarına da tepki gösteren Arıkan, vatandaşın yeni vergilerle karşı karşıya bırakılmasını eleştirdi.

Arıkan, “Bu millet zaten bunları alırken vergi ödemiyor mu? Kazanırken ödüyor, harcarken ödüyor, akaryakıtta ödüyor, markette ödüyor” dedi. Geçmişteki fon uygulamalarını da eleştiren Arıkan, “Deprem vergisi topladınız, deprem için kullanmadınız. İşsizlik fonu kurdunuz, işsiz için kullanmadınız” ifadelerini kullandı.

AKFON: "ADALET VE KALKINMA FONU”

Saadet iktidarında “AKFON” adıyla Adalet ve Kalkınma Fonu kuracaklarını açıklayan Arıkan, haksız yere elde edilen gelirlerin geri alınacağını söyledi. Bu fonda biriken paranın emeklilere ikramiye olarak dağıtılacağını belirten Arıkan, “Bu fon borsada değil, milletimizin vicdanında işlem görecek” dedi.

“EMEĞİN STAJI OLUR, HAKKIN STAJI OLMAZ”

Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarını da gündeme getiren Arıkan, bu kişilerin çalışma dönemlerinin emeklilik hesabında dikkate alınması gerektiğini söyledi. “Bu insanlar çalıştı mı? Çalıştı. Alın teri döktü mü? Döktü. Peki o zaman neden o günler emeklilik hesabında yok sayılıyor?” diye soran Arıkan, staj ve çıraklık dönemleri için borçlanma hakkı tanınması ve eksik primlerin tamamlanması çağrısında bulundu.

“MEKKE’DE AÇILAN ŞEMSİYENİN SAPI KİMİN ELİNDE?”

Konuşmasında Mekke Savunma İttifakı’na da değinen Arıkan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki savunma iş birliğinin bölgesel sonuçlarına dikkat çekti. İslam ülkelerinin kendi güvenliklerini sağlamasınayönelik iş birliklerine karşı olmadıklarını belirten Arıkan, ancak ittifakın askeri boyutunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Arıkan, “Dış politikada yalnızca şemsiyenin büyüklüğüne bakılmaz. Şemsiyenin sapını kimin tuttuğuna da bakılır” ifadelerini kullandı.

“KURULAN DÜZEN GERÇEKTEN BÖLGENİN KENDİ DÜZENİ Mİ?”

Türkiye’nin İslam dünyasının ülkeleriyle siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini belirten Arıkan, kurulacak güvenlik mimarisinin bölge ülkelerini karşı karşıya getirmemesi gerektiğini vurguladı. Arıkan, “Kurulan düzen gerçekten bölgenin kendi düzeni midir? Kurulan düzen, tabelası Mekke’de asılan fakat stratejik istikameti başka merkezlerde belirlenen yeni bir güvenlik mimarisi midir?” diye sordu.

“KİMİ SAVUNACAĞIZ, KİME KARŞI SAVAŞACAĞIZ?”

Mekke Savunma İttifakı kapsamında Suudi Arabistan’ın savunulmasına ilişkin açıklamaları değerlendiren Arıkan, ittifakların yalnızca kimi savunacağını değil, kime karşı hareket edeceğini de ortaya koyması gerektiğini söyledi. Arıkan, “Güvenlik ittifaklarının en önemli sorusu ‘Kimi savunacağız?’ sorusundan sonra gelir: ‘Kime karşı savaşacağız?’” dedi. Bölgedeki gelişmeler kapsamında İran, Yemen, Husiler, Kızıldeniz ve Hürmüz hattına dikkat çeken Arıkan, Türkiye’nin bölgesel bir cepheleşmenin askeri tarafı haline gelmemesi gerektiğini belirtti.“Türkiye bölgenin arabulucusu olmak isterken, bir anda bölgesel bir cepheleşmenin askeri tarafına dönüşmemelidir” diyen Arıkan, “Bir masada arabulucu, öteki masada muharip taraf olunamaz” ifadelerini kullandı.

“İSRAİL BU İŞİN NERESİNDE?”

Mekke Savunma İttifakı açısından İsrail’in konumunun da sorgulanması gerektiğini belirten Arıkan, İslam ülkelerinin Gazze konusunda aynı ortak iradeyi ortaya koyamamasını eleştirdi. Arıkan, “İslam dünyasının üç büyük ülkesi bir saldırıya karşı birkaç hafta içinde ortak savunma mekanizması oluşturabiliyorsa, aynı refleks Filistin söz konusu olduğunda neden ortaya çıkmadı?” diye sordu. İran’ı dışlayan, Yemen’i yalnızca askeri hedef olarak gören ve İsrail’in saldırganlığını güvenlik denkleminden çıkaran bir yapının İslam dünyasının savunma ittifakı olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Arıkan, Türkiye’nin yeni cepheler yerine bölgesel barış ve ortak güvenlik mimarisi oluşturması gerektiğini söyledi.

“BÖLGEMİZİN İHTİYACI YENİ CEPHELER DEĞİL”

Türkiye’nin Mekke İttifakı’nın bütün bölgeyi kapsayan bir güvenlik ve barış mimarisine dönüşmesine öncülük etmesi gerektiğini belirten Arıkan, “İran’la Suudi Arabistan’ı, Türkiye’yle Arap dünyasını, Pakistan’la Körfez’i karşı karşıya getiren değil, aynı güvenlik denkleminde buluşturabilecek bir perspektif geliştirmeliyiz” dedi. Arıkan, “Bölgemizin ihtiyacı yeni cepheler değil, yeni bir düzen inşa etmektir. Türkiye bunun öncüsü olmak mecburiyetindedir. Bu Türkiye’nin tarihi vazifesidir” ifadelerini kullandı.

“SİYASETİN KÖKLÜ BİR ARINMAYA İHTİYACI VAR”

Konuşmasında siyasi ahlak vurgusu da yapan Arıkan, Türkiye’de siyasetin para, nepotizm, iltimas, kayırmacılık ve çifte standarttan arındırılması gerektiğini söyledi. “Biz Saadet Partisi olarak yarım asırdır, devlet yönetiminde ilk prensibin ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ olması gerektiğini söylüyoruz” diyen Arıkan, siyasetin zenginleşme ve tahakküm aracı haline getirilmemesi gerektiğini ifade etti. Arıkan, “Bugün mesele birkaç kötü örneği temizlemek değildir. Mesele, siyasetin ölçüsünü değiştirmektir” dedi.

“HERKESİN TÜRKİYE’Sİ LAFLA DEĞİL, İCRAATLA KURULUR”

Arıkan, konuşmasının sonunda siyasi partilere ortak mücadele çağrısında bulundu. Yolsuzluğa, adaletsizliğe ve yoksulluğa karşı birlikte mücadele edilmesi gerektiğini belirten Arıkan; bağımsız denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, siyasi ahlakın kanuni güvenceye alınması, liyakatın esas alınması ve devlet imkanlarının siyasi partilerin imkanına dönüştürülmemesi çağrısı yaptı. Arıkan, “Gelin, laf yarışını bırakalım; ortak irade ortaya koyup gereken kanunları birlikte çıkaralım. Bağımsız kurumları birlikte güçlendirelim. Denetimi etkili hâle getirelim. Milletimizin hakkını eksiksiz teslim edelim” dedi.

BABACAN: “BU SUÇUN ADI PİYASA DOLANDIRICILIĞIDIR”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da fon skandalına ilişkin konuşarak, yaşananların “fon krizi” olarak basitleştirilemeyeceğini söyledi. “Bu suçun adı nedir? Piyasa dolandırıcılığıdır” diyen Babacan, yüz binlerce vatandaşın dolandırılmasına neden göz yumulduğunu sorarak, “Yangın küçükken neden söndürmediniz?” ifadelerini kullandı. Başta SPK ve Borsa İstanbul olmak üzere denetim kurumlarının sorumluluğunun araştırılması gerektiğini belirten Babacan, geçmişe dönük denetimin yargı, Devlet Denetleme Kurulu (DDK) ve TBMM’de kurulacak bir araştırma komisyonu olmak üzere üç koldan yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Muhabir: Abdullah Kutay Eskalen