Türk foto muhabirliğinin uluslararası alanda tanınan isimlerinden Ara Güler, ölümünün sekizinci yılında anılıyor. 17 Ekim 2018'de 90 yaşında hayatını kaybeden Güler, İstanbul'un değişen yüzünü belgeleyen fotoğrafları, Anadolu'daki çalışmaları ve dünyaca ünlü sanatçılarla gerçekleştirdiği röportajlarıyla iz bıraktı.
İstanbul'un eski sokakları, Boğaz kıyısındaki balıkçılar, vapurlar ve gündelik hayatın içinden insanlar... Ara Güler'in fotoğrafları, kentin farklı dönemlerine ait görüntüleri bugüne taşıdı. 1950 yılında gazeteciliğe başlayan usta isim, çalışmalarını Time-Life, Paris Match ve Stern gibi uluslararası yayınlara taşıdı. 17 Ekim 2026'da vefatının sekizinci yılı dolan Güler'in hayatı, fotoğrafçılık kariyeri ve eserleri yeniden hatırlanıyor.
Ara Güler kimdir, asıl adı nedir?
Ara Güler, 16 Ağustos 1928 tarihinde İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde dünyaya geldi. Asıl adı Mıgırdiç Ara Derderyan olan foto muhabiri, ailesinin Soyadı Kanunu sonrasında aldığı Güler soyadını kullandı.
Çocukluk yıllarında sinema ve tiyatroya ilgi duydu. Muhsin Ertuğrul'un yanında tiyatro ve oyunculuk eğitimi aldı, lise döneminde film stüdyolarında çalıştı. Getronagan Ermeni Lisesinden 1951 yılında mezun oldu.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğrenim görürken gazeteciliğe yöneldi. 1950'de Yeni İstanbul gazetesinde çalışmaya başlayarak profesyonel meslek hayatına adım attı.
Ara Güler aslen nereli, Ermeni mi?
İstanbul doğumlu Ara Güler, Ermeni kökenli bir ailenin çocuğuydu. Ailesi İstanbul'da yaşıyordu ve babası eczacılıkla uğraşıyordu.
Eğitim hayatının bir bölümünü Ermeni okullarında geçiren Güler, gençlik yıllarında Türkçe ve Ermenice öyküler de yazdı. Foto muhabirliği kariyerini Türkiye'de başlatan Güler, ilerleyen yıllarda uluslararası basında görev aldı.
Ara Güler ne zaman öldü, kaç yaşındaydı?
Ara Güler, 17 Ekim 2018 tarihinde İstanbul'da 90 yaşında hayatını kaybetti.
16 Ağustos 1928'de doğan Güler, yaşamının yaklaşık 68 yılını gazetecilik ve fotoğraf çalışmalarına ayırdı. 2026 yılı, usta foto muhabirinin ölümünün sekizinci yılına karşılık geliyor.
Ara Güler neden İstanbul'un Gözü olarak anılıyor?
Ara Güler'in İstanbul fotoğrafları, özellikle 1950'li ve 1960'lı yıllarda kentin gündelik yaşamını belgeledi. Balıkçılar, işçiler, esnaf, sokak satıcıları, çocuklar ve tarihi semtler objektifinin başlıca konuları arasındaydı.
Siyah-beyaz karelerinde yalnızca tarihi yapılar değil, bu yapıların çevresinde yaşayan insanlar da yer aldı. Kentin dönüşümünü kayıt altına alan çalışmaları nedeniyle İstanbul'un Gözü unvanıyla tanındı.
Güler, fotoğrafçılığı bir tarihsel tanıklık biçimi olarak değerlendiriyor, kendisini öncelikle foto muhabiri olarak tanımlıyordu.
Ara Güler hangi ünlülerin fotoğrafını çekti?
Ara Güler, gazetecilik yaşamı boyunca dünya kültür ve sanat tarihinin tanınmış isimleriyle çalıştı.
Fotoğrafladığı isimler arasında Pablo Picasso, Salvador Dali, Bertrand Russell, Winston Churchill, Yaşar Kemal ve Füreya Koral bulunuyor.
1950'li yıllarda Time-Life, Paris Match ve Stern için çalışan Güler, Magnum Photos ile de bağlantı kurdu. 1961 yılında uluslararası bir fotoğraf yıllığında dünyanın önde gelen yedi fotoğrafçısından biri olarak gösterildi.
Ara Güler'in eserleri ve kitapları
Ara Güler'in fotoğraf çalışmaları çeşitli kitaplarda yayımlandı. Eserleri arasında Eski İstanbul Anıları, Bir Devir Böyle Geçti Kalanlara Selam Olsun, Yitirilmiş Renkler, Ara Güler'in Sinemacıları, Living in Turkey ve Sinan bulunuyor.
Nemrut Dağı ve Afrodisias Antik Kenti üzerine yaptığı foto röportajlar, Türkiye'nin arkeolojik mirasının uluslararası basında tanınmasına katkı sağladı.
Mimar Sinan'ın eserlerini konu alan fotoğrafları da kitaplaştırıldı. Çalışmaları dünyanın farklı şehirlerinde sergilendi.
Ara Güler Müzesi ne zaman açıldı?
Ara Güler Müzesi, foto muhabirinin 90. doğum günü olan 16 Ağustos 2018 tarihinde açıldı.
Müze, Ara Güler'in fotoğraf arşivini korumak ve çalışmalarını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla kuruldu. Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi ise 2016 yılında Doğuş Grubu ile yapılan iş birliği kapsamında hayata geçirildi.
Güler'in fotoğrafları, kitapları ve arşiv çalışmaları ölümünün ardından da sergiler ve araştırmalar aracılığıyla izleyicilerle buluşmaya devam ediyor.





