Ne diyordu Cahit Sıtkı Tarancı, "Neylersin, ölüm herkesin başında" Erdal İnönü nün ölümü üzerine, kendisini sosyal demokrat olarak pazarlayanların söyledikleri incileri dinliyoruz, birkaç gündür "O bir Sosyal Demokrasi aşığıydı O büyük bir devlet adamıydı O büyük bir liderdi Ondan çok şey öğrendik " Oysa, uzun süredir siyaset arenasından uzaklardaydı Erdal İnönü Yokluğunu hiç hissetmemiştik. Devlet adamlığını hiç mi hiç aramamıştık. Nice çalkantılı dönem geçirdiğimizde, "Devlet Adamı veya Bilge Siyasetçi" kimliğiyle, akil insan olarak fikirlerine başvurmamıştık. Cumhuriyet Halk Partisi, her girdiği seçimde sandığın dibini boyluyor, "Sosyal Demokratlar bir çatı altında birleşsin" diye sloganlar atılıyor Ecevit in aile partisi DSP ile Deniz Baykal ın bakkallıktan süpermarketliğe transfer olamayan CHP si için birleşme senaryoları üretilirken, lider arayışları içinde Erdal İnönü nün adı hiç geçmemişti. Çünkü, Erdal İnönü, 12 Eylül sonrasında siyaset dışı güçler tarafından kurgulanan siyaset zemininde, senaryoda bir müddet lider rolü oynaması için üretilmiş, rol biçilmiş bir mirasyediydi. Babasının isminin memleketteki soldan çarklıları biraraya getireceği zehabına kapılanların gazıyla, uzun müddet lidercilik oynadı. "Çok iyi bir devlet adamıydı" deniliyor ya, dönemine damga vurmuş bir icraatını da hatırlamıyoruz.
O nun kendisine lider olarak belli misyonlar yüklemek isteyenlerle dalga geçen bir hali vardı. Birilerinin kendisini omuzlara almaya çalıştığı bir toplantıda, Erdal İnönü, kendisini yerlere atarak tarihin en komik görüntülerinden birini vermişti.
Erdal İnönü, bilim adamlığına daha çok önem vermişti. Zaten, oynadığı "Sosyal Demokratların Lideri" oyunundan sıkılarak, çok erken bir vakitte, tekrar bilim adamlığına dönüş yaptı.
Dedik ya, Erdal İnönü nün arkasından söylenen, siyaset, devlet adamlığı, liderlik konularındaki her söz, sadece ona iş olsun iltifatlarından ibarettir. Zira, iyi bir siyasetçi de değildir, iyi bir devlet adamı da değildir. Sosyal demokrasiye katkı yapabileceği, ülkedeki soldan çarklıları tek çatı altında toplayıp bir sinerji oluşturabileceği düşünülseydi, son dönemdeki siyaset kaosunda birileri muhakkak gidip onun birleştiricilik unsurundan yararlanırdı. Daha önce, Ecevit in vefatında yazmıştık. Ecevit, ülkemizin 40 yılına malolan "sağcılık-solculuk" oyununda, Demirel le beraber, siyaseti kurgulayanların senaryosunda başrol oynayan çok iyi bir oyuncuydu. Erdal İnönü de, 12 Eylül sonrasındaki geçiş döneminde siyaset arenasında, kendisine biçilen gladyatör rolünü oynadı ve çekip gitti.
En çok karikatürize edilen siyasetçi O idi. Özellikle, seri, süratli ve ağzına dolanan sözcükleriyle en çok takliti yapılan siyasetçi oldu.
Bu ölüm, bana en çok şu gerçeği hatırlattı: Hiç kimse ismine sığınarak siyaset yapamaz. Onu siyasetçi yapan, devlet adamı yapan, lider yapan dönemine vurduğu damgadır. Ülkesinin tarihine attığı imzadır. İsmini dağlara taşlara yazdırmak değil, yüreklere kazımak önemli olan. Bilmem anlatabildim mi