Hastanın yaşı değil, hastalığın yaşı önemlidir. Bu açıdan ülke ekonomisindeki hastalığın yaşı, cumhuriyetten bile fazladır. Bu yüzden bünye genç olsa da hastalığa karşı direnci yetersiz kalmaktadır. 24 Haziran sonrası kurulan yönetim, bu gerçeği dikkate almadığından ekonomiye istediği şekilde yön verememektedir. Çünkü ritüelleri eksik bırakmıştır. Hacı Bayram’da namaz kılmış, ilk mecliste toplanmış ancak “Ankara Palas”a uğramamıştır. Bu ülkenin yatırım ve kalkınma paradigmasını, hastalığa direnç oluşturacak şekilde planlamaya çalışan Ankara Palas anlaşılmadan ekonomideki “ağır” sorunlar aşılamaz.
“Ağır Sanayi”ye bu açıdan yeniden bakıldığında ve “100 Günlük Eylem Planı” incelendiğinde görülür ki; ekonomiden sanayiye, dış ticaretten şehirciliğe, dış politikadan savunmaya, eğitimden sağlığa, tarımdan teknolojiye kadar birçok başlıkta gerçekleştirilecek hedefler yaşanan ağır sorunları çözmek için yeterli değildir! Çünkü 16 yılda örtülen gerçeklerin 100 günde telafi edilmesi mümkün değildir. Hatta aklı fikri sıcak para bulmak olan bir anlayıştan vazgeçmezsek, önümüzdeki 16 ayda daha büyük ve acı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalınabilir. Paradigma değişikliği kaçınılmazdır ve “borca dayalı” ekonomiden “üretime dayalı” ekonomiye hicret edilmelidir.
O halde bundan sonra atılacak adımlar “plus” bir içerik taşımalı, “daha”sı olmalıdır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Destek ve Önlem Paketi ile sunulan desteklere bu açıdan bakıldığında, başlıkları “klas” olsa da çözümleri “plus” değildir. “Yerlileştirme Programı” ile sanayimizin öncelikli ürün gruplarının yerlileştirilmesi çalışmaları geç kalınmış bir hedeftir. Maliyet enflasyonunun sürekli arttığı bu süreçte “Sanayi İşbirliği Projeleri”nin etkin bir şekilde uygulanması rantabl değildir. “OSB›lerde Bedelsiz Arsa Tahsisi” yerine halen üretilen ürünlerin devletin satın alma gücü ile desteklenmesi gerekmektedir. KOBİ›lerden 2018 yılında tahsil etmesi gereken alacakların 2019 yılına ertelenmesi yerine, bütçesi kâr edene kadar vergi muafiyeti getirilmelidir.
Krizi fırsata dönüştüren hatadan dönme hızıdır. Ülkemizin gücünü artıracak faizsiz ve üretim ortaklığını destekleyecek plus adımlar beklenmektedir. Paraya değil yaraya odaklanacak bir Ankara istenmektedir. Geleceği bugünden farklı bir anlayış, kavram ve paradigma üzerinde inşa edecek “Ankara Plus” hamlesi, inanç ve kararlılığın plan ve projelerini ortaya koyacaktır. Çünkü bir Ankara var, Ankara’dan içeri…