Geçtiğimiz ay gazetemizde reklamları yayınlanan Emet Termal Resort Otel de ailece kısa süreliğine bir tatil yapalım, Emet in şifalı sularında sağlık bulalım istedik. Bu düşünceyle Ankara dan Eskişehir, Kütahya,Tavşanlı üzerinden Emet e hareket ettik. Yıllardan beri bizi hiç yolda bırakmayan otomobilimiz bu defa Eskişehir de bir sürpriz yaptı. Eskişehir de Kütahya çıkışını sormak için çevirme yapmakta olan polislerin yanında durduk. Çocuklar arabada beklerken trafik polisinin yanına giderek yolu sorduk. Çok nazik trafik polisi yolumuzu detaylı bir şekilde tarif etti ama arabamızın yanına gelip çalıştırmak istediğimizde arabanın tam bir sessizliğe büründüğünü gördük. Kontak anahtarını çeviriyoruz ama bizim arabada tık yok. İşte o an sürücülük ile şoförlük arasındaki farkı bir kez daha anlamış oldum.. Biz sadece sürücüydük.. Arabayı çalıştırıyor, gaza basıp gidiyor, frene basıp durduruyorduk.. Ama en basit bir arıza karşısında bile çaresiz kalıyorduk. Ancak Anadolu insanı bizi orada çaresizlik içinde yalnız başımıza bırakmadı. Bizim yol sorduğumuz trafik polisi ile yanımıza yaklaşan isminin sonradan İsmail olduğunu öğrendiğim bir Eskişehirli yanımızdan geçerken "Çalışmadı mı " diye sordu. Anladık ki imdadımıza bir iyi insan yetişmişti. Arabanın kaputu açıktı. Hemen aküyü kontrol etti. Arada bir kontağı çevirmemi istedi. Çevirdik ama yine bizim arabada tık yoktu.. Sanki aküsü olmayan bir arabayı çalıştırmaya uğraşıyorduk. Araba otomatik olduğu için itekleyerek çalıştırmak da mümkün değildi.. Tam biz Kütahya ya gidemeden Eskişehir de kalacağız derken bize yardımcı olmaya çalışan İsmail kardeş cep telefonu ile bir yeri aradı ve aradığı kişiye bulunduğumuz yeri tarif ederek hemen gelmesini söyledi.. Bize merak etmememiz gerektiğini, gelecek arkadaşın meseleye çözüm bulacağını söyleyerek izin istedi biz de teşekkür ederek ayrıldık. Az sonra yanımızda duran bir arabadan isminin Nuğman Er olduğunu öğrendiğim usta ile arkadaşı indi, arabaya baktılar sorun aküdeydi.. Arabalarının aküsünden ara kablosu ile bizim aküye elektrik vererek arabanın çalışmasını sağladılar. Araba çalışmıştı ama tekrar yolda kalma ihtimali olduğunu bu sebeple dükkanda aküyü kontrol ettirmek ve ölçtürmek gerektiğini söyleyerek kendilerini takip etmemizi istediler. Kısa bir takipten sonra oto elektrikçisi levhasının asılı olduğu dükkanın önünde durduk. Hemen bir yere telefon etti. Gelen usta aküyü ölçtü ve bu akü ile yola devam etmenin mümkün olmayacağını söyledi. Yeni bir akü alıp taktırdık. Arabamızda sorun kalmamıştı. Nuğman Ustanın yakın ilgisi bizi gerçekten çok mutlu etmişti. Bizimle ilk ilgilenen hemen Nuğman Usta yı telefonla arayan İsmail kardeşin ilgisi karşısında kendi kendime, "Acaba Ankara da yol kenarında arabası arızalanmış bir aile ile biz kaşılaşsaydık İsmail ve Nuğman Usta nın gösterdiği ilgiyi gösterebilir miydik " diye sormadan edemedim.. Sonunda büyükşehirlerin insanları bencilleştirdiğini, kendi derdine düşürdüğünü Anadolu insanının ise büyükşehir insanına göre yardımlaşmaya hala değer verdiğini düşündüm. Buradan bu iki Eskişehirli güzel insana teşekkür ediyorum.
Arabamız çalışır vaziyete gelince Nuğman Usta bize belli bir noktaya kadar mihmandarlık etti vedalaşarak Kütahya ya hareket ettik. Yaklaşık 1.5 saatlik bir gecikme ile yolumuza devam ederken Tavşanlı ya geldiğimizde "Ahmet Derin Caddesi" levhası ile karşılaştık. Bir anda geçmişe dalıp gittik.. Rahmetli Ahmet Derin ile ilgili anılarımızı ve son olarak cenazesini defin için Tavşanlı ya geldiğimizi o muhteşem kalabalıkla birlikte Ahmet Derin Ağabeyi defnettiğimiz gün gözümüzün önünden bir sinema şeridi gibi akıp geçti. İsmini Tavşanlı nın en uzun caddesine verilmek suretiyle Tavşanlıların gösterdiği vefa ayrı bir heyecan kaynağı oldu. Bu duygularla Emet e doğru ilerlerken Emet in girişinde bu defa "Ahmet Derin Bulvarı" levhası ile karşılaşmak ayrı bir güzellik oluşturdu. Rahmetli Ahmet Derin Ağabey in ne kadar sevilmiş olduğunu, Tavşanlı ve Emetlilerin vefa duygusunu gördüm.. Çıkarların ön plana çıktığı bir dönemde Eskişehir, Tavşanlı ve Emet te gördüğüm yaklaşım Türkiye nin sadece büyükşehirleri dolduran bencil kalabalıklardan ibaret olmadığını hatırlattı ve ümit aşıladı. Bu güzel duygularla son durağımız Emet Termal Otel e ulaştık. Otel personelinin güler yüzlü ve sıcak tavrı kısa süreli tatilimizin güzel geçeceğini gösteriyordu ama kan gölüne dönüştürülen dünyamızda bu güzelliğin ne kadar farkına varabiliriz
Kütahya nın Tavşanlı ve Emet ilçelerinin kendilerine has özellikleri var.. Tavşanlı leblebi diyarı olarak tanınıyor ve bu yönüyle Çorumla rekabet etme noktasına gelmiş. Bu arada kömür işletmeleri bu ilçenin ayrı bir yönünü oluşturuyor.
Emet ise Bor işletmeleri ve şifalı suları ile ön plana çıkıyor.. Bunca zengin termal kaynağa rağmen Emet in bundan yeteri kadar yararlanabildiğini sanmıyorum. Ama, bundan sonra Emet şifalı sular konusunda hakkı olan şöhreti ve ilgiyi görecektir diye düşünüyorum.
Sonraki günlerde yeri geldiğinde tekrar Emet üzerine düşüncelerimizi sizlerle paylaşmak ümidiyle