AYLARDAN beri bazı yerleşim birimleri teröristlerden

temizlenmeye çalışılırken her gün şehit veriliyor, analar, babalar, yavrular ve

eşler tabutlara sarılarak acılarını dışa vuruyorlar. Başbakan en kısa zamanda

terörün kökünün kazınacağını, bahara ülkenin terörden temizlenmiş olacağını

söylüyor. Bu sözlere katılmamak mümkün olmadığı gibi, terörün daha kısa süre

içinde kökünün kazınmasını gönül arzu ediyor. Ancak, terörle böylesine mücadele

verilirken, insanlar doğup büyüdükleri yerleri terör sebebiyle boşaltarak başka

yerlere taşınmak zorunda kalırken ülke gündeminin ana meselesi başkanlık

sistemi imiş gibi bir kampanyanın yürütülüyor olmasını insan anlamakta güçlük

çekiyor. Özellikle başkanlık sisteminin bir sihirli değnek gibi takdim edilmesi

inandırıcı gelmiyor. Başkanlık sistemi hayata geçtiğinde başta terör olmak

üzere ülkenin tüm sorunlarının kısa zamanda çözüleceğini ileri sürülmesi sanki

yaşanan bunca acının dikkatlerden kaçırılmaya çalışıldığını akla getiriyor. Bu

arada Suriye de yaşananları ve gelinen son noktayı Türkiye nin Suriye

politikasında başarılı olduğu şeklinde değerlendirmek mümkün değil. Çünkü

Suriye de Türkiye hangi gruba karşı olmuş hangisinin yanında yer almış ise aksi

yönde gelişme yaşandı.

Suriye de doğal olarak Türkmenlere destek verilmeye

çalışıldı. Ama Türkmenlerin Cenevre de olmadığı gibi görünen o ki, artık

Suriye de de olmayacaklar. Çünkü Türkmendağı Esad güçleri ve Rusların

saldırıları sonucu savunulamaz duruma gelince Türkmenler buraları terk etmek

zorunda kaldılar. Ve Türkiye ye sığınıyorlar. PYD nin Cenevre de masada yer

alması Türkiye nin karşı çıkması sebebiyle mümkün olmamış ise de Suriye deki

gelişmelerde söz sahibi olmayacakları anlamına gelmiyor. Çünkü onların ABD ve

Rusya gibi koruyucuları var. Bu arada ülkemize sığınmış olan Suriyelilerin

sayısı giderek artıyor. Kimisi Suriyelilerin sayının 2,5 milyonu aştığını,

kimileri 3 milyona ulaştığını söylüyor. Avrupa ülkeleri bu göç dalgasından

Mart ta Türkiye ye 3 milyar avro vererek kurtulmanın peşinde. Avrupalılar için

işin insanı boyutu bir anlam ifade etmiyor. Onlar parayı bastırıp bu işten

kendilerini sıyırmanın peşindeler. Kaldı ki, AB nin vereceğini açıkladığı rakam

da Türkiye yi göçmen yükünden kurtaracak değil. Yapılan açıklamalar

sığınmacılara şimdiye kadar yapılan harcamanın 10 milyar dolara ulaştığını

gösteriyor. Halkımızın doğrudan ve STK lar aracılığı ile yaptığı yardımlar bu

hesabın dışında. İnsanımız elbette ekmeğini kendisine sığınmış insanlarla gönüllü

olarak paylaşıyor. İnancımız da bunu emrediyor. Benim derdim Avrupalıların

haline dikkat çekmek.

Kısa zamanda Suriye de barışın sağlanamayacağı Suriye yi

karıştıran sömürgeci güçlerin en az 2 yıllık bir süreden söz ettikleri

düşünüldüğünde Suriye nin yükünü ağırlıklı olarak Türkiye çekmeye devam edecek.

Peki, şu anda başkanlık sistemi uygulanıyor olsaydı bu sorun çözülebilecek

miydi Eğer çözülecekti deniyorsa şimdi çözümün önünü sistem mi tıkıyor Böyle

bir iddia gerçekçi olmaz.

Türkiye nin tek sorunu elbette terör değil, terör en

önemli sorun olmakla birlikte bir de işin ekonomi boyutu var. Geçtiğimiz

günlerde gazetemizin manşete taşıdığı haber her sene dış borç karşılığı ödenen

faiz miktarının yıllardan beri 50 milyarı aştığını ortaya koyuyordu. Yani, içeride

yapılabilecek yatırımlar bu faiz sebebiyle yapılamıyor, insanımızı rahatlatacak

ekonomik adımlar atılamıyor. Ne var ki, insanımız terörden göz açıp etrafına

bakma imkânı bulamadığı için günü kurtarmaya kar sayıyor. İşsizlik rakamlarının

çift hanelere ulaştığını da yine resmi rakamlar ortaya koyuyor. Sormak lazım,

ekonomik sorunları bugün çözemeyenler başkanlık sistemi gelirse nasıl

çözecekler

Son söz olarak sormak isterim; acaba başkanlık sistemi

tartışmalarının sürekli gündemin birinci maddesinde tutulması ülkenin çözüm

bekleyen sorunlarını gözden kaçırmaya mı yönelik