Günümüz Türkiye’sinde siyaset eksenli olaylara kendimiz öylesine kaptırdık ki, “polisiye vakalar”ı görmezden ve duymazdan gelmeye çalışsak da birçok olay yaşantımızın içine girdiği için uykularımızı da kaçırmaktadır. Bu tür olaylar, “lânetli” ve “uğursuz” bir hal olarak algılandığı için olsa gerek ki başımıza gelmesinden korkuyor ve lafını bile etmemeye özen gösteriyoruz.
Birçoğumuz sosyal hayatta olup bitenler gibi bu tür polisiye olayların iyice kılık değiştirdiğinden habersiz durumdayız. Her türlü hırsız, “sanatlarını icra etme” konusunda hiçbir engel tanımıyor. Merhamet süresiz izine çıktığı için acımasızlık had safhada seyretmektedir. Masum insanların “gözyaşları”, vicdansızların “gıda”sı haline gelmiş durumdadır. Sosyal, siyasal, toplumsal hatta din eksenli bazı olayları da bu bağlamda değerlendirmekte fayda vardır düşünüyorum. Bu vesile ile birkaç ilginç polisiye olayını paylaşmak istiyorum.
1. Karı-koca gece evlerine döndüklerinde koridorda hiç tanımadıkları bir adamla karşılaşır. Bir anlık şaşkınlıktan sonra yabancı adam bayana dönerek, “Madem bu geceyi kocanla geçirecektin niye beni çağırdın ” diye hışımla sorar ve kızgınlığını belirten bazı hareketlerle evden bir anda çıkar. Olayın şokunu yaşayan karı-koca bu olaya bir anlam veremez başlangıçta! Erkek, karısına bu olaydan ötürü bir hayli kızar. Aradan birkaç gün geçtikten sonra karakola çağrılan karı-koca, yakalanan zanlı, suçlu ile yüzleştirilir ve olayın aslında bir hırsızlık olduğu anlaşılır.
2. Bir başka olay da, karı-koca evlerine döndüklerinde evin içinde bir yabancı görürler, gayet şık bir takım elbiseli adamın elinde telsiz vardır. Karşılaşma anında yabancı, ev sahiplerine, “Evinize hırsız girdiği yolunda komşularınız tarafından ihbar aldık, ben sivil polisim, evi kontrol etmeye geldim” der ve devam eder, “Beyefendi! Aşağıda sokağın köşesinde ekip otomuz var, vakit kaybetmeden siz ekip otosuna gidip şikâyet dilekçesi doldurunuz” demesi üzerine erkek hızla aşağıya iner.
Yabancı adam, “Hanımefendi! Siz de ziynet eşyası veya paranız varsa onları kontrol ediniz” der, bayan hemen altınlarının bulunduğu yere doğru gider ve sevinçle, “Neyse hâlâ yerinde duruyorlar” demesiyle; yabancı adam, bayanın kafasına ağır bir nesne ile vurur. Yabancı adam, bayanın çıkardığı yerden altın, para vb.leri alıp hemen kaçar. Koca, ekip otosunu bulamayıp evine geldiğinde karısının baygın, altınların da çalınmış olduğunu görür!
3. Özellikle bayanlar dikkat! İnsanlar taksiye bindikleri zaman çantalarını hemen yanlarına koyarlar ya! Bunu bilen uyanık taksiciler şöyle bir düzenbazlıkla maksatlarına ulaşma yöntemine başvuruyorlar. Bir bayan yorgun argın şekilde taksiye biner ve çantasını sağ yanına koyar. Bir nefesleneyim derken şoföre, gideceği istikameti söyler ve çantasından mendil almak üzere sağ tarafına döner ki çanta yerinde yok! Önce aranır; yere, sağa-sola bakar, çanta yok! Taksiciye hitaben “Çantamla bindim fakat şimdi çantam yok, kenara çek!” der.
Taksici gayet pişkin, “Ne bileyim teyze ben senin çantanı, unutmuşsundur bir yerde, inmek mi istiyorsun ” der. Ama bayan uyanık davranıp, “Hayır, devam et!” hışımla! “Herhalde unuttum bir yerde! İneceğim yerde ben sana evden alıp paranı öderim!” demeyi de ihmal etmez Yol üzerinde bir karakolun önünden geçerken, ışıklarda dururlar (çünkü bayan o istikametten götürür taksiyi!) Bayan tam karakolun önündeyken kapıyı açıp polis memurunu çağırır. Taksiyi kenara çektirip bir çırpıda anlatır olayı! Meğer polisler bu tür olayları biliyorlarmış!
Polis memuru taksiciye “Bagajı aç!” der. Bagajı açarlar ki bagajda bir adam! Taksiye binen müşterinin sağ ve sol tarafına bagajın içinden çok özenle yapılmış, farkedilmeyen delikler açmışlar ve müşteri oturur oturmaz hooop çekiyorlar çantayı bagaja! Çanta çok büyük olup çekemiyorlarsa içine elini sokup cüzdanı, telefonu vb. alıyorlar! Elbette bütün taksicilerin hepsinin de böyle olduğundan söz etmiyorum. İstisna da olsa bir iki kötü hadise fena halde mide bulandırıyor.
4. Hırsızların, yeni kapı açtırma yöntemi şeytana taş çıkartır cinsten! “Su uyur düşman uyumaz” derler ya, kapınızın altında su gördüğünüzde, onun arkasında “uyanık” bir düşmanın olduğu aklınıza getirin hemen! Onun için evinizin kapısının altında su gördüğünüzde kapıyı açmaya kalkışmayınız. Çünkü gelen soyguncular, size kapıyı açtırmanın gürültüsüz bir yolunu bulmuşlardır. Bunun için de kapı eşiğinden su döküyorlar. Siz bu suyu fark edip de nereden geldiğini anlamak için kapıyı açtığınız anda, ağzınızı kapatarak sizi evin içine sokup etkisiz hale getiriyorlar. Böylece hedeflerine rahatça ulaşıyorlar.
Burada sözünü ettiğimiz hırsızlıkla ilgili işaretler ve onların dilini siyasî ve sosyal hayata nasıl taşıyabiliriz Taşıdığımızda da yöntemlerin hakiki hırsızların yöntemlerinden hiçbir farkı olmadığını görmek ve okumak nasip olur mu “Su uyur düşman uyumaz” demesini bilmekle, önlemini almak arasındaki farkı da fark etmek şarttır.
Soma’da yürekleri yanan ailelerin acılarını bütün kalbimle paylaşıyorum. Rabbim onlara rahmetiyle, merhametiyle muamele eder, inşallah. Fakat Soma’da yürekler yanarken bunun üzerinden siyaset yapmak isteyen ahlâksızların alçaklıklarını hangi hırsızlık bağlamında okumak gerekir, bilemiyorum.