Başlıktaki ‘altta kalanın’ kelimelerinin yerine ‘dar ve sabit gelirlilerin’ kelimelerini koyacak olursak aslında ne demek istediğim daha net bir şekilde anlaşılacaktır. Bu da ekonomideki sallantıların, bir takım zorlama krizlerin faturasını dar ve sabit gelirlilerin ödemek durumunda kaldığının ifadesidir. Bu noktada fakirlerden söz etmenin anlamı zaten kalmıyor. Sözü uzatmadan Trump’ın dolar üzerinden ülkemiz ekonomisine yönelik sahneye koyduğu ekonomik terör giderek etkisini yitiriyor ama kriz sırasında tüm mallara yapılan yüksek oranlardaki artışların geri çekilmediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Yani, zamlara gerekçe dolardaki hızlı yükseliş gösterildi ama geçen zaman içinde ortaya çıkan dolardaki gerileme dikkate alınarak önceden yapılan zamlar geri çekilmedi. Çekenler olmuş ise de henüz piyasaya yansımadı. Dileriz yansır, özellikle enflasyon ile mücadele kapsamında başlatılan yüzde 10 indirim kampanyası gerçekten hayata yansır.
Bu noktada üreticiden ve büyük sermaye sahiplerinden çok küçük esnafın göz önünde olması sebebiyle genellikle fiyat artışları söz konusu olduğunda alış-veriş yaptığımız esnaftaki fiyat artışı dikkat çekiyor. Ama bu görüntüden esnafımızda rahatsız. Buna bir örnek vermek istiyorum. Çocuğa bir pantolon almak için gittiğimiz tuhafiyecide istediğimiz pantolonu bulamadık. Bu arada söz döndü dolaştı fiyatlardaki artışa geldi. Uzun zamandır tanıdığımız dükkân sahibi genç tezgâhın üzerine yığılı duran ve yeni parti pantolonları göstererek bunları okullar açıldığında aldığımız fiyatın şimdi 12 lira fazlasına aldıklarını hâlbuki yeni üretim değil, sene başında yaptıkları üretimin malları olduğunu belirterek, “Yeni üretim olsa fiyatlarda meydana gelen artışın yansıdığını düşünmek mümkün” diyerek bir çarpıklığa dikkat çekti.
Konuyla ilgili bir başka misal daha vermek istiyorum. Derdim perakende satış yapan esnafları şikâyet ya da onlardan dert yanmak değil. Sadece yaşanan çarpıklığa örnek olsun diye aktarıyorum.
Dolar krizine kadar kilosunu 10 liraya aldığım kedi maması kriz ile birlikte 15 lira oldu. Bir süre bu fiyattan gitti. Bundan 10 gün öncesine kadar 15 liraya aldığım mama önceki gün 18 lira olmuştu. Hâlbuki dükkânın kapısında enflasyonla mücadele kampanyasına katılarak ürünlerde yüzde 10 indirim yapıldığını belirten afişler yer alıyordu. Parayı ödedim çıktım ama bunun ne anlama geldiği de kafama takıldı. O zaman anladım ki, dükkân sahibi enflasyonla mücadele kampanyasında yer alarak yüzde 10 indirim yapmış ama daha önce 15 liraya sattığı mamaya 5 lira zam yaparak 20 liraya yükseltmiş, ardından yüzde 10 yani 2 lira indirim yaparak mamayı 18 liraya satmaya başlamış. Bu arada görüntüde enflasyonla mücadele kampanyasında gönüllü olarak yer almış görünürken, eskiye göre ürünü 3 lira daha pahalı satmaya başlamış.
Bu tür dönemlerde özellikle stokçular bu yola başvururlar. Bunlar ya büyük üreticilerdir ya da büyük iş adamları. Onlardan mal alıp satmak zorunda kalan küçük esnafın fazlaca yapabileceği bir şey yoktur. Bu bakımdan esas vurgunu vuranlar ortada fazlaca görünmediği için vatandaş en son alışveriş yaptığı yerdeki fiyat artışını görür ve öfkesini onlara yöneltir.
Sıkıntılı dönemleri vurgun için fırsat bilenlerin durumu bana göre ahlaki yoksunluktur. Önemli olan onlar için daha fazla kazanmaktır. Halbuki, bu tür davranışlar ileride kendilerine de zarar verir. Çünkü insanlar ister istemez harcamalarını kısmak zorunda kalırlar. Böyle olunca da ekonomide daralma gündeme gelir. Meseleye bu açıdan baktığımızda toplumda huzur ve güvenin tesisi için en önemli unsur iyi insandır. İyi insan yetiştiremediğimiz sürece yapılan işler laf yığınından öte geçmez, geçmiyor.