Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.
Ramazan ayında Kur’an’la yaşamaya, Kur’an’la oruç tutmaya, Kur’an ile kendimizi hesaba çekmeye devam ediyoruz. Kur’an bize bir nizam telkin ediyor bu nizam ilahi bir nizamdır. Bu nizam Kur’an nizamıdır. Bu nizam, Peygamberimizin Medine’de tesis ettiği İslam’ın ADİL NİZAMIDIR. Bu nizamı kurmak ve insanlığın iki cihan saadetini sağlamak maksadıyla yönetimlerine talip olmak peygamberlerin temel görevlerindendir. Peygamberlere inanan Müslüman bir toplumun temel vazifesi, Kur’an nizamını benimsemek ve hâkimiyeti için cihad etmektir. Şu mealini vereceğimiz iki ayeti birlikte okuyalım ve tefekkür edelim.
FETİH 28: “Bütün dinlerden (Batıl din ve nizamlardan) üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet (Kur’an) ve hak din (İslam) ile gönderen O’dur. Şahit olarak Allah yeter.”
SAF 9: “Müşrikler istemeseler de dinini (İslam ve ahkâmını) bütün dinlere (Batıl dinler ve ahkâmına) üstün kılmak için, Peygamberini hidayet (Kur’an) ve hak (İslam nizamı) ile gönderen O’dur.”
Allah, yarattığı kuluna yolunu gösterme hakkına sahiptir. Kulun da, Allah’ın gösterdiği yola rıza göstermesi kulluğunun gereğidir. Kur’an, insana iki cihan saadetinin yolunu göstermekte ve insana bu yola ve esaslarına uyması konusunda çeşitli öğütlerde bulunmaktadır. KAMER 17: “Yemin olsun biz bu Kur’an’ı, öğüt almak için kolaylaştırdık. O halde düşünüp ibret alan yok mu ” Söz dinlemek önemli bir şeydir. Kur’an nizamı ve esaslarına uymadan, kul saadet bulmaz. Maddi ve manevi kalkınma sağlanamaz. Allah ehli, Kur’an ehli olanlardır.
Peygamberimiz buyuruyor: “İnsanların bir kısmı Allah’ın ehlidir. Ey Allah’ın elçisi bunlar kimlerdir diye sorulunca, O da, onlar Kur’an ehli olanlardır; bu kişiler Allah’ın ehli ve yakınlarıdır.” (Tirmizi) Çünkü bunlar Kur’an nizamına inanan ve hâkimiyeti için çalışan kimseler oldukları için, Allah ehli ve Kur’an ehlidirler.
Haris el- Aver anlatıyor: Mescide uğramıştım, cemaati bazı dedikodulara dalmış buldum ve Hz. Ali’nin yanına girerek şöyle dedim: Ey Müminlerin emiri, insanların lüzumsuz dedikodulara daldıklarını görmüyor musunuz Bunun üzerine Hz. Ali gerçekten böyle mi yapıyorlar diye sordu. Ben de evet dedim. Bunun üzerine Hz. Ali şöyle dedi: Resulüllah (s.a.v)’den işittim, şöyle buyurdular: “Dikkat edin büyük bir fitne olacaktır.” Ben de bu fitneden kurtuluş nasıl olacaktır dedim. Şöyle buyurdular: “Allah’ın Kitab’ına sarılmakla, çünkü onda sizden öncekilerin ve sonrakilerin haberi, aranızdaki meselelerin hükmü vardır. O, hak ile batılı birbirinde ayıran, kesin bir hüküm olup saçmalama değildir. Her kim, zorbalık yaparak ondan uzaklaşırsa, Allah onun işini bitirir. Her kim de doğru yolu, O Kur’an’dan başkasında ararsa Allah onu sapıklığa düşürür. O, Allah’ın sağlam ipidir ve hikmet dolu sözleridir. O Sırat-ı müstakimdir. O Kur’an arzu ve isteklerin bozamadığı, dillerin karışıklığa düşüremediği, ilim adamlarının kendisinden doyamadığı, fazla tekrarlamakla eskimeyen ve bıkkınlık vermeyen, hayranlık veren yönleri bitip tükenmeyen öyle bir kitaptır ki: Cinlerden bir gurup onu dinleyince şöyle demek mecburiyetinde kalmışlardır. CİN SÜRESİ 1-2: “…Gerçekten biz, harikulade güzel bir Kur’an dinledik. Doğru yola iletiyor, ona iman ettik. (Artık) kimseyi Rabbimize asla ortak koşmayacağız.” Ona dayanarak konuşan doğru söz söylemiştir. Onunla amel eden sevap kazanır, Onunla hükmeden adaletli davranmış, Ona davet eden doğru yola iletilmiş olur. Ey A’ver bu sözleri iyi dinle.” (Tirmizi)
Özet olarak, içinde yaşadığımız karanlık günlere, çektiğimiz sıkıntı ve bunalımlara son verecek ve tüm insanlığın saadetine kılavuzluk edecek Kur’an, eşsiz bir hazine olarak elimizin altında durmaktadır. Bize düşen ise Kur’an ve nizamını bütün insanlığın saadeti için yeniden tesis etmektir. Bu gün bu görevi Milli Görüş mensupları yapmanın gayreti içindedirler. Bu Ramazan ayı içinde bu şuurlu topluluğun üyesi olursa kazananlardan oluruz vesselam.