Sermaye piyasalarında binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizine ilişkin soruşturma ve tartışmalar devam ediyor…

Tutuklamalar, gözaltılar oldu…

Bazı isimlerin malvarlıklarına tedbir konuldu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi’nin de mağdurlar arasında olduğunu açıklaması, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) denetim sorumluluğuna ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Denetleme Kurulu’nu (DDK) görevlendirdiğini açıkladı.

Erdoğan, TBMM'de 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Programı'nda da fon krizine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Erdoğan "Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkaniyet ve adaleti gözeterek, kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, bu meseleyi süratle çözüyoruz" dedi.

“ERBAKAN’IN İTİRAZINI HATIRLAMA VAKTİ…”

Peki, ama fon krizinin altında hangi temel çıkmazlar var?

Sistem nasıl bir sistem? Nasıl işliyor?

Bu sistemi değiştirmek mümkün değil mi?

Soner Yalçın, odatv haber sitesinde kaleme aldığı, “Fon krizinde herkes kişilerin ahlâkını sorguluyor: Kim kimi bozdu... Erbakan’ın itirazını hatırlama vakti…” başlıklı yazısında şu görüşlere yer verdi;

“Fransız sosyal tarihçi Maxime Rodinson, “İslam ve Kapitalizm” kitabında önemli bir ayrım yaptı:

İslam'ın özel mülkiyeti ve ticareti kabul etmesi, kapitalizmi zorunlu kıldığı anlamına gelmez. Ekonomik düzenin niteliğini anlamak için dini hükümler kadar toplumsal ilişkilere ve sermaye birikimine de bakmak gerekir…

Bu görüşü Türkiye'ye taşıyayım:

Rahmetli Erbakan'ın 1991'de ortaya koyduğu “Adil Ekonomik Düzen” neyi savundu?

Mevcut ekonomik düzeni faiz, sömürü, haksız kazanç ve gelir dağılımındaki adaletsizlik üzerinden eleştirdi. Üretimi artırmayı, faizsiz finansmanı ve ekonomik kazancın adil paylaşılmasını önerdi…

“Türkiye ve Ekonomi” kitabında anlattığı finans rant düzeni yazısının başlığı anlamlıydı: “Hortumlar ve pompalar.” Rahmetli, bu faizci düzeni eleştirirken asıl meselenin halkın kaynaklarının rantiyeci kesime aktarılması olduğunu ısrarla vurguladı.

Onun bu eleştirisi, yazımız için önemli soruyu gündeme getiriyor:

-Sermaye, üretimi finanse ederek mi büyüyor, yoksa mali kâğıt işlemleri üzerinden elde edilen kazanç mı ekonomik düzenin merkezine yerleşiyor?

Erbakan’ın hayatını kitaplaştıran biri olarak hatırlatmalıyım:

Erbakan'ın yaklaşımında mesele sadece kişinin faiz alması değildi. Faiz üzerinden işleyen ekonomik düzendi…

Evet, İslamcı siyasetin tarihinde kapitalist ekonomik ilişkileri sorgulayan gelenek yok değil… Peki, bu eleştirel çizgi zaman içinde nasıl değişti?

AKP iktidarı, bu bütünleşmenin önemli bir aşaması oldu. Burada dini kimliğin değişmesinden daha kapsamlı dönüşüm söz konusu:

-Bir zamanlar neoliberal düzene karşı çıkan siyasi hareket, zamanla eleştirdiği düzenin uygulayıcısına dönüştü!

Kişisel ahlakı değil bu dönüşümün etkisini tartışmalıyız. Zira düzendir ahlakını dayatan…”

Kaynak: Haber Merkezi