Dış politikada çıkarların esas alındığı, alınması gerektiğine dair genel bir yaklaşım vardır. Bu yaklaşım dış politikada ebedi düşmanlık ve ebedi dostluklarda yoktur şeklinde de ifade edilebilir. Bu yaklaşımın doğru ya da yanlış olduğu üzerinde duracak değilim. Ancak bazı ülkelerce bazı ülkeler ve toplumlar ebedi düşman ilan edilebiliyor. Ancak bu düşmanlıklarını sözlü olarak dile getirmekten çok, gizleyerek düşmanlıklarını sürdürüyorlar. Söz gelimi Siyonistlerin Büyük İsrail kurma hayali ve hedefi devam ettiği sürece onların bu hedeflerine ulaşmalarına çelme takan her ülke ve her topluluk Siyonistler için düşmandır ve bunu saklamaya da niyetli değillerdir. Çünkü Siyonistlerin oluşturdukları Gizli Dünya Devleti vasıtasıyla kendileri için gerekli ülkeleri ve yöneticilerini çeşitli yollarla etki altına almış olmaları sebebiyle birçok ülke bilerek ya da bilmeden Siyonizm’e hizmet ediyorlar. Bunun dünya üzerinde bilinen birçok örneği olduğu gibi, bilinmeyen boyutu da vardır.

Öncelikli olarak Siyonistler kendilerinden olmayanları dövmek, sövmek ve öldürme hakları olduğuna inanıyorlar. Bunun içindir ki, her gün pek çok Filistinli İsrail askerleri tarafından dövülüyor, yerlerde sürükleniyor ve öldürülüyor. Bunun yanında İsrail cezaevlerinde binlerce Filistinlinin bulunduğu da ayrı bir gerçek. Halbuki, o topraklarda Filistinliler değil, İsrail işgalci. Çünkü başta İngilizler olmak üzere Filistin topraklarında bir İsrail devleti kurulması için Osmanlı parçalandığı gibi, Ortadoğu’da çeşitli çatışmalar çıkarmış, bunun da ötesinde terör örgütleri eliyle bölge ülkeleri sürekli olarak kan ve gözyaşına boğulmaktadır.

Buraya kadar aktardıklarım yıllardan beri yaşananlardan ibaret, bunun yanında İsrail’i bölgeden söküp atacak bir gücün oluşmaması için, bölgede hiçbir ülkenin nükleer silaha sahip olmasına izin verilmiyor, olanlarınki de ellerinden alınmaya, çalışmaz hale getirilmeye çalışılıyor. Bunun en somut örneği İran’dır. Dünkü bir gazetemizde, “ ABD ile İsrail’den ortak İran tatbikatı” başlığı altında yer alan haberde şöyle deniyordu:

“İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz, Washington DC’de mevkidaşı Lloyd Austin ve Pentagon heyetleri ile görüştü. Basına kapalı olarak gerçekleşen görüşmeyle ilgili isminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir yetkili Reuters’a yaptığı konuşmada, görüşmede yeniden başlayan nükleer müzakerelerin başarısız olması durumunda İran’ın nükleer tesislerini yok etmek üzere en kötü senaryoya hazırlıklı olmalarını sağlayacak olası askeri tatbikatlar masaya yatırıldı.

İsrail medyası, iki gün önce Tel Aviv yönetiminin Viyana görüşmelerinin tıkanması halinde İran’a saldırı düzenlenmesi yönünde ABD’ye çağrı yapacağını iddia etmişti.”

İran’ın nükleer silahlanmadan vazgeçirilmesi için bölgemizde değişik adlar altında faaliyet gösteren terör örgütlerinin eğitimleri dahil her türlü ihtiyaçlarının ABD tarafından karşılandığı da hatırlandığında görünen o ki, bölge ülkeleri adeta birer sığıntı, başta İsrail olmak üzere ABD ve ortakları Ortadoğu’nun gerçek sahipleri pozunda dolaşıyorlar. Böyle olunca bir avuç İsrail her gün Filistinlileri öldürme gücünü nereden alıyor diye sormanın anlamı kalmıyor. Çünkü her gün akan Filistinli kanında ABD’nin eli var. Bu gerçek bilinerek hareket edilmeli, Müslümanların gavurdan dost olmayacağı gerçeğini kavramaları gerekiyor.