Hepimiz sorumluyuz. Müslümanlar herkesten daha fazla

sorumlu. Çünkü onlar Elest Bezmi’nde, Kaalu belâ gününde Allah ile yapmış

oldukları ahd ve misaka sadık kalmışlardır.

Hepimiz sorumluyuz… Hazret-i Ömer, Dicle kenarında bir kurt

bir kuzuyu kapsa ilahî adaletin bunu Ömer’den soracağından korkuyorum diyerek

ağlarmış. Hepimiz ağlamalıyız.

Bunca imkan ve fırsat varken yeteri kadar hizmet edemediğimiz,

yahut hiç hizmet etmediğimiz için ağlamalıyız.

Din iman Şeriat elden gidiyor, biz keyfimize bakıyoruz,

ağlamamız gerekir.

Bir, Ehl-i Sünnet ve Cemaati yıkmaya çalışan din

tahripçilerinin gayret, inat ve azimlerine; bir de bizim gayretsizliğimize

bakıp ağlamalıyız. 

Ümmet birliğinin yıkılıp yerine yüzlerce, hatta binden

fazla, birbirinden kopuk bağımsız İslamcılık, hizip, fırka gelmesine

ağlamalıyız.

Müslümanların, karanlık gecede yağmura ve fırtınaya

tutulmuş, kurtların hücumuna uğramış, çobansız bir koyun sürüsüne dönmüş

olmasına çok ağlamalıyız.

Milyonlarca Müslüman vatandaşın, öğrenilmesi farz olan

ilmihalini,  ahlakını, akaidini bilmeme

cahilliği çukuruna düşmüş olmasına biz ağlamayacağız da Yahudiler ve Nasraniler

mi ağlayacak

Bir kısım kadınların ve kızların uygunsuz şekilde açılmasına

ağlamalıyız.

TC başlıklı vesikalarla KDV’li yasal seks köleliği

yapılmasına ağlamalıyız.

Ceza Kanunundan zina suçunun kaldırılmasına ağlamalıyız.

On milyonlarca Müslümanın 1928’den önce yazılmış ve basılmış

kitapları, hattâ atalarının Türkçe mezar taşlarını okuyamayacak kadar kara

cahil bırakılmasına ağlamalıyız.

Sabah namazlarında camilerin tenhalığına hıçkıra hıçkıra

ağlamalıyız.

Şu ahir zamanda sabahleyin evinden Müslüman olarak çıkıp da

akşama kâfir olarak dönen gafillerin haline ağlamalıyız.

Müslüman hanelerindeki deccal ve kezzab vizyonlardan taşan

fuhuş ve günah lağımlarına ağlamalıyız.

Mü’minlerin birbirlerini sevmemelerine ve desteklememelerine

çok ama çok ağlamalıyız.

Ah ağlayacak ne çok üzücü ve kahr edici konu var!

Eski büyükler hüsn-i hâtime konusunda çok ağlarmış. Biz

niçin ağlamıyoruz

İnsan Müslüman olur da bunca haram yenmesine ağlamaz mı

Azgınlıkların âşikâre olup sokaklara, meydanlara taşmasından

dolayı ağlamaz mı

Müslümanın rikkatli bir kalbi ve ıslak gözleri vardır. Âhir

zaman fitneleri içinde Müslüman ağlamaz mı

Şuna bakın şuna, nasıl da gaflet içinde ben çok iyiyim, Cennetliğim diyor.

Halid-i Bağdadî nice mektuplarının başında bu fakirin hüsn-i

hatimesi için dua buyurunuz yazmış.

Kendimize ağlayalım… Vatanımıza ağlayalım… Devletimiz için

ağlayalım…  Ah Suriye için ağlayalım…

Filistin için ağlayalım…

Yaklaşan zelzele için ağlayalım…

Gaflet kirini gözyaşları yıkar temizler.

Gecelerin sessizliğinden ıssızlığında tenhada ağlayalım.

Ücret karşılığında ağlayan ağlayıcı karılar gibi

ağlamayalım.

Ah bir ağlayabilsek… Belki biraz temizlenir ve açılırız.

“İkinci yazı”

Hangi Etler Helaldir Yenir

1. Ehl-i kitabın kestiği yenilir.

2. Bugün Yahudilerin kestiği hayvanların etleri İslam

Şeriatına ve fıkhına göre helaldir, yenilebilir.

3. Çağdaş Hıristiyanların, kesmeden önce çeşitli yollarla,

acı çekmesin diye öldürüp sonra kestikleri hayvanların etleri yenmez.

4. Müslümanların Allah adını zikretmeyi kasten terk

ettikleri hayvanların eti yenmez.

5. Otomatik aletlerle, Allah adına kesilmeyen tavukların

etleri yenmez.

6. Kesildikten sonra, tüyleri kolay yolunsun diye, içi

boşaltılmadan önce kaynar suya atılıp murdar edilen tavukların etleri yenmez.

7. İslam şeriatı hayvanların nasıl kesileceğini hüküm ve

kurallara bağlamıştır. Bunlardan biri Allah adına kesilmesidir.

8. Hayvanın, acı çektirilmeyerek işi iyi bilen bir kasap

tarafından çok keskin bıçakla, çok kısa zamanda kesilmesi gerekir. Bu işin

cahili kimsenin kör bıçakla kesmesi, acı çektirmesi, eziyet etmesi haramdır.

9. Müslümanlar, İslamî usulle kesilmemiş olan ithal etleri

tüketmemelidir.

10. Daha önce evcil veya yaban domuzu etinin kıyma yapıldığı

makine, çok iyi temizlenip şartlanmadan dana ve koyun eti çekimi için

kullanılmamalıdır.

11. Hayvan kesiminde Avrupa norm ve standartlarının bir

kısmı İslam dinine uymaz. Binaenaleyh bu norm ve standartların tamamı Müslüman

Türkiye’de uygulanamaz.

12. Ülkemizdeki Yahudi Hahambaşılığı mezbahada kendi

dindaşları için uzman hahamlara hayvan kestirmekte, bunların üzerine koşer

damgası vurmaktadır.

13. Eminönü’nde Mısır Çarşısı ile Rüstem Paşa Camii arasında

“Levi Koşer Et Lokantası” vardır. Hahambaşılık, dindar Yahudilerin kendi

şeriatlarına göre koşer=helal yemek yiyebilecekleri bu lokantada sabahın dokuzundan

ikindi vaktine kadar bir hahamı vazifelendirmiştir. Mezbahadan koşer etler

mühürlü paketler halinde getirilir ve haham efendinin nezaretinde açılır, yemek

yapılır.

14. Son yıllarda ülkemizdeki domuz çiftlikleri çoğalmış olup

aşırı miktarda evcil domuz eti Müslüman halka yedirilmektedir.

15. Domuz etleri yabancı turistlere yediriliyor iddiası

bütünüyle gerçeği yansıtmamaktadır.

16. Geçen sene Trakya’da askeri bir birliğin kantininde

Müslüman erlere domuz eti yedirildiği kesinlik kazanmıştır.

17. Avcılar, ormanlarda bol miktarda yaban domuzu

avlıyorlar, bu domuzların leşlerini yol kenarlarına getirip önceden anlaşmış

oldukları kimselere satıyorlar. Bunların büyük bir kısmının dana sucuğu

yapıldığı söyleniyor.

18. Marketlerden hazır kıyma alınması tavsiye edilmiyor.

19. Dinden kopmuş, zengin çağdaşların yaşadığı bazı

semtlerin marketlerinde alenen domuz kıyması ve eti satılıyormuş. Bir

Müslümanın dikkatli davranırsa bundan korunması mümkündür. Lakin zahirde dana

etiymiş gibi satılan domuzdan kurtulmak için firasetli, şuurlu, kalp gözü açık

Müslüman olmak gerekir.

20. Resulullah Efendimiz (Salât ve selam olsun ona) Hayber

Savaşı esnasında kesilen evcil eşek etini haram kılmış ve içinde bu et bulunan

ateş üzerindeki tencereleri toprak üzerine döktürtmüştür.

21. Dinsiz, sözde Müslümanlardan et almaktansa, (hâlâ

duruyor mu bilmem) Galata Lüleci Hendek Sokağı’ndaki Musevi kasaptan koşer et

alıp yemek yeğdir.

22. Diyanet’in Müslüman halkın helal yiyecek maddeleri ve

meşrubat tüketmesi için  (Hahambaşılığın

kendi dindaşları için çalıştığı gibi) çalışmaması teessüfe şayandır.

25.01.2013