Batı da (kuvvete dayalı uygarlıklarda) önce devlet oluşur, sonra devlet anayasayı yapar.

Doğu da (hakka dayalı uygarlıklarda) önce anayasa yapılır, sonra o anayasa devleti kurar.

Adil Düzene geçişte ise anayasayı halk oluşturur, ortaya koyar, sonra devlet onu mevcut yasama kuralları içinde kabul eder, böylece Adil Düzene geçilmiş olur.

Batı da seçimler ekseriyet oyu ile gizli yapılır. Doğu da ise açık vekâlet sistemi ile oluşturulur. Adil Düzene geçişte ise adaylar açık vekâlet sistemi ile belirlenir, oylama ise gizli yapılır. Seçime liste olarak diğerleri gibi girer. Tüm liste gizli oyla da çıkarsa Adil Düzene geçilmiş olur.

Batı da kararlar ekseriyet sistemi ile alınır. Doğu da istişareli ortak vekâlet sistemi ile alınır. Adil Düzene geçişte ise teklifler ortak vekâlet sistemi ile oluşturulur. Sonra o da teklifler arasına girer. Ekseriyeti alırsa o uygulanır.

Bakanlar kurulunda da kararlar ortak vekâlet sistemi ile alınır. Yani başbakan bakanlarla istişare eder. Ona göre bir metin ortaya çıkar. Sonra onu bütün bakanlar imzalarsa bakanlar kurulu kararı hâline dönüşmüş olur.

Bütçeyi günümüzde hükümet yani memurlar hazırlıyor. Bütçeyi bir de meclisin atadığı bütçe komisyonu hazırlar, bunu Adil Düzenin kolektif karar alma şekliyle hazırlar. Meclise getirildiği zaman iki bütçe oylanır. Ekseriyeti alan bütçe olur. Böylece Adil Düzen ile Batı düzeni yarışa girer, ekseriyet usulü içinde yarışa girer. Ne zaman ekseriyeti kazanırsa o zaman Adil Düzene geçilmiş olur.

Bu usul her sahada uygulanmalıdır. Adil Düzene göre bankalar kurulmalıdır. Bankalar faiz yerine cirodan pay almalıdır. Cebrî icra yerine cezalı bey sistemi geçerli olmalıdır. Mevcut faizli bankalar da devam etmelidir. Böylece bir gün eğer faizsiz kredileşme bankaları galip gelirse tüm bankalar kendiliğinden Adil Düzen bankaları sistemine geçmiş olur. Her mesleğin dayanışma ortaklıkları kurulmalı, onlar da meslek odalarını oluşturmalı, kişi istediği odaya kaydolmalıdır. Eğer cari sistemdeki üyeler yeterlilik sayısını kaybederlerse Adil Düzene geçilmiş olur. Okullar ve üniversiteler devam etmelidir. Ancak devlet ayrıca "Yüksek İmtihan Kurulu"nu kurmalıdır. Burada imtihan verenlere "teminatlı ehliyet" verilmeli, bunlara dayanışma ortaklıkları kurdurulmalı, mevcut sigorta sistemine zorlanmalıdır. İsteyen primli sigortaya, isteyen taksitli sigortaya girebilmelidir.

Yani; "Adil Düzen" ile "mevcut düzen" yarıştırılmalı, kazanan kazanmalıdır. Hattâ her iki düzenin devamlı kalması da Adil Düzen gereğidir. Yani biri ortadan kalksa bile tekrar kurulabilmelidir. Bu kural her iki taraf için de geçerli olacaktır.

Buyursunlar gelsinler, eşit şartlarda adilane yarışalım

Ama gelmezler, gelemezler; çünkü yenileceklerini çok iyi bilmektedirler.