Hikâyesini, Rabb’inin kendine çizdiği ölçüde yazanlara ve sonlandıranlara selam olsun. Geceleri huzurda olduğunu düşünerek ayaklarını karnına çekip uyuyan gençlere... Kokuşmuş dünya sisteminin içerisinde kazandığı parayı onlarca kez düşünen helal kazanç rızıkçılarına... Ekranlarda gördüğü acıları hemencecik unutmayan ve kendini dünya mazlumlarının refahına adayan bedenlerin sahiplerine... Anne babasına hürmet ve hizmet eden evlatlara... Sokakta gördüğü kediye evinden bir kap aş verenlere... Otobüs durağında gördüğü beş kişilik işçi babayı ve o aileyi, son model arabasına davet edip kapısına kadar bırakan geniş yüreklere... Eline geçen beş-on liralık harçlığını Suriyelilere gönderen güzel çocuk sana da... İhtiyacı olmadığını bile bile kapısına gelen dilenciye “bizde bazen ihtiyacımızdan fazlası için Rabbimize gidiyoruz” diyerek, kapısına geleni asla boş çevirmeyenlere... Evinde uzanarak TV izlemek varken Anadolu’nun bağrından koparak gelen öğrencilerin derdine düşen ve her gece bu işlerle alakalı toplantılara katılanlara... Yaşı ilerlemiş ve dizlerinden onlarca dert varken dermanı Allah’ın davasına koşmakta bulmuş ihtiyar delikanlıya... Dünyayı boş geçici görerek kendini hesaba hazırlayanlara... Sevgilerin ve isteklerinin bir kısmını artık cennete saklayanlara... Kaybettikleri sevdikleriyle cennette buluşmayı düşleyenlere... Rabbinin kendisine çizdiği imtihanı boyun eğerek “emredersin Rabbim” diye karşılayanlara... Garibin elinden tutanlara, ağlayana göğsüne yaslanmasını söyleyenlere, “üzülme, mahzun olma Allah bizimledir” diyenlere... Selam olsun bu insanlara, bu üzerinde yürüdüğümüz sahte kara parçasında gerçek cennet hikayeleri yazan “adam gibi” adamlara... Nefsini Allah için tutanlara ve nefesini Rabbi için harcayanlara... Bu dünyanın geçici olduğuna amenna inanıyoruz dostlar ancak geldiği vakit ne halde olduğumuz ciddi bir önem taşır... Bize, inanan insanlara meydanda ölmekten başkası yakışmaz zira... Ölümlerimiz bile dipdiri olmalı, evladı, aileyi, dostu, arkadaşı, işi-gücü bırakarak o geldiğinde “Rabbim vuslatımız bugün müdür” diye ölümün mutlu heyecanıyla sarılmamız lazım cennetin bahçesinden uzanan o kutlu ipe... Ateş sarmış insanlığın yüreğini, hangi zevkler ya da hangi mutluluklar gerçektir Suriye’de bir babanın cansız bedenle evladını taşırken ki bir zamanda... Hep birlikte ne zaman ayağa kalkacağız, ne zaman aha tam buradan kendi kalplerimizden başlayıp önce zalim nefsi sonra tüm zalimleri yok etmeye başlayacağız... Kudüs’e yürümek için nasıl bir hareket, nereden bir emir bekliyoruz...
Hikâyeler yazalım dostlar öyle güzel hikâyeler... Bir gün terk ettiğimiz zaman bu dünya hayatını ardımızdan “ADAM” denilsin istiyorsak güzel hikayeler bırakalım... Allah yolunda bir mücahit olarak anılan adamın, savunan adamlığıydı onu o şekil yapan... Ardımızda özlenilecek güzel eserler bırakarak gidelim bu diyarlardan... Toprak kucak açacak nasılsa bir gün... Gelin bu toprağa bizden önce hikayelerimizi gönderelim... Ne ise bizi aldatan yüreğimizle terk edelim. Rabbim bu çileli dünya hayatını bir tarla misali ekip kabirlerini ve ahiretlerini cennet bahçelerine çevirenlerden eylesin bizleri... Âmin…