Ülkemizdeki etnik kimlikler, dini anlayışlar ve çeşitli gruplar arasında oluşturulmaya çalışılan düşmanlığın ortadan kaldırılması için yerinden yönetime geçilmesi, adli sistemin hakemlik sistemine çevrilmesi ve faiz ile işçilik temelli ekonomik sistemden, selemli ve ortaklığa dayalı sisteme geçilmesi gerektiğini savunuyoruz. Bunlar sayesinde insanlar özgürlüklerini, güvenliklerini ve refah seviyelerini yukarı çekeceklerdir. Adalet, işsizlik ve açlık sıkıntısı çekmeyen, inanç ve kültürel yönden özgürlükleri güven altına alınmış insanlar bu toplumu yıkmayı doğal olarak istemeyecekler, buna tevessül edenlere, kışkırtıcılık yapanlara, fitne çıkaranlara karşı da otokontrol sağlayarak fırsat vermeyeceklerdir. Bugün dışarıdan destekle oluşturulan PKK canavarının üstü birtakım hesaplar ile çarşafla örtülse de yarın ihtiyaç hâsıl olduğunda yani çarşaf kaldırıldığında başka formlarda karşımıza başka canavarlar çıkacaktır. Bu ve buna benzer sorunların bir daha karşımıza çıkmayacak şekilde toprağın altına gömülmesi ancak “ADİL (EKONOMİK) DÜZEN” ile olacaktır. Sorun Kürt sorunu değil; adalet, açlık ve işsizlik sorunundan başka bir şey değildir.
Adil Düzen Çalışanı arkadaşımız Zafer Kafkas’ın bu haftaki değerlendirmeleri böyle.
Üstadımız bu değerlendirmeleri genel olarak değerlendirmiş: Türkiye’de oluşturulan Kürt-Türk, Alevi-Sünni, laik-anti laik, Kemalist-anti Kemalist çatışmaların kaynağı; a) Türk milletinin kendisinde mevcut bölünme meylinden, b) Ülke yöneticilerinin ve MİT’in geçmişte bu bölücülüğü teşvik etmiş olmasından, c) Dış ajanların iç kışkırtıcılarla işbirliği hâlinde olmaları, d) Ekonomik zaruretlerin ve devlet baskısının halkı isyan ettirmesi sebeplerinden ileri gelir. Bu gibi sorunlar İmralı ile çözülemez. Kürt sorunu biter, Laz sorunu başlar. Sorunlar yerinden yönetim, hakemlik, karşılıklı faizsiz para, aşiret ve medreselerin ihyası ile çözülür. Yorumda bunlar çok açık olarak anlatılmıştır. Acaba insanlar neden duymazlar
DÖRT BAKAN DEĞİŞTİ;
Ama sorunların müsebbibi sistem değişmedi, düzen değişmedi.
Değerlendirmelerimiz şöyle: 1- Turizm Bakanı başarılı bakan değildi ama başarısız da değildi. Değiştirilmesi bizce isabetli değildir. Kendisini göstermesi için yeter zaman geçmemişti. 2- İçişleri Bakanı başarısız bir bakandı. PKK ve benzeri sorunları çözecek adımlar atmadı. Değiştirilmesi uygundur. Gelenin isabetli olup olmadığını zaman gösterecektir. 3- Millî Eğitim Bakanı bize göre bazı hatalar yapıyordu ama bir şeyler yapıyordu, bir projesi vardı, o projeyi tamamlamalıydı. 4- Sağlık Bakanı’nın projesi vardı. Uyguladı ve tamamladı. Ülkeyi borçlandırarak Türk sağlığını ileri götürdü. Yapacağını yaptı. Görevini başarı ile tamamladı. Gitmesi uygundur. Gelenin özel hastanesi olan birinin olması da dengeleme bakımından uygundur. Ne var ki bunlar ilerisi için ZARARLI ÇÖZÜMLERdir.
SAĞLIK SORUNUNUN KÖKTEN ÇÖZÜMÜ için biz önerilerimizi sunuyoruz:
1- Hastahaneleri devlet yapacak, doktorlara kirasız verecektir. 2- Yeter sayıda doktor ortak olur bir kooperatif kurarlarsa, boş olan hastanelerden istediklerini seçebilirler. 3- Devlet hastanede çalışan personelden ve hastane işletmesinden vergi almayacaktır. Vergi hastadan alınmaktadır. Hasta vergiyi nasıl ödeyecektir 4- Hastaneler verecekleri hizmetleri ve karşılığında alacakları bedelleri kendileri tespit eder ve ilan ederler. Ne hizmetin şekline ne de alacakları ücrete devlet karışmaz. Böylece hastaneler serbest rekabet içinde sağlık hizmetleri vermiş olurlar. 5- Hastane kendi sözleşmesinde yazılı olan hizmetleri vermek ve kendisinin belirlediği ücreti almak durumundadır. Sağlık bakanlığı hastalarla hastaneler arasında çıkan ihtilaflarda bilirkişilik yapma durumunda olacaktır. Bakanlık personeli hastaları tedavi etmez. 6- Hastalığın teşhisi sağlık bakanlığına aittir. Hastaneler sağlık bakanlığının tedavisini uygun gördüğü hastaları tedavi ederler. 7- Sosyal sigorta kurumu bakanlığın uygun gördüğü tedavinin ücretlerini öder. Bu ücretleri de bakanlık tespit eder. Hastaneler istedikleri farkı alabilirler. Hastaneyi yani doktorunu seçme işi hastaya aittir.
İlgililer ve de yetkililer ilgilenirlerse, “Adil Düzene Göre SAĞLIK PROJESİ” sunarız.
SAĞLIK dâhil her sorunun çözümü var ama “kör-sağır-dilsiz” olmamak gerekiyor.