Ortalık Kaynıyor:
Ortalık kaynıyor: Yok , "tren kazası", yok" yol ayırımı", yahut da, "hayır efendim, özel statü hazırlığı". Bence en güzelini bir Avrupa gazetesi söylemiş: "Yanardağ üstünde dans". Bütün bunlar Türkiye nin AB ile gelecekteki ilişkisini tarif eden cümleler. Finlandiya önerisi daha doğmadan, öldü. Öneri öylesine uygulanamaz bir teklifti ki, bunun nasıl yazıldığına şaşmak lazım. Sızan haberlere göre Yunan lobicileri çok çalışmış hatta Güney Kıbrıs liderinin bizzat dahli olmuş deniyor. Kimbilir belki olmuştur. "Bu kadar haksızlık olur mu" demeyin, Avrupa bu, herşey beklenir. Onlar sadece ve sadece bizden, Türklerden ve Türkiye den bir şeyler almaya çalışırlar. 1918 den beri koparıyorlar ama doyamadılar... Daha, daha, daha da istiyorlar. Hayır aslında 1850 lerden beri bizden almakla meşguller ama hâlâ da doyamadılar. Eskiden silahla yapıyorlardı, şimdi diplomatik yollarla, toplantılarla yapmaya çalışıyorlar. Ama hep aynı terane, aynı gaye.
Hani şu, Sn. Babacan ın koşa, koşa gittiği ve kapıları zorlayarak yetiştiği toplantı vardı ya Brüksel de, hani uçaktan inince kapıdan sokmadılar, kapılarda beklettiler, ne kendisinin resmi müzakereci olması, ne de Türk büyükelçisinin alanda ve yanında olması işe yaramadı. İşte o gün orada bir akademik sempozyum yapılıyordu (yetiştiği oydu). Adı da "Türkiye yi Kim Kaybetti " Sanki ortada bir mevta var da arkasından analiz yapıp, üzüntü belirtiyorlar.
Benim gördüğüm kadarı ile AB nin kendisinin gidişatı hiç de iyi yolda değil. Çok yakında içten içe kaynayan dertler, su yüzüne çıkacak. Avrupa öyle bir ekonomik ve sosyal sıkıntının eşiğinde ki, bu olaylar patlak verdiğinde, mutlaka orada olmadığımız için şükredeceğiz. Kısacası Avrupa hakikaten yanardağın üstünde dans ediyor.
Avrupa da yeni bir duvar
Avrupa da eski bir modadır. İstemedikleri bir şey olursa hemen aralarına duvar örerler. İlk duvarları Romalılar örmüştü, kuzeyde Anglo Saxon ve Britonlara karşı, sonra Romanya da Romenlere karşı. Daha sonra İkinci Dünya Savaşı ndan sonra çok uzun yıllar Berlin Duvarı önemli bir sembol olarak kaldı Avrupa nın ortasında.
Şimdi yeni bir duvar örülüyor: Paris-Berlin Duvarı. Fransız Chirac ve Alman Merkel bu konuda anlaştılar. Hatta Fransa nın bir sonraki başkanı olacağına inanılan Sarkozy bile olaya karıştı ve politik kampanyasına bu konu ile başladı. Konu: Türklerin AB üyeliğinin askıya alınması. Kimi bunun kısa bir süre, kimi 14-18 ay olmasını istiyor. Açıkça da ifade ediyorlar, "Türkiye yi daha sert uyarmalıyız", "hatta cezalandırmalıyız". Neden Çünkü Türkiye yi henüz istedikleri gibi ezip, hamura çeviremediler de ondan. Nedense, "yumuşak lokma olup, yutulmayı kabul etmiyoruz" da ondan.
Ama durun, hemen tebessüm etmeyin, bizim içimizden de çok farklı düşünenler var. Aslında biz de içerde yanardağın üstünde dans ediyoruz. İçimizden birçok kişi her ne pahasına olursa olsun, AB ye girmeyi, en dipte, en arkada olsa bile onların( AB nin) mütemmim cüz ü yani minicik bir parçası olmak için can atıyorlar. Herşeye razılar. Milli gurur, şeref duygusu, saygınlık, bunları geçin. İleride kişisel olarak kazanacakları maddi çıkarlar, birçok kişi için çok daha mühim veya akıllarına gelen her şeyi yapmak, tüm kural ve gelenekleri kırma özgürlüğüne kavuşma özlemi onları çileden çıkartmakta. Bu sebeple onlar da sürekli köprüler kurmaya, daha tavizkar edalar takınmaya devam ediyorlar.
Maskeler Düştü
İşte şimdi görülen Avrupa nın hakiki yüzü. Ya onun dediğini aynen ve hilafsız yapacaksın (köle ve uşak gibi) ya da sana uzun ve kızgın bir surat gösterecek. Ya onun istediklerini ona altın tabak içinde sunacaksın, yahut da sana bayat ekmek kırıntısını bile kapı dışında koklatmayacak.
İstedikleri, Kıbrıs konusunda hep bizim taviz vermemiz.
w Usulsüz olarak Güney Kıbrıs ı AB ye kabul ettiler Bunu Yunan baskı ve şantajı altında yaptılar. Şu anda ne yapacaklarını bilemiyorlar.
w Güney Kıbrıs ı almakla uluslararası hukuk kurallarını ve anlaşmalarını ihlal ettiler ama bize zorla AB şartlarını kabul ettirerek, kendi suçlarından kurtulmaya çalışıyorlar.
w Referandumdan sonra KKTC nin üstündeki ambargoyu kaldıracaklardı. Sözlerinde durmadılar. Bunu ört-bas etmek için Türkiye den taleplerde bulunuyorlar. Bir Avrupa atasözünü kullanayım, "Köpek kuyruğunu sallamıyor, kuyruk köpeği sallıyor" derler. Bu duruma çok uydu, galiba.
w Türk petrol boru hatlarından akan zenginlikleri taşıyarak sömürmeyi planlayan Güney Kıbrıs Rum u, o iş imkanlarını ve paraları bizden kapamadığı için etrafı yaygaraya veriyor ve AB ye baskı yapıyor. Maksat yine bizim olan, hakkımız olan paydan parça kopartmak.
Fena alışmışlar buna, değil mi
w Zaten bahane arayan Almanya ve Ermenilere ruhunu teslim etmiş olan Fransa açıkça "Türkleri cezalandırmaktan ve hizaya getirmekten" bahsediyor. Bizi yola getirmek için sert tavır takınılması lazımmış. Ara verecekler ama Türkiye üstüne düşen ödemeleri yapacak (çünkü aday) ama AB tek bir şey vermeyecek ve bunda da haklı olacak çünkü AB cezalandıran otorite. Bunun fizik ve ekonomik etkisini, sadece psikolojik ve manevi etkisinin ne olacağını düşünün, yeter.
Acaba bu şartlar altında oluşacak tepkilerden haberleri var mı Ve aslında yanardağın üstünde kim dans ediyor Bunun farkındalar mı Acaba o yanardağ patladığında neler olabilir hiç düşündüler mi
Ermenilerle bastırdılar, olmadı, Kıbrıs la işi çığırından çıkarttılar, olmadı, ekümenlik diye direterek deli etmek istediler yine olmadı. Sonunda dayanamadılar, maskelerini atıp, dişlerini göstererek, "müzakereleri askıya alacağız" dediler.
Bence iyi oldu
Herkesin hakikatleri olduğu gibi görmesi için iyi oldu. Kendilerini aldatmaktan vazgeçmeleri için iyi oldu.
Aşırı Avrupa hayranlarının Avrupa nın hakiki yüzünü ve niyetini görmesi açısından iyi oldu.
Belki başımızdaki idarenin aklını başına toplaması ve daha doğru bir yol seçmesi için iyi oldu. Ne var ki ben onların gerçekleri görebildiklerine emin değilim.
Belki de sonunda Avrupalılara teşekkür edeceğiz ama daha başka bir şey için. O da bu davranışları ile ve hakiki yüzlerini göstererek, bizim daha özgür bir ülke haline gelmemize yardım ettikleri için.
Derler ya, "bir musibet, bin nasihatten iyidir."