ABD, yıllardan beri belirsizliğin sürdüğü Irak ve Suriye’de, muğlak bir yapı olan “Özel Operasyon Güçleri” (Special Operations Forces -SOF) vasıtasıyla çözümsüzlük politikalarına çanak tutarak örselemekte olduğu güçlerle belirsizliğin devam etmesinde büyük rol oynamaktadır. 

Özellikle ABD’nin en elit güçlerini oluşturan “Yeşil Bereliler” (Army Green Berets) ve «Donanma Kaplanları” (Navy Seals) tam 138 ülkede faaliyet içerisinde olup, bu rakam Barack Obama yönetiminin ürkütücü tablosunu ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Pentagon’un Karmaşık Operasyonlar Merkezi” yayın organı PRISM’da yer alan analizler, global aktörlerin Suriye ve Irak’taki rolleri ve özellikle Ortadoğu’da mezhep ayrıştırmasına yönelik faaliyetler konusunda nasıl bir politikanın izlenmekte olduğunun ipuçlarını bulmak mümkündür.

Özellikle Özel Operasyonlar Komutanlığı’nın verilerine göre; 2006 ile 2016 arasında elit güçlerin “Büyük Ortadoğu Projesi” kapsamında yüzde 35 oranında Ortadoğu’ya yönlendirilirken, özellikle Suriye ve Irak’ta olayların alevlendiği 2016 yılında ABD elit güçlerinin denizaşırı operasyonlarının yüzde 55.29’unun bu bölgeye kaydırılmış olması dikkat çekicidir.

Başkan Obama’nın giderayak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından 23 Aralık 2016 tarihinde aldığı 2334 sayılı kararla, İsrail’in 1967 “Altı Gün Savaşı” sonucu işgal etmekte olduğu topraklarda kurduğu yerleşim birimlerinin yasal olmadığına dair karar büyük heyecan uyandırmasına rağmen, bu kararın BM VI. Şartı (Chapter VI) muvacehesinde hiçbir yaptırımı ön görmemesi bu kararın göstermelik olmaktan öteye gidemeyeceğinin göstergesi olsa gerek. 

1967 Altı gün savaşından sonra İsrail, Kudüs, Batı Şeria ve Gazze’yi işgal altında tutmaktadır. İşgal altındaki Doğu Kudüs’te 10 yerleşim birimi kurdu. Bu yerleşim birimlerinde şu anda 220 bin yerleşimci yer almaktadır. Batı Şeria’da ise 1967 Altı Gün Savaşı’na kadar hiçbir Yahudi yerleşimci yok iken, 1967’de kurulan ilk birim olan Kefar Atsiyun yerleşimi ile başlatılan hamle şu anda 146 birime ulaşmış bulunmaktadır. Bu birimlerde şu anda 570 bini aşkın yasal olmayan Yahudi yerleşimci bulunuyor. Uluslararası hukuka göre bu bölgelerdeki tüm Yahudi yerleşim birimleri yasa dışı kabul ediliyor. 

ABD, İran, Sudan ve Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra Türkiye’ye ambargo koyarken, İsrail’e ise ambargo koymaması ve bu işgale karşı BMGK tarafından alınan kararın hiçbir yaptırım gücü olmaması ve sadece Obama yönetimi döneminde, İsrail’in illegal olarak işgal altındaki Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze’de kurduğu birimlerde yüz bin Yahudi yerleşimciyi yerleştirmesi, ABD Başkanı Barack Obama’nın çift yüzlü politikasını ortaya koyması bakımından büyük öneme haizdir.

Barack Obama, Ortadoğu politikasında Müslümanlara karşı uyguladığı yıkım politikalarından sonra, BMGK vasıtasıyla İsrail karşıtı böyle bir kararı desteklemesi aslında çabalarının pek gerçekçi olmadığını göstermektedir.

Barack Obama, ABD’de gündemde olan “Obamacare”e karşı Donald Trump’ı zor durumda bırakmayı amaçlayan hamlelerle Filistin kozunu kullanarak ABD Başkanlığına son noktayı koymaya çalışmaktadır. Bütün bu hamleler, Barack Obama’nın Ortadoğu’daki yıkım politikalarını aklayamayacağı gayet açıktır.