Orta Doğu'da devam eden kanlı savaş bir ayı geride bırakırken, Washington'dan gelecek yeni kriz haberlerine kilitlendi. ABD Başkanı Trump'ın talimatıyla Pentagonda hazırlanan o korkunç uranyum operasyonu planının sızmasıyla bölgede gerilim arttı. Amerikan ordusunun İran topraklarına işgal etmek için hazırladığı bu sinsi senaryo ile uluslararası arenada işler yeni bir hal aldı. Amerikan medyasından sızdırılan o haberle, geçen hafta bizzat Trump'ın masasına konulan tehlikeli planın tüm detayları dünya kamuoyuna aktarıldı.

İRAN TOPRAKLARINA ASKERİ PİST Mİ KURULACAK?
Sızdırılan o gizli harekat dosyasına göre, İran'ın elinde bulunan yaklaşık 450 kilogramlık yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun çalınması için bölgeye devasa kazı ekipmanlarının sevkiyatının planlandığı kaydedildi. Radyoaktif materyalin o topraklardan kaçırılması amacıyla Amerikan kargo uçaklarına özel askeri pist inşa edilmesinin bile öngörüldüğüne dikkat çekildi. Amerikan basınına konuşan uzman raporlarında, bu tehlikeli materyalin çıkarılması için yüzlerce hatta binlerce askerin ve ağır iş makinelerinin havadan bölgeye indirilmesinin gerekebileceği vurgulandı. Askeri uzmanlar, operasyonun son derece zorlu olup haftalarca sürebileceğini açıkça ifade etti.

NÜKLEER TEHDİT Mİ YOKSA İŞGAL BAHANESİ Mİ?
İsrail ve ABD'nin geçen yıl İran'a yönelik düzenlediği o ağır hava saldırılarından önce, Tahran yönetiminin 400 kilogramdan fazla yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyuma ve yüzde 20 seviyesinde yaklaşık 200 kilogram fisil maddeye sahip olduğu kayıtlara geçmişti. Bu tehlikeli materyalin kolaylıkla yüzde 90 silah seviyesine çıkarılabildiği vurgulandı. ABD kanadından gelen peş peşe açıklamalar da bu planın ayak sesleri niteliğindeydi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 27 Mart'ta Washington'ın hedeflerine kara harekatına gerek kalmadan ulaşabileceğini belirtmiş; Savunma Bakanı Pete Hegseth ise 13 Mart'ta, İran'ın uranyumu gönüllü olarak devretmesinin tercih edildiğini ancak aksi durumda askeri seçeneklerin de masada bulunduğunu ifade etmişti.

URANYUM KRİZİ KÜRESEL GÜVENLİĞİ TEHDİT EDİYOR
Nükleer reaksiyonu başlatan ve doğada sadece yüzde 0,7 oranında bulunan U-235 izotopunun teknolojik yöntemlerle artırılması işlemine dayanan zenginleştirilmiş uranyum, bu emperyalist krizin asıl kalbini oluşturuyor. Nükleer santrallerde devasa miktarda elektrik üretmek için gereken bu düşük seviyeli yakıtın, zenginleştirme oranının yüzde 90 ve üzerine çıkarılmasıyla bir anda nükleer silah yapımı için temel bileşen haline geldiği kaydedildi. Bu durumun sadece bölgesel enerji rekabeti değil, aynı zamanda küresel güvenlik ve diplomasi açısından da hayati bir stratejik öneme sahip olduğuna bir kez daha dikkat çekildi.




