Uluslararası arenada diplomatik kılıçlar bir kez daha çekildi, Washington hattından gelen tehdit dozu yüksek açıklama Lahey'de adeta deprem etkisi yarattı. Küresel adaletin sembolü sayılan bir kurum ile dünyanın en büyük askeri gücü arasındaki ipler tamamen koptu. Nobel Komitesi'nin tercihiyle başlayan fırtına, Beyaz Saray'ın sert misillemesiyle dakikalar içinde küresel bir hesaplaşmaya dönüştü.

"UCM'yi Adım Adım Yıkacağız"

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, sosyal medya hesabından paylaştığı videoyla kararı bizzat ilan etti. Mahkemenin varlığını doğrudan hedef alan Rubio, kullanılan ifadelerde sınır tanımadı:

"Başkan Trump, Uluslararası Ceza Mahkemesinin Amerikalıları yargılamasına asla izin vermeyecektir. İşte bu nedenle bugün ABD, Uluslararası Ceza Mahkemesine yaptırım uyguluyor."

Mahkemenin tarafı olmadıklarını ve Amerikan vatandaşları üzerinde hiçbir yetkisini tanımadıklarını hatırlatan Rubio, UCM'nin geleceğine dair resti çekti:

"Ya UCM tehditlerine son verecek ya da biz UCM'yi ortadan kaldıracağız. Bunu yapmazlarsa ABD, Amerikalılar artık tehdit altında kalmayana kadar UCM'yi adım adım yıkmaya devam edecektir."

Nobel Kararından Saatler Sonra Gelen Misilleme

Yaptırım kararının zamanlaması başkent kulislerinde dikkat çekti. Adım, mahkemenin eski yargıçlarından Güney Afrikalı hukukçu Navi Pillay'ın 2026 Nobel Barış Ödülü'nü kazandığının duyurulmasından sadece birkaç saat sonra açıklandı.

Pillay, kısa bir süre önce İsrail'in Gazze'de soykırım işlediği sonucuna varan kapsamlı bir Birleşmiş Milletler raporunun hazırlanmasına liderlik etmişti.

İki taraf arasındaki gerilim aslında yeni değil. UCM, Kasım 2024'te Gazze'deki soykırım suçlamaları kapsamında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. Karara sert tepki gösteren Washington, ağustos ayında UCM Başkanı Tomoko Akane başta olmak üzere birçok yargıç ve savcıyı yaptırım listesine almıştı.

ABD Başkanı Donald Trump da Rubio'nun mahkemeye karşı başlattığı bu sert sürecin asıl gayesini gizlememiş, yürütülen kampanyanın kendisini değil doğrudan İsrail Başbakanı Netanyahu'yu koruma amacı taşıdığını açıkça dile getirmişti.

Kaynak: Haber Merkezi