Orta Doğu'da taşları yerinden oynatan, küresel piyasaları ve enerji hatlarını rahatlatan Washington-Tahran yakınlaşması, resmiyete dökülüyor. Günlerdir "İmzalar nerede atılacak?" sorusu uluslararası basının bir numaralı gündem maddesiydi. Sonunda İsviçre devreye girdi ve dünya tarihine geçecek o tarihi buluşmanın ev sahibini duyurdu. Yıllardır süren gerilimin ardından iki düşman kardeşin kurmayları, Alp dağlarının eteklerinde aynı masaya oturacak. Vatandaşın ve uluslararası kamuoyunun gözü kulağı bir süredir bu takvimdeydi; düğmeye basıldı ve heyetlerin yolculuk planı netleşti.

İsviçre Dışişleri Bakanlığı Resmen Doğruladı

Kulisleri hareketlendiren haber, İsviçre'nin resmi haber ajansı Keystone-SDA tarafından dünyaya servis edildi. İsviçre Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD-İran mutabakatının ülkenin gözde noktalarından Bürgenstock kasabasında imzalanacağı kesin olarak doğrulandı. Bern yönetiminden yapılan bilgilendirmede, tarafların uzlaşması ve heyetlerin İsviçre'ye sorunsuz bir şekilde gelebilmesi için son birkaç gündür ABD, İran, Pakistan ve Katar ile çok yoğun bir diplomasi trafiği yürütüldüğü kaydedildi.

Masadaki Dört Ülke de Aynı Adresi İstedi

Bürgenstock kasabasının seçilmesi tesadüf değil. Bakanlık, bu özel lokasyonun Pakistan ve Katarlı arabulucuların yanı sıra bizzat ABD ve İran heyetleri tarafından da ortaklaşa önerildiğini bildirdi. Süreç boyunca geleneksel tarafsızlık politikasını konuşturan İsviçre'nin tam bir arabulucu rolü üstlendiği, dev zirvenin kendi topraklarında kusursuz bir şekilde yapılabilmesi için hem diplomatik hem de pratik tüm koşulları eksiksiz sağladığı ifade edildi.

Masada Kimler Olacak?

Anlaşmanın meşruiyeti ve ciddiyeti, masaya oturacak isimlerle de tescillendi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi, 19 Haziran'daki resmi imza töreninde İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in bizzat hazır bulunacağını duyurdu. Bu hamle, mutabakatın her iki ülkede de en üst düzey yasal güvence altına alındığının açık bir kanıtı olarak yorumlandı.

Hürmüz Boğazı Açılıyor, Abluka Kalkıyor

Zirveye giden yolun taşlarını ise Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in iki ülkenin mutabakata vardığını ilan etmesi döşemişti. Ardından İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de Washington ile el sıkışıldığını onaylayarak gözleri 19 Haziran tarihine çevirmişti. Anlaşmanın dünyaya ilan edilen en somut çıktısı ise bizzat ABD Başkanı Donald Trump’tan geldi. Trump, barış anlaşmasının tamamlandığını belirterek, Hürmüz Boğazı'nın ticarete açılacağını ve ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının derhal kaldırılacağını ilan etti.

Tel Aviv'de İsyan: Çekilmiyoruz

Kafalar karışık, zira Washington ile Tahran'ın el sıkışması bölgedeki bazı aktörlerin hesaplarını tamamen altüst etti. Mutabakatın özellikle Lübnan cephesini de kapsayacağının açıklanması İsrail'de adeta deprem etkisi yarattı. Karara ilk isyan ise hükümetin en tepesinden geldi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz, peş peşe yaptıkları sert açıklamalarda, Lübnan'ın güneyinde işgal altında tuttukları bölgelerden kesinlikle çekilmeyeceklerini ileri sürerek anlaşmaya meydan okudu.

Kaynak: Haber Merkezi