Beyaz Saray’ın küresel yaptırım çemberi bu kez Küba’yı hedef aldı. Orta Doğu'daki askeri operasyonlar ve enerji krizleriyle sarsılan uluslararası siyaset arenasında, şimdi de Karayipler ekseninde tansiyon yükseliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Küba'daki yönetim kadrosunu ekonomik ve siyasi olarak tamamen izole etmeyi amaçlayan yeni bir paketi devreye soktu. Bölgede barış umutları gölgelenirken, Havana yönetiminden askeri rest gecikmedi.

"Baskıdan sorumlu elitler listeye alındı"

Yaptırım kararına ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, hedefe konulan isimlerin rejim elitleri olduğunu belirtti. Rubio, açıklamasında, "Küba halkını baskı altında tutmaktan sorumlu olan Küba güvenlik birimleriyle bağlantılı hükümet yetkilileri ve askerler de dahil 11 Küba rejimi elitini ve 3 hükümet kuruluşunu yaptırım listesine aldım" ifadesini kullandı. Küba’nın içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik gidişatın her geçen gün kötüleştiğini savunan Rubio, bu adımların sadece bir başlangıç olduğunu ve yeni yaptırımların da yolda olduğunu dünyaya ilan etti.

Trump'ın gözü Küba'nın üzerinde

Washington kulislerinde, bu hamlenin daha büyük bir planın ilk adımı olduğu konuşuluyor. Küba'yı "komünist rejiminin oluşturduğu" acil bir ulusal güvenlik tehdidi olarak nitelendiren Rubio, listeye eklenen isimlerin ülkeyi "yabancı devletlerin sömürüsüne" açık hale getirdiğini öne sürdü. Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump'ın dış politika stratejisiyle de tamamen örtüşüyor. Trump, son dönemde yaptığı açıklamalarda, İran krizinin ardından rotayı Küba'ya çevireceklerinin sinyalini vermişti. Küba'yı "çökmüş bir devlet" olarak tanımlayan ABD Başkanı, adadaki kronikleşen siyasi ve ekonomik sorunları ancak Washington'ın çözebileceğini iddia ediyor.

"Bölge kan gölüne döner" uyarısı

ABD kanadından yükselen bu tehditkar açıklamalara ve yaptırım kararlarına Küba liderliğinden çok sert bir yanıt geldi. Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, Beyaz Saray'ın adımlarının ekonomik ambargoyu aşarak askeri bir müdahaleye zemin hazırlama çabası olduğunu vurguladı. ABD'nin müdahale için açıkça "bahane" aradığına dikkat çeken Diaz-Canel, Washington'ın askeri bir çılgınlığa kalkışması durumunda bölgenin "kan gölüne döneceği" uyarısında bulundu.

Kaynak: Haber Merkezi