Diplomasi, çok şey söyleyip hiçbir şey ifade etmemek midir? Çünkü özellikle Türkiye-AB ilişkilerinde bir araya gelince söylenmedik söz kalmıyor ama sıra Türkiye’nin üyeliğe alınmasına geldiğinde, ya “Türkiye aday ülke” ya “Türkiye kilit önemde” ya da “Gerçekçi ortaklık” gibi bir takım kavramlar dillendirilerek sonuca baktığımızda 50 senedir kapıda bekletmeleri yetmiyormuş gibi biraz daha adaylığa devam edin diyorlar. İşin garibi bir de bu kapıda bekletilmenin ne zaman sona ereceği belli değil. Çünkü Türkiye’ye böyle bir açıklama yapma ihtiyacı duymuyorlar. Avrupa Parlamentosu’nun bu yılki raporunda, Türkiye ile AB’ye üyelik yerine, “Daha gerçekçi ortaklığa devam edilecek” deniyor. Yani üyeliğimize yine hayır denilmiş durumda. Bu seferki bahaneleri ise Rusya-Ukrayna arasındaki savaş ve Türkiye’nin bu savaşta iki ülke arasında tarafsız bir tavır takınmış olması.

Şu anda Avrupa Birliği 27 üye ülkeden oluşuyor. Bir de bizim gibi kapıda bekletilen 9 üye var. Türkiye’nin hangi ülkelerle birlikte görüldüğü ise dikkat çekici, AB’ye katılmayı bekleyen 9 ülke şöyle sıralanıyor: Arnavutluk, Ukrayna, Moldova, Gürcistan, İzlanda, Kuzey Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Türkiye. Aday 9 ülkeden birisi olan İzlanda ise müzakereleri askıya almış durumda. Bu noktada Kıbrıs’ın bile üyeliğe alınmış olmasına rağmen Türkiye’nin kapıda bekletilmesi, bunun da ötesinde Kıbrıs’ın üyeliğinin ülkemize yönelik sürekli kullanılıyor olmasını da unutmamak gerekiyor. Diyebiliriz ki, Avrupa Birliği Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarının yanında yer alıyor. Bu arada Birleşmiş Milletler’in de Türkiye ile Yunanistan ve Kıbrıs konusunda bir ihtilaf söz konusu olduğunda tavırlarının net bir şekilde Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarının yanında yer alıyor olması da söz konusu bu uluslararası örgütlerin Haçlı ittifakının azat kabul etmez üyeleri olduklarını, bu sebeple de artık Haçlıların kapılarında bekleyerek onlardan bir güler yüz beklemenin anlamsızlığını görmek durumundayız. Sonuç olarak bir de unutmuş olanlara Avrupa Biriliği’nin 27 üyesinin isimlerini sıralamak istiyorum. Çünkü kimlerin üye kabul edildiğini gördükten sonra sanıyorum AB kapısında beklemenin bize bir şey kazandırmadığını görmek zor olmayacaktır.

İşte AB’nin 27 üyesi: Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çekya, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hırvatistan, Hollanda, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, Yunanistan.

Bu üyeler yıllardan beri örgüt içinde yer alırlarken Türkiye’ye üyelik yerine ne anlama geliyorsa, ‘Gerçek Ortaklık’ teklif ediyor olmaları sanıyorum Türkiye’yi aralarında görmek istemediklerinin bir ifadesidir. Böyle olunca da üyelik için müracaatımızın üzerinden 50 yıldan fazla zaman geçmiş ve bu arada Sovyetler Birliği’nin özellikle Varşova Paktı’nın dağılmasının ardından söz konusu ittifak içinde yer alan bazı ülkelerin hemen AB’ye alınmış olması sık sık dile getirdiğimiz Haçlı ittifakının birlikteliği ve ortaklığının özelliklerini göstermeye yetecektir.

Kısacası AB’nin her yıl hazırlayıp açıkladığı raporların içeriğini merak etmekten vazgeçmek gerek artık bunların oluşturduğu birlikteliğin bir Haçlı ittifakı olduğunu görerek yerimizi oluşturmak için gayret sarf etmek ve bu yerin de İslam Birliği olduğunu görmek durumundayız. Çünkü Haçlıların Türkiye’yi kapıda bekletmekten vazgeçmeye niyetli olmadıkları net bir şekilde görülüyor.