“ İnsan olduğu için İslam oldu ve İslam olduğu için insan
vardır.” N.F.Kısakürek
İnsanın beyin yapısı, “arayış”a yönelik bir şekilde
yaratılmıştır.
Bu nedenle insanın fıtratı, geleceğe sürekli umutla bakar.
Umut bir motivasyon aracıdır, toplumların “dinç ve
heyecanlı” kalabilmeleri için en önemli etkendir.
Şüphesiz insanlık, maddi alandaki arayışlarında büyük
başarılar kaydetmiştir.
Ancak ruhsal alandaki arayışları çoğu zaman büyük bir hayal
kırıklığıyla sonuçlanmıştır.
Bugün insanlık, yüreğinde hüküm süren ruhsal boşluğu
gidermek ve sorduğu sorulara yanıt bulabilmek amacıyla çeşitli yollara
başvurmuş ve vurmaktadır da..
Sayısız kişi, çözüm için bilime, politikaya, felsefeye,
materyalizme veya bir çok tarikatlara ve cemaatlere sığınmaktadır.
Bazıları da bu arayışlardan tamamen usanıp kendilerini
dengesiz eğlencelere, uyuşturucuya, madde kullanımına veya alkolizme
kaptırmıştır.
***
İnsanı ruhsal bunalımlara iten”Marks”ın üretim ve tüketimi.
“Hegel”in mallarının mübadelesi.
“Darwin”in maymunu.
“Freud”un cinsiyeti üzerine kurulan Batı kültürünün
toplumları ve kişileri mutlu edemediğini gördük.
Öyleyse bütün insanlığın problemlerinin temelinde
“maneviyatsızlık” yatmaktadır.
Tüm manevi ve insanî duygularının yerini maddi endişeler
kapladığında, insanın mutlu olması mümkün mü
Çare ise, yalnız maddeci ve batıl kültürle paslaşan kalplere
yeniden “İslam ruhunu” vermekle mümkündür.
Bu işin bu güne kadar başka bir çaresi ne bulunmuştur, ne de
bulunabilir
Avrupa, Amerika, Rusya’nın inandıkları materyalist fikrin
karşısında duran hakiki kuvvet “İslâm” dır.
İslam’ın dışında olan bütün rejimler bunun endişesini ve
korkusunu taşımaktadırlar.
Doğu’nun ve Batı’nın büyük düşünürleri İslam’a girmekte,
gerçek mutluluğu ve kurtuluşu onda bulmaktadırlar.
***
İslam’ı seçen Fransız düşünürü “Roger Garaudy,” İslam
hakkındaki düşüncelerini şu şekilde anlatıyor:
“İslam, çağları arkasından sürükleyen bir dindir.
Diğer dinler ise, çağların arkasından sürüklendi.
Yani İslam dışındaki tüm dinler zamana uyduruldu.
Mukaddes kitaplar, her zamana göre tahrif edildi.
Kur’an ise; indirildiği günden beri hep zamana hükmetti.
O, zamanı değil zaman onu izledi.
Zaman yaşlandıkça, o gençleşti.
Bu çağlar üstü bir olaydır. Bugüne kadar bunca savaşların
bıraktığı korkunç sosyal, siyasal ve ekonomik sarsıntılardan daha büyük bir
olaydır bu.
İslâm dini, materyalizme pozitivistlerin görüşüne,
egzistansilistlere de hâkimdir.
Ama, bunlardan hiçbiri İslam’a hâkim değildir.”
Evet, “Roger Garaud”’in İslam hakkındaki düşünceleri böyle.
Bunun gibi daha nice şahsiyetler, İslam’ı seçerek
yaptıkları, açıklamalarla bütün dünyanın dikkatlerini üstlerine toplamışlardır.
***
Servet, konfor ve teknolojinin peşinde koşmaktan yorgun
düşen modern insan, bugün “kaybettiği imanı ve ideali aramakta” ve onun hasretiyle
yanmaktadır.
Gariptir ki, devletlerin en çok ihmal ettikleri, hatta bazı
ülkelerde hiç meşgul bile olmadıkları buhran da “manevi buhran”dır.
Halkın maddi ve iktisadi ihtiyaçları tatmin edilince her işi
düzelecek, yoluna girecek zannediliyordu.
Fakat, olaylar ve zaman bunun aksini gösterdi.
Çağımızda tekniğin ve bilimin muhakkak ki iyi ve üstün
tarafları vardır.
Toplumlar elbette dağlar gibi tarih boyunca hiç değişmeden
oldukları yerde kalacak değiller.
Bir değişiklik ve tekâmül elbette olacak ama bunun belli
kuralları ve ölçüleri olmalı.
Bugün insanlık tabiatın esiri olmaktan kurtulmuş, adeta
tabiatta hükmetme durumuna gelmiştir.
Bunun yanında “modern medeniyetin insanları” sefalet
içerisinde bunalımlar geçirmelerine ne demeli
Netice itibariyle günümüz insanı, ya da “modern insan,” çok
yönlü bir değişim sürecine girmiş bulunmaktadır.
Bu değişim de insanı çeşitli arayışlara sürüklediğinden
insanlığın önünde, “alternatif” olarak “İslam” durmaktadır.
Bu açıdan İslam, yakın gelecekte insanlığın umudu olacaktır.
Biz bu kutsal dinin mensupları olarak umutlarımızı her zaman
canlı tutmalı ve geleceğe umutla bakmalıyız.