1970'li yıllarda okullarda hangi adabı muaşeret dersleri verilirdi?
Mesela, her Pazartesi mendil ve tırnak yoklaması...
Giyim kuşam yoklaması...
Üniformalar temiz mi değil mi? Ütülü mü değil mi?
Ayakkabılar boyalı mı?
Teşekkür etmek, teşekküre cevap vermek...
Lütfen kelimesini kullanmak...
Karşımızdaki bireye ismiyle hitap etmek...
Birisi geldiğinde ayağa kalkmak...
Selam vermek...
Empati kurmak...
İyi bir dinleyici olmak...
Yemek tabağa konmadan önce sofraya oturup beklemek...
Herkes başlamadan yemeğe başlamamak...
Yemeğini bitirmeden kalkmamak...
Sandalyede dik oturmak...
Masaya yakın oturmak...
Yemek yerken ağız şapırdatmamak...
Başkalarının eşyalarını kullanırken izin istemek...
Büyüklere saygılı olmak, küçüklere sevgi göstermek...
Sevdiklerimizi ziyaret etmek...
Temiz ve düzenli olmak...
Müsrif olmamak...
Karşımızda kişinin sözünü kesmemek, onu dinlemek...
Bağırmadan konuşmak...
Öfkeli olmamak, sinirli davranmamak...
MEŞHUR HİKAYEYİ HATIRLAMAK...
Meşhur hikayedir;
İki çoban Ahmet ile Mehmet yıllarca birlikte mal davar otarır...
Günün birinde Ahmet, Mehmet'e sorar;
- Yahu Mehmet, biz yıllardır arkadaşız. Hele de bana, senin hayatta en çok sevdiğin şey nedir?
Mehmet düşünür, taşınır, ağzından şu cümle çıkar;
- Benim hayatta en çok sevdiğim şey soğanın cücüğüdür!
Aradan 10 saniye geçer. Bu kez Mehmet, Ahmet'e sorar;
- Ben dedim, peki senin hayatta en çok sevdiğin şey nedir?
Ahmet hemen cevap verir;
- Geriye ne kaldı ki?
Her iki çobanın da hayatta en çok sevdiği meğerse soğanın cücüğü imiş...
GERİYE BU ADETLERDEN NE KALDI Kİ!
Şimdi burada sorulması gereken soru şu;
1970'li yıllardaki adabı muaşeretten günümüze ne kaldı...
Geriye bir şey kalmadı ne yazık ki...
Biz velilerde mi bir tuhaflık var, yoksa çocuklarda mı, yoksa sistemde mi?
Acaba eksiklik nerede?





